Bekir AKDENİZ diyor ki Görmem İçin Sen Varsın
Evet değerli dostlarım,
25 yıl zarfında Türkiye'de her alanda ama her alanda yapılan sessiz devrimleri bir görme engelli olarak ben görebiliyorum da bazı aklı evveller nasıl göremiyorlar, doğrusu hayret ediyorum. Demek ki gören göze karanlık perde olmaz. Görmek istemeyen göze ise ışık ne yapsın?
Evet İstanbul'dan örnek verecek olursak, benim hayatım İstanbul'da geçti. İstanbul'un 30,40 yıl önceki hâlini çok iyi bilirim. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde şehir gerçekten büyük sorunlarla mücadele ediyordu. Çöp dağları vardı, hava kirliliği had safhadaydı. Gazeteler kupon karşılığında maske dağıtıyordu. İstanbul'un bir aylık suyu kalmıştı. Hepimizin evinde büyük su bidonları bulunuyordu. Çünkü su yoktu. Su olmayınca hayat da olmuyordu.
Haliç ise ayrı bir problemdi. Haliç Köprüsü'nden geçerken burnumuzu tutardık. Çok kötü kokuyordu. Haliç'te hayat emaresi kalmamıştı; canlı yaşamı neredeyse tamamen yok olmuştu.
O günlerde Sayın Tayyip Erdoğan, “Bir gün gelecek, Allah'ın yardımıyla bu Haliç'i temizleyeceğim. Burada balıklar yaşayacak, insanlar balık tutacak ve yüzebilecek” dediğinde buna inanmayanlar oldu. Hatta bir kişi, “Bunu yaparsan Taksim Meydanı'nda eşek gibi anıracağım” demişti. Ancak verdiği sözü yerine getirmedi.
Peki ne oldu?
Haliç temizlendi. Balıklar geri döndü. İnsanlar balık tutmaya başladı. Çevresinde vakit geçiriyor, spor yapıyor ve yaşamın tadını çıkarıyor. Haliç'ten çıkarılan milyonlarca ton balçık ve çamur ise Alibeyköy'deki taş ve kömür ocaklarının doldurulmasında kullanıldı. Bu alanlar daha sonra çok güzel yaşam alanlarına dönüştürüldü.
İşte basiret, feraset ve azim budur.
Sayın Cumhurbaşkanımız, Ziya Gökalp'in Milli Eğitim müfredatında yer alan bir şiirini okuduğu için cezaevine gönderildi. O günlerde bazı çevreler onun önünün kesilmesi için büyük çaba sarf etti. Hatta “Artık bırakın başbakan olmayı, muhtar bile olamaz” dediler.
Fakat unuttukları bir şey vardı.
Sayın Recep Tayyip Erdoğan'da basiret, feraset, cesaret ve azim vardı. Her şeyden önce Allah'a dayanıyor ve Allah'a güveniyordu. Yeni inancı da imanı da tamdı. Mücadelesinden vazgeçmedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, başarılı olmaması için önüne birçok engel çıkarıldı. Yurt dışı temaslarında bile çeşitli zorluklarla karşılaştı. Ancak bütün bu engellere rağmen hizmet etmeye devam etti. Sayın Cumhurbaşkanımız İstanbul da başarısız olması için elinden geleni yaptılar ama unuttukları bir şey var göklerden gelen bir karar vardı.
Yaradan Sayın Cumhurbaşkanımıza yürü ya kulum demişti Sayın Cumhurbaşkanımız yürümeye başlamıştı.
Değerli dostlarım,
Gerçekten gönüllere girmek istiyorsanız önce gönülden seveceksiniz. Vefalı olacaksınız. Samimi olacaksınız.
Sayın Cumhurbaşkanımızda da bu hasletlerin bulunduğunu düşünüyorum. Halkın dilinden anlayan, geçmişini reddetmeyen ve ecdadına sahip çıkan bir lider olarak milletin gönlünde yer edinmiştir.
Seçimlerde ne oldu kendisi partisinin başında olmadığı halde partisi birinci parti olarak seçimden çıkmayı başardı. Herkesi ters köşe yaptı ama aslında bizler bekliyorduk çünkü Sayın Cumhurbaşkanımız halkın içinde olduğunu halkın gönlünde olduğunu biliyorduk.
Türkiye geneline baktığımızda ise yapılan hizmetleri saymakla bitiremeyiz.
Şehir hastaneleri bunun en önemli örneklerinden biridir. Ben 90 ile 95 yılları arasında göz tedavisi ve ameliyatı için defalarca Almanya'ya gittim. Çünkü o dönemde Türkiye'de bazı retina ameliyatları yapılamıyordu. Almanya'daki hastanede yatarken kendi kendime, “Acaba bir gün benim ülkemde de böyle hastaneler olacak mı?” diye düşünürdüm.
Bugün geldiğimiz noktada şehir hastaneleri birçok açıdan beş yıldızlı otel konforunu aratmayan sağlık merkezleri hâline gelmiştir. Demek ki at binen kılıç kuşananın imiş.
Barajlar, otoyollar, hızlı trenler, havaalanları Türkiye de 25 yıl önce 50 üniversite vardı şimdi ise 200’ün üzerinde üniversite var. Bu yapılan hizmetlere rağmen bu hizmetleri göremiyorlar.
25 yıl önce piyade tüfeğimizi dışarıdan alıyorduk.
Savunma sanayisinde de büyük değişimler yaşanmıştır. Bir zamanlar piyade tüfeğini dahi dışarıdan alan Türkiye; bugün uçak, helikopter, tank, tüfek, İHA, SİHA, füze, savaş gemisi ve denizaltı üretebilen bir ülke konumuna gelmiştir. Üstelik sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp bu ürünleri ihraç da etmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle:
“Nereden nereye...”
Buna rağmen yapılan hizmetleri görmek istemeyenler de vardır. Ancak ben bir görme engelli olarak yapılanları hissediyor, gittiğim her şehirde bu değişimi yaşayabiliyorum.
Lütfen hem kör hem de nankör olmayalım.
Ben körüm ama nankör değilim.
Yapılan sessiz devrimleri görüyor, hissediyor ve takdir ediyorum.
Rabbimden Sayın Cumhurbaşkanımıza sağlık, sıhhat ve hayırlı uzun ömürler diliyorum.
Sevgi ve saygılarımla.