Nar hakkında her şey

Nar, çok yıllık, çalı formunda, çok kuvvetli bir kök sistemine sahip, çok gövdeli, çok sık dallı, sıcağa ve kurağa dayanıklı,kısa zamanda verime...

Nar, çok yıllık, çalı formunda, çok kuvvetli bir kök sistemine sahip, çok gövdeli, çok sık dallı, sıcağa ve kurağa dayanıklı,kısa zamanda verime gelen,birim alandan çok yüksek verim alınabilen, geniş bir adaptasyon kabiliyeti bulunan, genelde tropik ve suptropik iklim bitkisi olmasına rağmen -10 C°’ye kadar düşük sıcaklıklara dayanabilen bir ılıman iklim bitkisidir. Nar, C vitamini, demir ve potasyum yönünden zengin sayılır. Tatlı, mayhoş, ekşi gibi tatlar ve yeşilden kırmızıya kadar değişen renkler görülür.Nar, ülkemiz ve diğer ülkelerde çok eski zamanlardan beri tanınmasına rağmen üretimi birçok meyvenin gerisinde kalmıştır. Bunun ana sebeplerinden birisi dünyada henüz nar tüketim alışkanlığının yerleşmemiş olmasıdır. Son zamanlarda yetiştirme tekniği depolama ve taşıma alanlarında yapılan çalışmalar sonucu daha çok tanınan, üretimi, tüketimi ve ticareti artan bir meyve durumuna gelmiştir. .Nar, çeşitli iklim ve toprak şartlarında yetişebilen, bakımı kolay, iç ve dış pazarlarda iyi fiyat bulan, ağaçta ve depoda uzun süre kalabilen bir meyve türüdür. Narları renk, lum zamanı vs gibi çeşitli şekillerde sınıflandırmak mümkün olsada dünyada kabul görmüş sınıflandırma şekli tadlarına göre sınıflandırmadır. Bu sınıflandırma da asitliği 0-1 arasında olanlar tatlı narlar 1-2 arasında olanlar mayhoş narlar 2den fazla olanlar ekşi narlar olarak adlandırılmaktadır. Tatlı narlar herhangi bir tedavi edici özelliği bulunmayan hoş aromalı sofrada yemesi zor dolayısıyla şu an için üretimi yeterli narlardır. Son zamanlarda başta kolesterol ve tansiyon düşürücü olarak kullanılıp sonuçta alınan nar çeşitleri mayhoş ve ekşi narlardır. Ancak ekşi narlar konsantre nar ekşisi dışında fazla kullanım alanı bulamamıştır. Çünkü tadları sofrada yemeye ve suyunu içmeye uygun olmayacak derecede ekşidir. Bu sebeple hem sofrada iştahla yenebilen hem de suyu rahatlıkla içilebilen mayhoş narlar son yıllarda çok tercih edilir olmuştur. Mayhoş narların içinde bir nar çeşidi vardır ki; Hicaznar adındaki bu çeşit hem meyve kabuğu hem dane rengiyle diğer bütün mayhoş narlara fark atmıştır. Meyve kabuğu rengi sarı üzerine %95 kırmızı ve dane rengi vişneye yakın koyu kırmızı olan bu çeşit albenisiyle Avrupa pazarını adeta esir almıştır.Yüze yakın mahalli ve ıslah çeşidi varken Ülkemizde son yıllarda nar diye dikilen her 100 ağaçtan 95 tanesi hicaznardır(Kaynak Sertifikalı Meyve Fidanı Dağıtım talimatları). Biz 2003 yılında önümüzdeki 10 yıl içinde bu hızla nar dikimi devam etse de nar(Hicaznar)’ın pazarlama problemi olmaz demiştik. Şu anda az dediğimizi görmekteyiz.Çünkü ciddi bir hicaznar plantasyonu oluşmuş olsa da tüketiminin çığ gibi büyümesi hicaznarın önümüzdeki 20 yıl daha önünün açık olacağının göstergesidir. Hicaznar diğer mayhoş nar çeşitlerine göre soğuğa toleransının fazla olması dolayısıyla da tercih şansını arttırmaktadır. Hicaz nar dikildiği yıl iyi bakım şartlarında ağaç başına 0.5-2 kg kadar verim yapabilse de genellikle geç çiçek açtığı ve meyveler tam olgunlaşmadan kış şartlarına yakalandığı için verim yok kabul edilebilir. 2.yılda 3-5 kg 3.yılda 10-15 kg 4. yılda 20-30 kg 5.yılda 35-45 kg 6.yılda50-60 kg 7.yılda 70-80 kg 8.yıdan itibaren 25 yaşına kadar 80-100 kg verim yapabilen hicaznar bu yaştan sonra gençleştirme budamasında tarif edildiği gibi gençleştirerek 100-150 yıl faydalanılabilir. Dikim sıklığını 5*4m olarak tercih edildiğinde arazinin şekline göre dekara 45-50 ağaç sığdığı göz önüne alınırsa 3. yılda dekara en az 500 kg verim alınabilmektedir. Pamuğa alternatif olarak düşünülen hicaznar 3. yıldan itibaren pamuktan daha fazla gelir getirmektedir. Çünkü 2006 yılında pamuğa 0.8 ytl nara 1.25 ytl fiyat verilmektedir. Tam verim çağına geldiğinde (ki 8. yıldır) dekara ortalama 5 ton verim yapabilen hicaznar pamuğun yirmi misli gelir getirmektedir. Bu gelirin 500 kg pamuk almak için yapılan masrafla elde edilebildiği düşünüldüğünde karlılık bakımından 2006 yılı fiyatlarıyla pamuktan altmış kat daha karlı