Bu yıl, Pazar gününe geliyor. Koronavirüs de olsa, yasaklar olsa da, kavuşamamak olsa da, karamsarlıklar olsa da, bir efkardır sevda!
Başlangıcı Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanan Sevgililer Günü, tüm dünyada romantizmi temsil eden gün olarak kutlanıyor. Batıdan doğuya birçok ilkede benimsenen bu özel gün, farklı kutlama gelenekleriyle kültürlere göre değişiklikler gösteriyor.
Sevgililer günü, aynı gün bir arada olmayanlar, ayrı yerlerde olanlar için de bir anlamda sınav niteliğindedir. Hasretlik çekenlerinde, sevgililer günüdür bugün.
Sanırım şimdi sevdalanmakta kolay, sevmekte sevilmekte!
Ferhat gibi dağları delmeye, Mecnun gibi yolara düşmeye gerek yok.
Cep telefonları ellerde, bilgisayarlar keza öyle!
Yıllar önce sevgililerin de işi kolay değildi, günlerce postacı yolu beklerlerdi. Sevgiliden, yardan, bir satır için! Telefon yoktu ki evlerde, bir iki komşu dışında!
Telefon kulübelerinde insanlar dakikalarca kuyrukta, ellerinde jetonlarla, sevgiliye bir kelime söylemek için, sesini duymak için beklediği, doğru dürüst bir kelime dahi söyleme fırsatının olmadığı günlerdi!
Yıllar önce askerden yazdığım mektuplardan bir tanesi…
* * * * *
Kahramanmaraş; 25.12.1982
Çiğdem’im
Henüz seninle haberleşme olanağı bulamadık. Sebebi malum, adresimin tam olarak belli olmayışı, yolladığım mektup ve kartın belki de daha elline geçmeyişidir. 23 Aralıkta sağlık karnelerini yolladım Kayseri’ye de muhtardan ilmühaber almaları için yazdım. Postaneden Orduevine dönüp yemek yedikten sonra vakit erken diye biraz dolaştık. Maraş’ın güzel pastanelerinden Yaşar Pastanesine oturup tatlı yedik. Bölüğüm belli olduğu için artık içtimalara 8 nci bölüğün 3 ncü takımının önünde çıkıyorum. Bölük komutanı ile dün akşam karargahta görüştük. İsteklerini, ne yapmam gerektiğini benim sormak istediğimi ve sorunlarımın olup olmadığını sordu. 3 ncü Takımın Takım Komutanı olacaksın dedi. Bölüğümüz kalabalık değil. 79 mevcutlu. Yoklamaya 50 kişi kadar çıkıyor. Kimisi izinli, raporlu ve nöbette olanlar var. Neyse.
Maraş garip bir memleket, insanları tanımak, tahlil etmek biraz zor galiba. Yerli kadınlar çoğunlukla siyah peçe içerisinde. Tahmin edildiği kadar küçük sayılmaz. Dağların yamaçlarından aşağıya doğru yerleşmiş düz ovada son bulmuş, evlerin bulunduğu bir şehir. Garaj şehrin girişinde bizim Tabur şehrin sonunda. Şehirle iç içe sayılırız.
Seninle irtibatı sağlayamadık. Telefon işini halledebilirsek çok rahat olacak. Hatice’yle konuştuğum 72 lira tutmuş. Tabur’dan açtığım için PTT her zaman % 50 indirimli yazıyormuş. Onun için senin belirteceğin bir telefon olsa devamlı görüşme olanağı buluruz. Hastanede devamlı direk görüşme olanağı olursa senin belirteceğin günler saat 17.00’den sonra devamlı ararım.
Örneğin her hafta Perşembe günü görüşelim. O günler senin belirteceğin telefonu 17.00’den sonra bağlatırım, yarım saate kalmaz çıkar. Anneme söylersin. O gün ya gelirler beraber dönersiniz veya geç geleceğinden haberi olur. Bence en iyisi hastaneden bir telefon ayarlaman. Sen beni ara diyeceğim ama bu daha zor. Postaneye geleceksin, bekleyeceksin. Belki bulunmayacağım. Perişan olursun. Yine de karar senin, nasıl uygunsa ona göre belirt. Mektuplarda bir hafta veya 10 günde gidip veya geliyormuş. Bunu da göz önüne alarak belirteceğin gün. Haftada bir gün konuşuruz. Annem dedim de aklıma geldi. Bugün gelmişlerdir. Yalnızlığın biraz olsun dinmiştir. Biraz olsun rahatlarsın.
Bende bugün takım elbiselerimi giyip tebrik kartları almak için çıktım. Maraş manzaralarının hepsini aldım. Sırayla yollayacağım. Yılbaşı içinde birkaç kişiye kart yazdım.
Ah! Çiğdem’im ne yapalım. Uzakta olsa hayallerinle yaşamakta güzel!
Şair diyor ki;
UZAKTA
Her gün seni arıyorum,
Niçin benden uzaktasın?
