Yazılar yazıldı diller döküldü Sayın Valimize ormanın hakkında bilgiler verildi orman işletmelerine zaman zaman gidildi ama nedense bunlar anlatıldı da bu güzelim orman daha güzel daha iyi oksijen depomuz daha güven verici bir hal alır diye bekledim de durdum. Ormanın parkurları dediğim o yolların boyunca içki şişeleri, kâğıt peçeteler zirve dediğimiz yerde yakılan ateşler yerlere atılan tiner atıkları beni hiç mi hiç iyi düşündürmüyor. O orman bizim ciğerimiz, bizim nefes borumuz, bizim burun damlamız, bizim oksijen tüpümüz 6-7 yıldır orada yürüyüş yaparım tam iki saat olur bu yürüyüşüm. İki dostuz bu yürüyüşte. Çoğalmadı nedense ormanda yürüyen insanlar. Zamanlar beş grup olur gibi oldu onlar da ormanın güvenliksiz olduğunu anladılar ki bıraktılar gelmiyorlar artık. Yine o orman iki dosta kaldı her yer bira şişesi kırıkları birer kibrit sanki otlar kurumuş sıcaklık 40 dereceye yakın bir alev alsa Allah esirgesin ne olacak sonu. Onu hatırlamak istemiyorum. Şimdi de acı bir gerçekle daha karşılaştım. Sabahın erken saatlerinde arkadaşımla çıktık ormanımıza tırmandıkça oh çekiyor ciğerlerimizi temizliyoruz sanıyorduk. Birde ne görelim her yamaç başına her dere ağızına kurban artıklarını atmışlar aman Allah’ım ne bu koku. İşkembeler, deriler, post gibi küçükbaş deriler mi burnumuzu kapayarak geçiyoruz. Atanlar utanmazlar da onlara meydan veren vurdumduymazlara ne demeli. Nasıl çıktınız o zirve denen yerlere. Tabi ki özel arabalarla götürdüler attılar oralara. Neredesiniz be? O ormandan ekmek yiyenler. Çoluk çocuğunu geçindirenler. Yarın emekli olup ömrünün sonuna kadar bu devletten para alacaklar Allahtan hiç mi korkmuyorsunuz. Oralara çıkan arabaları neden kontrol etmiyorsunuz. Bu arabaların giriş yolları belli hadi başka şeyler bıraksalar yahut ta sarhoş olan birinin rahatlıkla yapacağı bir kibriti orada çakınca neler olacağını kavrayamayan kişiler. Altınızda arabanız mı yok. Her yarım saatte yahut bir saatte dolaşıp ormanı kontrol altına alsanız sizlere zulm mü oluyor. Oturuyorsunuz aşağıda gelsin çaylar kaynasın semaverler ne diyeyim. Allah Kırıkkale’ye öyle bir orman bahşetmiş kıymetini bilemezsen kıymetini bildiremezlerse onun hakkını bu yöneticiler veremezlerse orman ne yapsın yazan ne yapsın.
KENT ORMANI
Çıkın beyler çıkın ormanın zirvesine
Seyredin Kırıkkale’nin güzelliğini
Sahipsiz kalmış onu ben bilemem niye
Nasip olsun Kent Ormanı’nda herkese
Kent Ormanı ciğerimizin dostu, oksijen deposu
Bu bahtı kara ormana idareci gelir mi ki Allah dostu
Kâinat ne güzel etmiş, atmış altın postu
İdarecileri anlayamadım nedir onların kastı
Halis sende seversin tabiatı güzelliği bilirim
Buraya bir çare bulacak birini beklerim
Sivil toplum örgütlerinin Allah’a hesap vermesini dilerim
Kent ormanı hepimizin Allah aşkına kıymetini bilelim.