bir ürün olduğu gözükmektedir. Tekstil sanayicisinin “pamukçuya verilen desteği bize verseler ihracatı ikiye katlarız” deyip pamukçuya verilen destekte gözleri olduğunu çekinmeden ifade edebildikleri yerde “siz isterseniz bedava ithal edin ben pamuktan daha karlı bir ürün buldum onun tarımını yapacağım” denebilmelidir. Eğer bunu deyip hicaznar üretimini tercih etmek yerine hala pamuk ekerek “Hükümet bizi düşünmüyor, iki yıl önce 1 kg pamukla 2lt mazot alırken bu yıl 2 kg pamukla 1lt mazot alabiliyoruz verilen fiyat maliyeti bile karşılamıyor” diyorsan bunun doğru olup olmadığını dün düşünmediysen bu gün düşün! Çünkü deniz bitti . Devlet olmayan parasıyla üreticiye destek olamıyor. Daha açık söyleyelim o olmak istiyor ama IMF oldurmuyor. Ama lütfen bir gerçeği ifade etmeme izin verin. “Pamuğa dünya fiyatları, olumsuz dış şartlar vs sebeplerle fazla fiyat veremiyorum ama alternatif ürün olan hicaznar bahçesi kuranlara dikim ve fidan bedelini karşılayan dekara 250 ytl destek veriyorum benden bundan fazlasını istemeyin çünkü olsa dükkan senin” diyenler haksızda hala pamuk eken mısır eken mi haklı? Artık üretici kazanmadığı ürünü terk ederek daha karlı ürünleri kendi iradesiyle tercih edebilmelidir. Merak etmeyiniz pamuk yıllardır size söylendiği gibi stratejik bir ürün filan değildir. Pamuk çok karlı bir ürün haline geldiğinde baharda tarlayı sürerek pamuk ekmek ve bu stratejik(!) ürünün nimetlerinden faydalanmak mümkündür. Çünkü henüz pamuğa tütün yada fındık gibi kota uygulanmıyor, dilediğimiz zaman ekebilme şansına sahibiz.Üstelik varsayalım bu yıl iyi fiyat ederek 1kg pamukla 2 lt mazot alacak duruma gelsek bile hicaznar ın karlılığına yetişmek mümkün değil ki. Bu yüzden hicaz nar dikmekten vazgeçmemeliyiz. Çünkü pamuğun hicaznar ile yarışabilmesi için 2006 yılında 9ytl ye satılabilmesi gerekir. Bu mümkünmü? Yada aralıkta siteye girenler için bu gerçekleşti mi? Malesef hayır o zaman aklın yolu bir hazır devlet de dekara 250 ytl destek veriyorken haydi hicaznar dikmeye!Bu arada fidan ücreti ödemeden fidan sahibi olmak istermisiniz? Hatta gelin bir de üstüne dikim ücretini biz verelim dersek ne dersiniz? Ayrıntılı bilgi için lütfen bizi arayınız.Devlet hicaznar için yaptığı teşviki sertifikalı fidanla kurulan bahçelere yapmaktadır. Peki nedir bu sertifikalı fidan?Sertifikalı fidanın ne demek olduğunu anlayabilmek için öncelikle aşağıdaki tariflere bakmakta yarar vardır. 308 sayılı tohumlukların tescil kontrol ve sertifikasyonu hakkında kanunda yer alan tarife göre Sertifikasyon: Tohumlukların ve fidanların genetik, fiziksel ve biyolojik durumlarının tesbit edilmesi;İsmine doğruluk : Satış yapılan veya sevk edilen çeşit/anaç damızlıkları ve fidanlarını üreten, satan veya sevk eden kişi veya kuruluşlarca etiketinde belirtilen meyve/asma çeşit ve anaç çeşit adının garanti edilmesi halini,Sertifikalı fidan: Tescil edilmiş çeşitlerin tarla ve laboratuvar muayeneleri yapılarak, yönetmeliğindeki standartlarına uygunluğu belirtilen ambalajlanmış, etiketlenmiş ve lüzumu halinde mühürlenmiş fidanları ifade etmektedir. Bir kişinin ben sertifikalı fidan üretmek istiyorum diyebilmesi için öncelikle sertifikalı yetiştiricilik belgesine sahip olması gerekir. Bu o kişinin sertifikalı fidan yetiştirme ehliyetine sahip olduğunu gösterir. Bu yetmez; Fidan yetiştireceği en az 10 dekar hastalık ve zararlılar yönünden fidancılık yapmaya uygun yeri olması gerekir. Bunun için yılın muayyen zamanlarında İl Tarım Müdürlüklerine müracaat edilerek o yerden numune aldırılır ve Bölge Zirai Mücadele Araştırma Enstitülerinde tahlil ettirilir. Eğer sonuç olumlu ise enstitüden gelen sonuç referans alınarak bitki yetiştirme ruhsatı verilir. Bitki yetiştirme ruhsatı olan arazisinde yetiştirmek için ismine doğruluğu kontrol edilmiş sertifikası ibraz edilen bahçeden çelik alınarak yetiştiricilik yapılabilir. Bunların yapılmasında ortak sorumluluk alacak bir ziraat mühendisini istihdam etmek yada ziraat mühendisi olmak gereklidir. Bu parsellerde yetiştirilen fidanlar ismine doğruluk zararlı ve hastalıklar bakımından bulaşık olup olmadığı yönünden yıl içinde en az iki defa kontrol edilir. Sökümden sonra tekrar kontrol edilip sayımı yapılarak etiket verilen fidanlar bağlanarak kurşun mühürle mühürlenir ve mavi renkli sertifikalıdır etiketi takılır. Yıllardır bir çok şahıs, sertifikasız fidan üretip satmaktadırlar. Bu ürünler bazen ismine doğruluk yönünden güven vermeyebilmektedir. Daha anlaşılır bir ifade ile mesela hicaznar yerine mahalli bir çeşidin her yerde bulunabilecek fidanı verilebilmektedir. Kişilerin yeşil sevgisini ve bol ürün yetiştirerek iyi yaşama arzusunu istismar etmeye yönelik bu tür davranışlara ve kaptı kaçtı fidancılara pirim vermemek aynı zamanda tam verim çağına geldiğinde diktiğiniz fidanın istediğiniz çeşit olmama riskini yaşamamak için mutlaka sertifikalı fidan alınız.Sertifikalı fidanlar 25 adetlik demetler halinde kurşun mühürlü ve mavi renk etiketlidir.Üstelik bu yıl Bakanlık ta bu işi çok ciddi tutarak sertifikasız fidanlarla bahçe kurmanın önüne geçebilmek için fidan ve dikim ücretinin tamamını destek kapsamına almıştır. 10 dekar ve üzeri hicaznar bahçesi kuracak olanlar aldıkları fidanların sertifikalarını ve faturalarını süresi içinde İl tarım müdürlüklerine ibraz ettiklerinde dekara 250 YTL. destek alacaklardır. Sertifikalı fidanla hicaznar bahçeleri bedava kurulabilecek ama en güzeli sertifikalı fidan alan bir sürprizle karşılaşmaz. Etikette ne yazıyorsa tarlada da o çıkar.NARIN TARİHÇESİ VE GELİŞİMİNar’ın anavatanı Türkiye, Suriye,Irak, İran, Azerbaycan, Türkistan, Afganistan ve Pakistan’ı içine alan Ön ve Güneybatı Asya olarak bildirilmektedir. Halen İspanya’dan Türkiye’ye Fas’tan Mısır’a bütün Akdeniz ülkelerinde, Ürdün,Irak ve İran gibi Ortadoğu ülkelerinde, Kırım’dan başlayıp Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Afganistan, Kırgızistan, Pakistan, Hindistan ve Çin’e kadar uzanan Asya ülkelerinde, A.B.D., Arjantin, Şili ve Peru gibi Amerika ülkelerinde nar yetiştiriciliği yapılmaktadır.Bilinen en eski meyve türlerinden biri olan narın yaklaşık 5000 yıldır tarımı yapılmaktadır.Bilecik, Balıkesir,İzmir, Aydın, Denizli, Antalya, İçel, Adana, Maraş, Hatay, Bitlis, Çorum gibi şehirlerde Narlı, Narlık, Narlıca, Narlıdere, Narlıova, Nardüzü, Narlıkuyu, Gülnar gibi yerleşim merkezi adlarının bulunması ülkemizin değişik coğrafyasına dağılmış çok geniş bir alanında nar üretimi yapılmakta olduğunun bir işaretidir. Bazı kaynaklara göre ülkemizin 48 ilinde nar üretimi yapılmaktadır. En fazla üretim Ege Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yapılmaktadır. Genel olarak bahçe kenarlarında çit bitkisi olarak yada diğer meyvelerin içinde karma olarak tarımı yapılan narın son yıllarda ihracat imkanlarının artmasıyla kaplama bahçeleri kurulmaya başlanmıştır. Son dört yılda yalnızca Denizli merkez ilçe köylerinde 300.000 fidanla yaklaşık 5-6 bin dekar kapama hicaznar bahçesi kurulmuştur.DEĞERLENDİRME ve PAZARLAMABitkinin tohumları meyve olarak yenildiği gibi, gövde-kök ve dal kabukları ile meyve kabuğu da tıbbî olarak kullanılır. Kök ve gövde kabuğu tanen, nişasta ve alkaloitler (pelletierin) taşır. Nar meyvesi kabuğunda tanen, triterpenler ve az miktarda alkaloitler bulunur. Özellikle deri işleme sanayinde kullanılan tanen, ayrıca meyve sularının durultulmasında ve çinko zehirlenmelerinde tedavi edici olarak da kullanılmaktadır. Nar ağacı kabuğu çok eskiden beri bilhassa barsak şeritlerine (tenyalara) karşı kullanılır. Nar meyvesi kabuğu, ishale karşı (% 15’lik) çay hâlinde kullanılabilir. Ayrıca nar kabuğu yün iplikleri, sarımsı renge boyamakta kullanılır. Yetiştiriciliği yapılamayan orta ve kuzey Avrupa ülkelerinde “doğunun egzotik meyvesi” olarak adlandırılan nar çok eski zamanlardan beri efsanelere konu olmuş kutsiyet atfedilmiş bir meyvedir.Tevrat, İncil ve Kur’an-ı kerim de nardan bahsedilmekte ve bir rivayete göre “Her narda bir damla cennet suyu vardır.” ve; “Narı içindeki zarı ile beraber yiyiniz, çünkü mîdeyi temizler.”mealinde hadis-i şerifler olduğu bildirilmektedir. Nar, mide iltihabına, Boğaz, göğüs ağrılarına karşı kullanılır ve öksürüğü keser. Diş çürümesini önler. Çok iyi bir potasyum kaynağı olan hicaz nar çocukların diş sağlığı için, özellikle de kız çocuklarının 45 yaş sonrası menapoz döneminde