Dağa taşa soruyorum,
Niçin benden uzaktasın?
Yanık bir bülbül ötüyor.
Sesini hatırlatıyor.
Yüzün gözümde tütüyor
Niçin benden uzaktasın?...
Evet Birtanem telefon irtibatını sağladığımız zaman senin ne zaman geleceğini konuşuruz.
Canım ayrılık zor ama sonunda buluşmak varken güzel! Ya kazalar… Beni hep korkutan o. Yoksa senin gelmeni her zaman isterim. Yine de ayda bir buluşma olanağı yaratırız. Burada havalar geldim geleli bir gün soğuk oldu. Diğer günler sabah ve akşam soğuk oluyor. Gündüzleri iyi sayılır. Dağların üzerinde karlar olsa da Maraş’a kar yağmazmış. Fakat ayaz ve rüzgar kar’ın soğuğunu getirir diyorlar. Yine de Doğu’ya Kayseri’ye nazaran iyidir.
Unutuyordum. Bugün yine Yaşar Pastanesine gittik. Tatlı yedik. Diğer İstihkam ve Sıkıyönetimden Atğm. arkadaşlar geldi, onlarla tanıştık. Oradan Orduevine uğrayıp kartları yazdım. Tabura gelip, havuz başı denen oturma yerimizde şu anda sana yazıyorum. Birazdan PTT’ye inip atayım ki canıma biran evvel ulaşsın. Söylemek istediğim Tez notların. İster kontrol et okunmayan yerleri tamamla, istersen tamamla, buraya gelince getirirsin. Ben akşamları bölük odasındaki daktilo ile yazarım.
Çiğdem’im daha bir hafta oldu geleli. Sanki bir yıl oldu. Fakat alışırsın diyor arkadaşlar. Tuzla’da çektiğim zorluğu çekmiyorum. Zaten alışmakta zorundayız. Fakat Tuzla’yı arıyorum.
Beni hiç iyisi bulmaz. Tuzla’dan gelen çocuk bir horluyor aklın almaz. Şimdiden aram açıldı. Tahammül edemiyorum. Çare yok. Ona da alışmak zorundayım.
Çiğdem’im sesini duysam her hafta onun heyecanı bekleyişi zamanı su gibi yapar kanısındayım. Annemler yaza kadar idare etsinler. Onlar senin yanında diye biraz olsun rahatım. Kömürümüz var birtanem! Yalnız başına seni İzmir’de bırakmak çok zor geldi bana!
Mektuplaşmada tatmin etmez geliyor bana, sesini duymak belki! Çünkü mektupların gelmesi gitmesi zaman alıyor. Fakat yine de sık sık azda olsa Posta Kutusunu boş bırakmam.
Telgraf gerekirse kısa olarak şöyle yaz yeter. Boş yere para tutmaz.
Atğm: Alaattin Karaer
3. P. Tb. Kahramanmaraş
Mektuba uzun adres yazabilirsin.
39. P.Tug. 3P.Tb. 8. P.Bl. P.Tk. K.
Anneme selam, Barış’ı öperim. Seni defalarca her saat ve dakika…
* * * * *
Kah bir şiirle, kah bir şarkının sözleriyle. İster bizim olsun kelimeler ister başkasına ait. Ama biliriz ki karşımızdaki insana söylerken, yazarken bizim sevgimiz girer içine.
HERŞEYE RAĞMEN SEVMEK VE SEVİLMEK DÜNYANIN EN GÜZEL DUYGUSU…
Ne güzel şey birisine bunları söyleyebilmek, ondan duyabilmek.
Bir tek cümle, tek bir kelime yetecek sevdiğimize!
Her yıl sevgililer günün de olduğu gibi son cümlelerimle yazıma son vermek istiyorum.
Tüm dünyada kabul gören ve kutlanan bir gündür bu gün. Önemli olan gönüllerin bir olmasıdır.
Aşkı ve sevgiyi daha da güçlendiriyor belki de Sevgililer günü…
Bir orkide, bir gül tüm kırgınlıkları bir anda yok edebiliyor… Gülen gözlerden, tebessüm eden dudaklardan çıkacak tek bir cümleyi herhalde seven de sevilen de söylemek istiyor.
Bir tek cümle, tek bir kelime yetecek sevdiğimize!
“Seni Seviyorum!”
Çünkü sevmek inanmaktır, yaşamaktır, paylaşmaktır, beklemektir.
Sevdiğinizle, sosyal mesafelide olsa, maskeli de olsa, ele ele olmasa da, bir mum ışığında, göz göze olabilirsiniz. Bugün sizlerin günü, kimseden sıkılmadan, çekinmeden, kalbinizden geçirdiğiniz ve söyleyemediğiniz o cümleyi hiç olmazsa bugün en gür sesinizle haykırabilirsiniz.
“Seni Seviyorum!”
Bende bu güzel günde, torunlarımın babannesi, çocuklarımın annesi eşimi, sevdiğimi bir kez daha haykırıyorum “Seni Seviyorum!”
SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN !