Yasaklar içinde tanıdım seni, sen bana yasak, ben sana yasak… Elimi tuttuğun anlarda bile ne kadar yakınsan bana, bir o kadar uzak…
Bu güzel duygular içerisinde bir sevgililer günü daha geldi.
Kapitalizmin oyunlarından, tüketim tuzaklarından birisi bu günler.
Daha fazla nasıl kar ederim hırsı!
Reklam kampanyaları günler öncesinden başlıyor. Kırıkkale’de bu iş kolay! Büyük şehirlerde oturanlar düşünsün! Okuyorum, sevgililer günü sektör haline gelmiş;
“Pırlanta yüzükler, hem de taksitle!”,
“Sevgililer Günü Konseri”,
“Teknede Sevgililer günü”,
Çiçekçilerde bu hizmet sektöründe en fazla payını alanlardan, öyle çiçekler hazırlamışlar ki, istersen alma.
Gözler kalbin aynasıdır
Yalan nedir bilmez onlar
Siyah mavi yeşil olsun
Aşkı inkar etmez onlar
İnsanoğlu var olduğundan bugüne, dil, din, ırk farkı gözetmeksizin, aşkı, sevgiyi her zaman her yaşta yaşamış, hissetmiştir. Şarkılar, türküler, şiirler genelde sevgi üzerinedir ayrılıklarda yaşansa, acılarda yaşansa! Teknoloji ile belki farklılıklar göstermiştir, sevgililerin birbirlerine duygularını açıklamaları. Fakat bir gerçek vardır ki; yukarıdaki şarkı mısralarında belirttiği gibi, gözler yalan söylemez. Sevginizi hangi yaşta olursa olsun içinize gömseniz de, gözler hiçbir zaman yalan söylemez. Hiçbir şeyin sevginin üstünde olmadığını her insan bilir. Bilir bilmesine de, bunu ifade etmekte nedense kimi zaman güçlük çeker. Kimi kitaplara sığdıramamıştır duygularını, kimi iki cümleyle anlatmıştır sevdasını.
Yıllar önce sevgililerin de işi kolay değildi, günlerce postacı yolu beklerlerdi. Sevgiliden, yardan, bir satır için! Telefon yoktu ki evlerde, mahallelerde bir iki komşuda oda varsa.
Telefon kulübelerinde insanlar dakikalarca kuyrukta, ellerinde Jetonlarla, sevgiliye bir kelime söylemek için, sesini duymak için beklediği günler, doğru dürüst bir kelime dahi söyleme fırsatının olmadığı günler!
Sanırım şimdi sevdalanmakta kolay, sevmekte sevilmekte!
Ferhat gibi dağları delmeye, Mecnun gibi yolara düşmeye gerek yok.
Cep telefonları ellerde, Bilgisayarlar keza öyle!
Gel keyfim gel, böyle sevmeye can kurban!
Silah icat oldu, mertlik bozuldu desek de, telefondaki mesaj, internetteki chat’leşme de olsa, bir duygunun yüze çıkmasıdır.
Yasaklar olsa da, kavuşamamak olsa da, karamsarlıklar da olsa, bir efkardır sevda!
Şairin dediği gibi;
“En derin denizlerin dalgalarında bir efkardır sevda… Bazen ne yaşanılacak ne de konuşulacak bir şey bırakmadan alıp başını gidendir sevda…!”
Kah bir şiirle, kah bir şarkının sözleriyle. İster bizim olsun kelimeler ister başkasına ait. Ama biliriz ki karşımızdaki insana söylerken, yazarken bizim sevgimiz girer içine.
Ne güzel şey birisine bunları söyleyebilmek, ondan duyabilmek.
14 Şubat ticari mi, romantik mi? Belki her ikisi de doğru olabilir. Ama sevginin paylaşıldığı, hatırlandığı her gün özeldir.
Ancak insanlar için sevginin varlığıdır önemli olan. Hızla akıp giden yaşamımızın da, hiç farkında dahi olamadığımız değerleri belki de bir anlamda hatırlama günüdür.
Tüm dünyada kabul gören ve kutlanan bir gündür bu gün. Önemli olan gönüllerin bir olmasıdır.
Aşkı ve sevgiyi daha da güçlendiriyor belki de Sevgililer günü…
Bu ekonomide çıkmaz da, “Gül” yine cep yakacak dense de;
Bir orkide, bir gül tüm kırgınlıkları bir anda yok edebiliyor… Gülen gözlerden, tebessüm eden dudaklardan çıkacak tek bir cümleyi herhalde sevende sevilende söylemek istiyor.
“Seni Seviyorum!”
Çünkü sevmek inanmaktır, yaşamaktır, paylaşmaktır, beklemektir.
Sevdiğinizle bir mum ışığında, baş başa el ele göz göze olabilirsiniz. Bu gün sizlerin günü, kimseden sıkılmadan, çekinmeden, kalbinizden geçirdiğiniz ve söyleyemediğiniz o cümleyi hiç olmazsa bu gün en gür sesinizle haykırabilirsiniz.
“Seni Seviyorum!”
Bende bu güzel günde çocuklarımın annesi, evliliğimizde 47. Yıla girdiğimiz eşime; sevdiğimi bir daha haykırıyorum. “Seni Seviyorum!”