osteoporoz riski yaşamadan rahat geçirmeleri için çok gereklidir. Günde bir bardak nar suyu tüketilmesi bunun yanında tansiyona sebep olan enzim faaliyetini durdurarak yüksek tansiyonu önlemesi damar çeperlerindeki kolesterol plakalarını çözmesi gibi faydaları da vardır. Son yıllarda yeniden keşfedilen antik çağların efsane bitkisi nar düzenli tüketildiğinde zindelik ve yaklaşık on yıl gençlik hissi verdiği için kırk yaş sonrası bütün insanların kullanması gereken ürünlerin başında gelir. Bu özellikleriyle öncelikle avrupada sonra da büyük şehirler de natural marketlerde yer alan narın esans ve taklidinin de çıkması gecikmemiş ve market raflarını süslemeye başlamıştır.Bir kaç yıl öncesine kadar ekşi nar suyunun kaynatılması ile elde edilen nar ekşisi Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizin köylerinde hemen her evde bulunan hem yemeklerde hem de tedavi amacıyla kullanılan bir üründür. Pervari'nin ünlü Zivzik narından yapılma nar ekşisi (habrımman) çok meşhurdur.Nar eskiden ncak iç tüketim alışkanlığı olan bölgelerde ihtiyaç bahçe kenarlarındaki bir iki nar ağacından karşılandığı için kapama nar bahçeleri kurulmuyordu.Çünkü üretimi arttırabilmek için ihracat imkanının bulunması gerekiyordu.Eskiden beri arab ülkelerinin tatlı Avrupa ülkelerinin ise mayhoş narları tercih ettiği bilinirdi. Son yıllarda hicaz nar suyunun Kolesterol ve tansiyon düşürücü olarak natural marketlerde yer almasıyla özellikle Avrupa ülkelerinden gelen taleple 2003 yılında 35 kuruş olan hicaznar fiyatı 2006 yılında 1.25 ytl ye yükselmiştir. O kadar ki üretilen hicaznarın neredeyse tamamının ihraç edildiğini gören yerli meyve suyu fabrikaları bari narsız kalmayalım diye tedavi edici değeri olmayan tatlı narlara hücum edip dün yüzüne bakmadıkları narları 70 kuruştan adeta süpürmüşlerdir. Ama göze hitap eden meyve kabuğu ve meyvesinin kırmızı rengiyle hicaznarın yeri müstesnadır.NAR'IN EKOLOJİK İSTEKLERİBir bitkinin başarılı olarak yetiştiriciliği yapılmak isteniyorsa, o bitkinin tabii yayılma alanlarındaki yetişme şartları göz önüne alınmalıdır. Narın tabii yetişme alanı Anadolu, Suriye, Irak, İran ve Afganistan olarak gösterilmekte ve bu ülkelerde yabani nar ormanları bulunduğu ifade edilmektedir. Bu bölgelerdeki dağların güneye bakan yamaçlarında yer yer su sızdıran bazen de çok az su bulunan ama herhalde bol ışık alan havadar ortamlar bize kültür narlarının yetişebileceği ekolojiler hakkında fikir vermektedir.4.1 TOPRAK İSTEĞİToprak bakımından ağır killiden çakıllıya kadar çok geniş bir tolerans alanı olan nar kısmen tuzlu ve kireçli alanlarda da yetiştirilebilir. Ancak nar için en iyi yetişme ortamı geçirgenliği iyi organik madde miktarı yüksek su tutma kapasitesi iyi nemli ve serin topraklardır.4.2 İKLİM İSTEĞİTropik ve subtropik bölgelerde tabii olarak yetişebilen nar sınırlı olarak da ılıman iklim bölgelerinde yetiştirilebilmektedir. nar yetiştiriciliği için kışları ılık ve yağışlı yazları sıcak ve kurak kışları sıcaklığın -10 ºC nin altına düşmediği yöreler uygundur. Bu sıcaklığın altında taze sürgünler -18 ºC nin altında ise ana gövde soğuktan zarar görür. Sert rüzgar alan yerler, kışları sıcaklığın daha düşük hissedilmesine, yazları da dikenli çeşitlerde meyve kabuklarının çizilerek pazar değerinin düşmesine sebep olmaları dolayısıyla uygun nar yetiştirme alanları değildirler. Bu alanlarda nar yetiştiriciliği yapmak için önceden rüzgar kıranlar tesis edilmelidir. Narlar antep fıstığı ile beraber sıcağa ve kurağa en çok dayanabilen bitkiler olmalarına rağmen yazları düzenli su isterler. Bu bilgiler ışığında nar Çanakkale den Siirt’e kadar sahil bölgeleri, batı ve güney geçit bölgeleri ile güneydoğu Anadolu bölgesinde yetiştirilebilecektir ve yetiştirilmektedir. Bazı nar çeşitleri daha soğuk yerlerde deyetiştirilebiliyor olsa da eğer hicaz nar yetiştiriciliği yapılmak isteniyorsa -10 ºC nin kritik bir sıcaklık derecesi olduğunun bilinmesi, bir çok meyve türünde olduğu gibi ilkbahar geç donlarından zarar görebildiği için özellikle ırmak kenarlarına dikim yapmaktan kaçınılması gerekmektedir.NAR BAHÇESİ TESİSİ5.1 BAHÇE YERİ SEÇİMİ : Nar bahçesi tesisi için kışları sıcaklığın -10 ºC nin altına düşmediği, yıllık yağışın 500 mm civarında olduğu ve bunun tamamının kış ve bahar aylarında düştüğü, fazla rüzgar almayan, ışıklanmanın bol olduğu bölgelerdeki derin geçirgen su tutma kapasitesi yüksek topraklar uygun yerlerdir. Fazla bir toprak seçiciliği olmayan nar yüksek taban suyu olan yerlerde drenaj yapılarak yetiştirilebilir. Dikim de yapılacak tesis gübrelemesi ve sonraki yıllar yapılacak gübrelemeler için toprak tahlili yapılması uygun olur.5.2 ÇEŞİT SEÇİMİ : Ülkemizde bir çok mahalli çeşit yanında seleksiyonla elde edilen hicaz nar (07 N 08), 1479-20, 1483-2, 1472-20. 