Aslında bir mesele hakkında yazmak o meseleyi gündemde tutmak gibi bir sakıncayı içinde barındırıyor. Ancak hiç tepki vermemek ise küstahlığın katlanarak artmasına yol açarak sabırları zorlayacak düzeye erişebiliyor. Bu sebeple nefesimiz yetiyorken sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Son zamanlarda açık ve küstah bir terör propagandası görünür olmaya başladı. Suriye’de YPG’li bir kadın teröristin saçı kesildiği için ülkemizdeki şer odaklarının mensupları durumu bir terör propagandasına çevirerek saçlarını örüp şov yapmaya yeltendiler.
Terör örgütleri sembollerle konuşur. Silahın giremediği yere simge girer. Bayrağın asılamadığı duvara işaret bırakılır. Bugün saç örgüsü üzerinden yürütülen şey de budur. Aidiyetin, desteğin ve meydan okumanın düşük maliyetli ama yüksek mesajlı bir versiyonu. Ve ne yazık ki bu yöntem, yeterince karşılık görmediği için her geçen gün daha pervasız hale gelmektedir. Asıl tehlike, terör desteğinin bu derece aleni olmasıdır. Binlerce günahsız kadının canına kıyan insanlık dışı terör örgütünü masummuş gibi sunmaya kalkışan, gizlenmeyen, saklanmayan bir destekten söz ediyoruz. Bu cesaret, kendiliğinden oluşmaz. Devletin kararlılığını, toplumun tepkisini ve hukukun caydırıcılığını test eden bir küstahlıktır bu.
Daha vahimi ise bu sembollerin kamuda görev yapan kişiler eliyle sergilenmesidir. Devletin maaşını alan, devletin üniformasını taşıyan, özellikle de sağlık gibi toplumun en hassas alanlarında görev yapan insanların, terör örgütleriyle özdeşleşmiş simgelerle görünürlük kazanması açık bir tehdittir. Bu sadece bir “ifade özgürlüğü” meselesi değildir. Bu, devlete sadakat ve topluma karşı sorumluluk meselesidir.
Terör desteğinin bu kadar aleni hale gelmesi toplumsal huzuru zedeler, fay hatlarını gerer ve iç çatışma riskini büyütür. Çünkü bir toplumda terör desteği bu kadar rahat sergilenebiliyorsa, cesaret yanlış yerlere dağıtılıyor demektir. Bu da yarın için çok daha büyük sorunların habercisidir.
Birileri saçını örüyor, sembollerle mesaj veriyor, devleti ve toplumu sınıyor; biz ise dişimizi sıkmaya devam ediyoruz. Bu ülke, terör propagandasının gündelik hayatın parçası haline gelmesine razı değildir. Olmamalıdır. Normalleştirilen her sembol, büyütülen bir tehdittir.