Alaattin KARAER
e-mail: akaraer@hotmail.com
SANAT KALEMİ
Yeni bir güne başlıyoruz yeniden!
Aramızda zamana yenilmeyen dostluk bulunan Japonya gezimiz devam ediyor. İlk durağımız yine tarihi bir tapınak ve çay seremonisi… Otelden hareketimizde bir saat sonra tapınağın ve Bambu bahçesinin bulunduğu alandayız!
Kamakura:Japonya’nın Kanagawa prefektörlüğünde bulunan 39.60 km2 yüzölçümlü bir şehirdir. Kamakura MS 600-700’lü yıllarda inşa edilmiştir. 1192 yılında Minamoto no Yoritomo Kamakura şogunluğunu kurmuştur. Kamakura 1333 yılına kadar Japonya'nın idari merkezi olarak kalmıştır.
Kamakura 1 Kasım 1939 tarihinde şehir statüsü almıştır. Bu şehirde bulunan Hokoku-ji Tapınağındayız. Zen Budizminin Rinzai mezhebinin Kenchö-ji okulundaki eski bir tapınaktır. Bambu bahçesi ile ünlü olan tapınak, "Bambu Tapınağı" olarak da bilinir.
Kutsal bir salonda Japonca Shaka Nyorai olarak adlandırılan Gautama Buddha heykeli , tapınağın ana görüntüsüdür. Sho Kan’non’un bir heykelinin orijinali Kamakura Ulusal Hazineler Müzesi’nde sergileniyor.
Arazi yaklaşık 13.000 metrekareyi kaplamaktadır. Burada Japon Çay Seremonisi yaşayacağız. Otobüste oturmaktan sanırım, bel fıtığımdan dolayı, bacağıma vuran ağrım yüzünden olduğum yere oturmak istedim. Görevli kadınlar tahta sıralara oturmamı gösterdi. Benim kafamın tası attı. “Nedir bu iki gündür çektiğimiz çile. Esir Kampına mı geldik diye tepkimi sesli ve sert şekilde gösterdim.” Rehberimiz hemen araya girerek, gerekli şeyleri söyledi ki sanırım. Bana oturmam izni almış oldu!
Japonya, kendine özgü gelenekleri, doğası, manzaraları, nefes kesen mimari yapıları, gelişmiş teknolojisi, saygılı insanları ve yerli halkın yaşam ritüelleri arasında öne çıkan çay seremonileriyle dünyada en çok merak edilen destinasyonlardan birisiymiş..
Bizim ülkede çay; Karadeniz’in hediyesi olan ince belli bardakta günün her saatinde çay keyfi kültürünü yaşamak gündelik hayatımızın özellikle kahvaltılarımızın önemli bir parçasıyken; Japonya için çay ritüel bir boyut kazanarak; yüzyıllardır süregelen geleneksel bir seremoni halini gelmiştir. Japon kültürünü deneyimlemenin en iyi yollarından biri çay seremonisini canlı olarak yaşamaktır. Japonlar için çayın hazırlanması ve sunumu çayı içmekten daha derin bir anlam içerir. Japonlar çay içme ve misafirlerine ikram etme sürecine sanatsal ve felsefi anlamlar yükleyerek bunu bir kültürel deneyim haline getirmişlerdir.
İlk zamanlar ilaç olarak kullanılan çay daha sonra samuraylar siyasi ittifak kurmak için çay törenleri düzenlemeye başladı. Zamanla Japon halkı çayı sağlık ve huzurun temel amacı olarak görmeye başladı ve günümüzde bir seremoniye dönüşen kültürel bir forma dönüştürdüler.
Çayın ilk kullanılmaya başlandığı ve çay törenlerinin ilk yapıldığı yer Çin olsa da buna sanatsal bir form kazandırıp dünyaya tanıtan ülke Japonya’dır.
Japonlar çay seremonisine sadou-chadou ya da chanoyu derler. Anlamı çaya giden yol demektir. Sadou chadou sadeliğe dayanır. Hem çayı sunan kişinin hem de misafirin uyması gereken detaylı kuralları vardır. Çayın hazırlanılması, konulması, peçetenin kullanımı gibi her bir davranışın zarafet içinde sakince yapılması gerekir. Bu felsefeyi tam olarak öğrenmek isteyenler bu sanatın öğretildiği okullarda yıllarca eğitim alır, tecrübe edinirler. Klasik bir Japon evinin bahçesinde çay törenleri için Hoshoan ismi verilen küçük evler vardır. Bu küçük evlerin girişinden itibaren sadelik, uyum, zarafet ve alçakgönüllülük duygularına hareket edilmeye başlanır. Kişilere alçakgönüllülüğü hatırlatmak amacıyla çay evlerinin nijiriguchi adı verilen kapılarından ancak eğilerek girilebilir. Bu evler dünyevi şeylerden uzaklaşmayı simgeler ve bu nedenle maddi manevi duyguların kapının dışında bırakılarak girilmesi beklenir. Bu evlere giren erkek misafirlerden silahlarını, kadınlardan takılarını dışarda bırakmaları istenir. Çay evlerinin kendileri de oldukça sade bir şekilde dekore edilir ve minimum eşya ile döşenir. Çayı hazırlayan kişi de sunum öncesi ruhen arınır ve seremoniye konsantre olur.
Çay törenlerinde çay sunumu yapan da misafir olan kişiler de sanki birbirlerini son kez görüyorlarmış gibi bir hassasiyet içerisinde ve saygıyla töreni sürdürürler.
Sadou’da mevsime bağlı olarak farklı kaseler ve malzemeler kullanılır. Sunumda kullanılan çaydanlığa kama, çay karıştırmak için kullanılan bambu fırçaya chasen, çayın sunulduğu kaseye chawan, kullanılan peçeteye chakin denilmektedir. Sunumda kullanılan çay, çay bitkisinin en taze yapraklarının öğütülmesiyle elde edilen yeşil çaydır ve o-cha denir. Özenle hazırlanan yeşil çay, hamur işi ve şekerlemelerle servis edilir.
Japonların çaya bu denli anlam yüklemesinde, törensel ritüeller düzenlemek ve zevk vermesinin yanında sağlıklı yaşama da önem verdikleri için çayın vücut için sağlıklı özelliklerinin keşfedilmesi de etkili olmuştur.
Yoğun şehir hayatında rahatlamak için bazen bir fincan çay içeriz ve bize iyi geldiğini hissederiz. Çayların yorgunluk giderici olması, vücuda hastalıklara karşı direnç kazandırması, ağrıları azaltması, kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olması, zihin açıcı olması, algı açması gibi özellikleriyle çay gündelik hayatın vazgeçilmezleri arasına girmiştir.
Japonya, dünyanın en çok çay üreten ülkelerinden b
Her insanın damak tadı farklıdır. Size en uygun olan Japon çayını seçerken ne tür bir tat tercih ettiğinizi bilmenizde fayda var. Japonlar çayları tatlarına göre 3 gruba ayırıyor; Umami, asidiklik ve tatlılık. En kaliteli çaylar genellikle daha az burukluk, daha fazla umami ve tatlılık içerirler.
Bizlere ikram edilen çayı ben içemedim.
Temelde bu tatları dikkate alarak Japon çaylarından size uygun olanını kolaylıkla karar verip seçebilirsiniz deniyordu. Çay çeşitleri de çokmuş: Ceviz Tadı Olan Çaylar, Yoğun Tatlı Çaylar, Kafeini Düşük Çaylar, Taze Çaylar, Tatlı Çaylar, Umami Aromalı Çaylar, Asidik Kateşini Yüksek Çaylar,Toz Çaylar, Kavrulmuş Çaylar…
devam edecek…