1465-20, 1461-30, 1481-20, 1487-15 A , 1478- 15A , 1445-20, 1466-10, 1458-30A , 1265-25, Boncuk, 1469-15 A, 1480-15A, Tırbey, Kuş narı, 1261-35A, 1986-10 ve 1267-15A, 0l N 03 Fellahyemez II 2/3 Japon narı, 33 N 26 Çekirdeksiz VI, 26/3 Çekirdeksiz, 33 N 24 Bey narı‚ Suruç, 07 N l4 (Mayhoş IV, Alanya), 33 N l6 (Silifke aşısı, Silifke), 33 N 24 ve Nizip narı gibi çeşitler mevcuttur. Bu çeşitler tadı, rengi, erkenciliği gibi değişik özellikler bakımından öne çıkmış çeşitlerdir. Nar yetiştiriciliğinden amaç para kazanmak olduğuna göre pazar talebi en fazla olan çeşitler tercih edilmelidir. Bu çeşitler içinden hicaznar Avrupa pazarlarında son yıllarda daha fazla tercih edildiği için bu pazarı düşünerek üretim yapmayı düşünenler için tercih edilmesi gereken bir çeşittir5.3 TOPRAK HAZIRLIĞI VE DİKİMBahçe kurulacak yerler hububat hasadından sonra anıza bırakılmalı ve yaz sonlarında derince sürülmelidir. Eğer pulluk tabanı varsa öncelikle 1 m. ara ile dipkazan çekilerek pulluk tabanı kırılmalıdır.Sonbaharda gerekiyorsa ikinci bir sürüm daha yapılmalı ve arzu edilen sıra üzeri ve sıra arası mesafelere 30 cm yarı çapta ve derinlikte çukurlar açılmalıdır. Organik madde bakımından fakir topraklara dikim yılından önce ve dikimi takip eden 2 yıl boyunca yeşil gübre olarak fiğ veya bakla ekilerek çiçeklenme mevsiminde toprağa karıştırılmalıdır. Bunun yanında dekara 5-6 ton çiftlik gübresi vermek de hem fidan gelişimi hem de gelecek yıllarda verim için iyi netice verir. Dikim aralığı olarak genellikle sıra üzeri mesafeler 1.5- 4 m. sıra arası ise 3-6 m olarak uygulanmaktadır. İyi bir ışıklanma sağlana bilmesi için geniş aralıklarının kuzey güney doğrultusunda olması gerekmektedir. Sık dikim genellikle zayıf bünyeli topraklarda uygulanır. Verimli topraklarda sık dikim yapılmak isteniyorsa sıra arası mesafe 2.5-3 m. sıra üzeri ise 2 m. olarak dikim yapılmalı ağaçlar büyüdükçe 4.-5. yılarda sıra üzerinde 6. yılda da sıra arasında seyreltme yapılarak ağaçların 4x5 veya 6m. aralıkta kalması sağlanmalıdır. Böylece ağaçlar tam verim çağına gelmeden de bahçeden tatminkar verim almak mümkün olabilecektir. Nar bitkisi henüz yeni tanınmaya başladığı için bilen bilmeyen herhes dikim sıklığı konusunda ahkam kesmekte ama uygulamalarda olumsuzluklar görüldükçe biz onu şu tür arazi için söyledik demektedir. Narın sıra arası mesafesinin 3.5m. den daha dar olabileceğini söylemek cehalet değilse kötü niyetle izah edilebilir. Çünkü uygulama da görülmüştür ki; 6. yaşına gelen narlar en az 2.5m. taç oluşturmakta ve rüzgarlı havalarda eğilerek çöğürlerinin diğer ağacın meyvesini çizmesi sonucu kalite kaybına sebep olmakta meyvelerin daha yüksek fiyatlara dış pazarlara satılabilecekken düşük fiyata iç pazarda değerlendirilmesine sebep olmaktadır. Nar bitkisi genellikle 2. yıldan itibaren verime başlayıp 3-5 kg/ağaç ürün alınsa da en yüksek verim çağına 8. yılda gelmekte ve bu yaşta bazı çeşitlerde ağaç başına100 kg ürün almak mümkün olabilmektedir.Koruklu da yapılan bir denemede 4. yılında hicaz nardan 28 kg/ağaç verim alındığı bildirilmektedir. Sık dikim (2 x 2.5 m ) tercih edilirse 4. yılında hicaz nardan 5 ton verim alınabilecektir ki 8. yılda ulaşılacak verime 4. yılda ulaşmak demektir. Nar bahçelerine dikilecek fidanlar 1 yaşında olmalıdır. Daha yaşlı fidanlar iyi bir taç teşekkülü için gerekli olan dikim budamasına uygun olmadığı için tercih edilmezler. 1. yıl sonunda tımarı yapılıp tek gövde bırakılan tüplü dört gövdesi bulunan 2 yaşlı fidanlar da dikim için tercih edilebilir. Nar fidanları yaprak dökümünü takiben kış ve erken ilkbahara kadar dikilebilir. Kışları ılık geçen bölgelerde sonbahar dikimi uygunken kışları kısmen sert geçen yerlerde erken ilkbahar dikimi yapmak daha uygundur. Dikim zamanında bütün fidanlarda olduğu gibi kök tımarı yapılır. Çelikte kalan zayıf sürgünler çıkarılır ve ana sürgün 40-50 cm den kesilir. Dikimden sonra toprak iyice sıkıştırılarak can suyu vermek için küçük bir çanak açılır ve toprak nemlide olsa mutlaka can suyu verilir.6.ÜRETİM VE BAKIM6.1 TOPRAK İŞLEME : Her meyve bahçesinde olduğu gibi nar bahçelerinde de toprak işleme yapılır. Toprak işleme ilk yıllarda iki yönlü ve derin olarak yapılır. Sonraki yıllarda daha yüzsek sürüm yapılır yada diskharrow, kazayağı gibi aletlerle toprak işleme yapılır. Nar bahçelerinde mutlaka yabancı ot mücadelesi yapılmalıdır. Bunun için toprak işleme yanında selektif herbisidler de kullanılabilir.6.2 BUDAMA :6.2.1 Şekil budaması: Narlar hiç budanmadan büyüdüklerinde çalı formunda çok gövdeli büyürler ama verimsiz ve meyveleri kalitesiz olur. Bu sebeple narlar dikim sıklığı ve dikim yapılan bahçenin toprak yapısına göre tek ana gövde üzerinde 3-4 gövdeli olarak yetiştirilir. Şekil budaması ilk 2-3 yıl içinde ağaçlar verime yatmadan yapılır. 1. yıl sonundadikimde bırakılan tek ana daldan çıkan 4 ayrı yöndeki kuvvetli 4 sürgün ana gövde olarak seçilir ve tepeleri 50-60 cm kesilerek alçak taçlanmaları sağlanır. Ana gövdelerden çıkan birinci ve ikinci dallarda da 2.-3. yıllarda 50-60 cm.den tepe alma yapılarak taç teşkili tamamlanır. Sonraki yıllarda dipten çıkan sürgünler ve yukarıdaki obur dalların kesilmesi yeterlidir.6.2.2 VERİM BUDAMASI: Narlar genel olarak 2. ve 3. yıllardan itibaren meyve vermektedirler. Narlar verime yattıktan sonra meyve verecek dallarda uç alma yapılmamalıdır. Bu dönemde seçilen 3, 4 gövde dışında çıkan dip sürgünlerin sürekli olarak temizlenmelidir. Ayrıca taç kısmında görülen obur dallar dipten kesilmeli taç teşkili için gerekirse uç alınarak dallanması sağlanmalıdır. Sık taç meydana gelmiş ise güneşlenme ve havalanmayı sağlamak için genel bir seyreltme yapılmalıdır. Bu işlem yapılırken zayıf, kurumuş, hastalıklı dallar öncelikle seçilmelidir.Narlarda genellikle bir yıllık dallarda kısır çiçekler, iki yıllık dallarda verimli çiçekler meydana geldiğinden verim budaması yapılırken bu durum göz önüne alınmalıdır.6.2.3. Gençleştirme Budaması: Nar gövdesi çeşitli şartlara göre değişmek üzere ortalama 20 - 30 yaşlarında ekonomik ömrünü tamamlarlar. Ancak kök boğazından yeni çıkan sürgünlerle nar l00 yılı aşkın bir süre verimliliğini sürdürebilir. Bu durumda yaşlı gövdeler her yıl birer olmak üzere dipten kesilerek yeni sürgünlerden uygun olanlar genç gövde oluşumu için bırakılır. Bu sürgünlerle aynı yollarla yeni gövdeler teşkil edilerek ağaç gençleştirilir. Böylece gövde adedine göre 3-4 yılda bahçe gençleştirilir ve uzun yıllar faydalanılır.6.3 GÜBRELEME:Narların gübrelenmesi konusunda yapılan araştırmada, organik gübrelerin gelişme, verim ve kaliteye çok önemli etkisi bulunmuştur. Narlara verilecek çiftlik gübresi iyi yanmış olmalı ve dekara 2-3 ton sonbahar-kış aylarında bütün bahçeye kaplayacak şekilde verilmeli ve pulluk ile toprağa karıştırılmalıdır. Nar için yeşil gübreleme yapılması da yararlı sonuçlar verir. Bunun için bakla, fiğ gibi bitkiler nar bahçesinin tamamına ekilir. Ekimi yapılan bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde bahçe sürülerek toprağa karışımı sağlanır. Bu bitkilerin toprağı azotça zenginleştirmesi bakımından da yararları vardır. Azot nar için oldukça önemlidir. Sürgün gelişimi ve meyve büyümesi için azotlu gübre kullanımı şarttır. İlk yıllarda ağaç başına 50 - l00 gr saf azot verilmesi gerekmektedir. Tam verime geçtik ten sonra bu miktar ağaç başına 200 - 300 gr saf azota çıkarılmalıdır. Azotlu gübreler toprağın asitlik durumuna göre üre, amonyum nitrat ve amonyum sülfat olarak erken ilkbahar ve yaz aylarında olmak üzere 2 defa verilir. Yukarıda belirtilen miktarın 2/3 ü mart ayında l/3 ü ise haziran-temmuz aylarında verilmelidir. Gübrelemeden sonra ağaç hemen sulanmalı, sulanmayacaksa gübre çapa ile toprağa karıştırılmalıdır.Fosforlu gübreler ise narın çiçeklenme, meyve tutumu ve kök gelişmesiyle ilgilidir. Narların fosfor ihtiyacı tam verim çağında 150-200 gr saf fosfor olarak belirlenmiştir. Fosforlu gübreler kış aylarında dal uçlarının ulaştığı bölgelerde 20 - 30 cm derinlikte ağaç çevresinde açılan daire şeklindeki çukura verilerek üzeri kapatılır6.4 SULAMA: Nar her ne kadar çöl iklimine bile uzun yıllar dayanabilse de yüksek verim ve kaliteli ürün almak için meyveler olgunlaşmaya başlayıncaya kadar toprakta yeterli nem bulundurulmalıdır. Özellikle odun gözlerinin sürmesi, çiçek tomurcuklarının görülmesi, tohum bağlaması ve meyve gelişimi olmak üzere 4 dönemde yeterli toprak nemi mutlaka sağlanmalıdır. Bahçenin toprak yapısına göre sulama aralığı (7-10 gün) belirlenip bu aralıklarda sulama yapılmalıdır.Meyvelerin son olgunlaşma döneminde hasattan 10-15 gün önce sulamaya son verilmelidir. Aksi halde narlarda büyük sorun olan kabuk çatlamalarını meydana gelir. En uygun sulama sistemi ilk tesis masrafı yüksek olsa da gübrelemenin de beraberce yapılabildiği damla sulama sistemidir. Ancak çanak usulü, karık veya salma sulama da uygulanabilir.6.5.HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE .Nar yetiştiriciliğinde diğer meyvelerde de görülen bazı zararlılar önemli ürün kaybına sebep olabilmektedirler. Bunlardan başlıcaları Kök ur nematodları, Fareler,Yaprak bitleri, Beyaz sinek, Akdeniz meyve sineği ve kırmızı örümceklerdir. Sebebi bilinmemekle birlikte bazı mantari hastalıklarda zarar yapmakta bunun için hasada yakın fungusid kullanmak yararlı sonuçlar doğurmaktadır. .6.5.1.Kök Ur Nematodu : Toprak altı zararlılarından olan nematodlar mücadelesinin ya hiç yok ya da çok zor ve pahalı olması sebebiyle ilerde nar tarımının en büyük düşmanı olacağı sanılmaktadır. Kök Ur nematodu (Meloidogyne spp ), 1855 yılında ilk olarak İngiltere de görülmüş ve daha sonra nemli ve sıcak iklim yapısına sahip ülkelerde hızla yayılmıştır. ( Özellikle Akdeniz e kıyısı olan ülkelerde) Yurdumuzda da yaz aylarında yaygın olarak Akdeniz bölgesinde ve açık alan sebze yetiştiriciliği yapılan bölgelerde görülmektedir.Genel olarak zararlının gelişme şartları:Kumlu ve hafif topraklar,Yüksek toprak sıcaklığı(20-30 ºC toprak) özellikle mayıs ve haziran aylarında, Ancak M. Hapla çok düşük sıcaklıklarda bile(-4 ºC )gelişebilmektedir, Nematoda dayanıksız çeşitlerde daha hızlıgelişmektedir.Yayılma genel olarak sulama suyu, hayvan gübresi, kullanılan alet ve ekipmanlar ve bulaşık bitkiler yardımıyla olur. Kök ur nematodu yanında Gamalı nematod ve Turunçgil nematodu da narlarda zarar yapmaktadır.Bulaşık fidanlarla kurulan bahçelerin çok kısa bir süre sonra yeterli verim sağlayamadığından sökülmesi gerekir meyve tesisi sökülmekle kalmaz tarla bulaşık hale geldiği için uzun süre meyvecilik yapılamaz. Nematodların Karantina tüzüğüne göre hiç toleransının bulunmaması üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur . Bu zararlı dan korunabilmek için mutlaka sertifikalı fidanla bahçe kurulmalıdır.6.5.2 Fareler:narlarda genel olarak limon faresi(Rattus Rattus Frugivorus Rafın) ile tarla fareleri (Microtus spp) zarar yaparlar.Fareler nar ağaçlarında gövde ve dalların kabuklarını soyarak bunların zamanla kurumalarına sebep oldukları gibi meyve kabuklarında delikler açarak tanelerini de tamamen yerler. Bunlarla ilaçlı mücadele Tarım İl Müdürlüklerinden temin edilebilecek olan çinko fosfürlü zehirli yemlerle yapılır.6.5.3 Yaprak bitleri:Fidanlıklarda elma yeşil yaprak biti (Aphis pomi) meyve bahçelerinde pembe tomurcuk ile çiçek taç yapraklarının dökülmesi arasında Elma gri yaprak biti (Dysaphis plantaginea), Kırmızı gal aphidleri (Dysaphis spp) ve şeftali yaprak biti (myzus Persicea) zarar yaparlar. Emilen yapraklar kıvrılır,çiçekler açılamaz meyveler ise bozuk şekilli olurlar. Ağaçların üzeri parlak yapışkan tatlı bir sıvıyla kaplanır, sonra bunların üzerinde fumajin mantarları ürerler. Fidanlıklarda 15 bulaşık sürgün meyve bahçelerinde türlere göre değişen 2- 5 bulaşık çiçek buketi bulununca Methyl parathion, Malathion, Diazinon,Endosulfan v.s. gibi etken maddeyi içeren ilaçlardan tavsiye edilen dozlarda 2-3 defa ilaçlama yapılır. .6.5.4 Beyaz sinek: narlarda Beyaz sinek( bemisia tabaci) ile turunçgil beyaz sineği (Dialevrodes citri) zarar yaparlar. Ergin boyu 1 mm kadar genel görünüşü beyaz kanat ve vücut üzeri beyaz tozlu görünümde bir mum tabakasıyla kaplıdır.Her ikisinin ergin ve nimfleri bitki özsuyunu emerek zayıflamasına sebep olurlar. Bitkilerin gelişmesi yavaşlar özellikle nimflerin çıkardıkları yapışkan tatlı maddeler yaprakları tamamen kaplar. Sonraları bu yapışkan maddenin üzerinde oluşacak fumajinler ağaçların verimini meyvenin kalitesini ve pazar değerini düşürürler. Yapraklarda 2-3 adet ergin larva veya yumurta görüldüğünde Deltamethrin, Cypermethrin, Permethrin, gibi ilaçlardan birisiyle ilaçlama yapılır. Sezon içinde iki üç defa ilaçlama gerekebilir. Bahçede aynı zamanda kırmızı örümcek te varsa sentetik pirethroidler ya kullanılmamalı yada kırmızı örümcek ilaçlarıyla beraber kullanılmalıdır. .6.5.5 Akdeniz meyve sineği:Akdeniz meyve sineği (Ceratitis capitata) nin larvaları zarar yapar. Meyvenin etli kısmında beslenen larvalar yumuşama ve çöküntüye sebep olarak meyvelerin erken olgunlaşıp dökülmesine sebep olurlar.Enfekte olup dallarda kalan meyvelerde ihraç edilemez. Erginler 4-6 mm boyunda genel rengi sarımsı kahverengidir. Baş sarı gözler büyük yeşil madeni parıltılıdır.Kanatları geniş olup üzerinde siyah ve soluk kahverengimsi şeritler vardır. .Akdeniz meyve sineğinin ara konukçusu olan şeftali incir cennet elması gibi çeşitler meyve bahçesi ve çevresine dikilmemelidir.Meyvelerin olgunlaşmasına yakın tuzaklar asılarak çıkış kontrolü yapılmalı ve sineğin tespitinden sonra malathion veya beyazsinek mücadelesinde kullanılan ilaçlardan birisiyle ilaçlama yapılmalıdır.6.5.6 Kırmızı örümcek: narlarda iki noktalı örümcek (tetranycus urticea), Avrupa kırmızı örümceği(Panonycus ulmi), kahverengi örümcek (Bryobia rubriculus), Akdiken akarı (tetranycus viennensis) ve Yassı akarlar (Cenopalpus pulche) zarar yaparlar.Bitkilerin yapraklarından özsuyunu emerek zarar yapan kırmızı örümcekler, yapraklarda önce beyaz sonraları sarı kahverengi lekeler meydana getirirler. Bu lekeler önceleri temre gibi görünürken sonraları yaprağın kuruyarak dökülmesine ve önemli miktarlarda ürün kaybına sebep olurlar. Çıplak gözle zor görülecek kadar küçük olan kırmızı örümcekler için kış ilaçlaması ve gerekiyorsa çiçek ve taç yapraklarının tamamen dökülmesinden sonra takriben mayıs ayında dikofol, Tetradifon,Binapacryl ve omethoate benzeri ilaçlardan biriyle ilaçlama yapılmalıdır.6.5.7 Harnup güvesi: (Ectomyelois ceratoniae zeller) Ergin dişi kelebek daha çok tatlı narların taç kısmına birer yumurta bırakır. Yumurtadan çıkan larva buradan içeri girerek meyve etinde beslenir, gelişir, pupa ve ergin olur. Olgun tırtıl 15-18 mm boyunda pembe renkli başı kırmızımsı esmerdir. Kahverengimsi esmer pupası 8-10 mm boyundadır. Bu zararlının birinci döl konukçuluğunu yapan yeni dünya meyveleri bahçe çevresinde bulundurulmamalıdır. Biyolojik mücadelesinde ise Bacillus thuringiensis bakteriyel preparatları 100lt suya 70 gr doz da ağaç başı 5 lt ilaçlı su hesabıyla haziranın ikinci yarısından itibaren 15 20 gün ara ile 4-5 defa kullanılmalıdır.Hasat Ambalajlama ve Depolamanar hasadı, bölgelere ve çeşitlere göre ağustos sonunda başlar kasım ortalarına kadar devam eder. narın çiçeklenme dönemi uzun olduğundan olgunlaşması farklı zamanlarda olur. Bu sebeple nar hasadının 2-3 defada yapılması uygun olur. Hasat meyveler üzerinde 1-2 mm uzunluğunda sap kalacak şekilde makasla yapılmalı ve hasat esnasında meyveleri yere düşürmekten kaçınmalıdır.Bu meyve çürümesini önleyeceğinden dolayı kaliteyi arttırır. Ayrıca kasalara iki sıradan fazla meyve dizilmemelidir.Meyvelerin seçimi, boylanması ve paketlenmesi pazar açısından özellikle ihracatta önem arz etmektedir. narların seçme ve boylaması elle yapılmalı meyveler birbirine değmeyecek şekilde paketlenmelidir.Nar, meyve kabuğunun depolanmaya uygun özelliği dolayısıyla uzun süre dayanır.soğuk hava depolarında 4-6 ay depolanabilen narlar pazarlamada süreklilik ve uygun dönemlerde arz imkanı tanımaktadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri