İslâm tarihi boyunca herhangi bir devletin çeşitli makamlarında görev alan kimselere tavsiye ve rehberlik sunmak amacıyla ‘Siyasetnâme’ türünde pek çok eser kaleme alınmış, bu eserler dönemlerinin yöneticilerine yol gösterici bir kaynak işlevi görmüştür.
Önceki dönemlere kıyasla hayatın çok daha hızlı aktığı, dünyanın sürekli gelişip değiştiği günümüzde, çeşitli sebeplerle gerçekleşen göçlerin artırdığı kültürlerarası etkileşim, sosyal bilimlerdeki ilerlemeler ve yeni kurumların ortaya çıkmasıyla birlikte, Siyasetnâme türü eserlerin yanı sıra daha somut bilgi ve tecrübe paylaşımına her zamankinden fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Nitekim her kurum, gerekli gördüğü zaman ve zeminde bu amaç doğrultusunda bilgi ve tecrübe aktarımına yönelik seminerler tertiplemektedir.
Gerek sosyal medyada gerek özel kurslarda gerekse yayın anlamında, günümüzde bilgiye erişim çok kolaydır. Ancak ulaşılan bilginin, ne kadar faydalı ya da zararlı olduğunu bilemeyiz.
Bir aile, özellikle eğitim çağındaki istikbal vaat eden kabiliyetli çocuğunu yetiştirirken, kimlik ve karakter inşasına yönelik temel ilkeleri mutlaka ona aşılamalıdır. Nitekim “Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlâktan daha kıymetli bir miras bırakmamıştır.” (Tirmizî, Birr, 33) hadisi de bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. İşte bu noktadan hareketle, yazımız somut, uygulanabilir ve sağlam temellere dayanan teklif ve yapıcı tavsiyeler sunmaktadır. Hulasa sıcak yuvalarımızda, çocuklarımıza yapacağımız küçük ama kıymetli dokunuşlarla geleceğin inşasına katkı sunmak pekâlâ mümkündür.
İzlenen belgeseller, okunan hatıratlar, yapılan gözlemler ve bir vatandaş olarak taşıdığımız dinî hassasiyetler ışığında, ideal bir yöneticide bulunması gereken nitelikleri belirlemeye çalıştık. Şimdi bu özellikleri alt başlıklar hâlinde ele alacağız.
- Ahlâk
- Âmir olmadan önce insandır, Müslümandır ve merhamet sahibidir.
- Yeni atandığı görev mahalline gideceği zaman, “De ki: ‘Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.’” (İsrâ, 17/80.) ayetini içselleştirerek gider.
- Özel hayatında ahlaki prensiplere son derece bağlıdır.
- Yaptığı iyiliklerin sonunda kötülükle karşılaşma ihtimalini her zaman göz önünde bulundurur; bu nedenle kimseden karşılık beklemez.
- Verdiği hizmetlerin ve üstlendiği görevin ardından herhangi bir faninin vefasızlık gösterebileceğini aklından çıkarmaz; yaptığı fedakârlıkları ise yalnızca Allah rızası için yerine getirir.
- Samimiyeti veya selamı (merhabası) bulunmayan kimselerden hediye kabul etmez.
- Tanımadıkları biri kendilerine mutlaka bir hediye vermek isterse, hemen – çekmecede önceden hazırladıkları hediyeyi çıkararak- karşılık verir ve böylece karşı tarafın altında kalmaz.
- Ailesini, sorumluluğunu taşıdığı kurumun işlerine dâhil etmez, onların telkinlerine kulak vermez ve buna fırsat vermez.
- Kin tutmayı da kindarlığı da bilmez.
- İşgal ettiği makamı “emanet” olarak görür ve gece gündüz “görevimi daha iyi nasıl yapabilirim?” sorusunun cevabını arar.
- Vefalıdır; maiyetinde devlet işini yapan, birlikte mücadele verdiği memuruyla, işi (veya yolu) bittiğinde, süt şişesi gibi kapının önüne koymaz.
- Tevazu, tasarruf, sabır, sebat, çalışkanlık ve denge hâli, onun için birer mihenk taşıdır.
- Nihayetinde bir gün, masanın öbür tarafına geçeceğini asla hatırından çıkarmaz.
- Yeryüzünü imar vazifesinin, omuzlarında olduğunun bilinciyle, tavşan gibi gölgesinden korkmaz; hak bildiği davada daima cesur davranır.
- Devletin gücünü; hizmet üretmek, meşru taleplere yardımcı olmak ve mevcut durumu daha iyi bir seviyeye taşımak için kullanır.
- İşini daha iyi icra edebilmek için gece-gündüz dua eder.
- Adaleti, yalnızca herkese eşit muamele etmek olarak değil; aynı zamanda fırsat eşitliği sunmak şeklinde yorumlamalıdır.
- Adalet mefhumunu her daim iliklerine kadar hisseder ve yaşar.
- İnsanın bir istidadı, buna bağlı hedefleri ve hırsları vardır; fakat Peter prensibinin gösterdiği üzere, kapasitesini aşan bir göreve talip olduğunda, milletin kaderini riske atacağını ve bunun ağır bir sorumluluk doğuracağını aklından çıkarmamalıdır.
- Lükse ve sefahate meyletmez, sade ve asgari bir yaşam biçimine alışıktır.
- İbadet
- Halka hizmeti, hakka ibadet olarak görür.
- Daima abdestli gezer.
- İbadetlerini hiçbir zaman din istismarına araç hâline getirmez.
- Çalışma Usulü
- Bazı hususlarda insiyatif alır.
- Uzlaşma tekniğini bilir.
- Avını yakalamak için pusuya yatan usta bir avcı gibidir; hedefine kilitlendiğinde sabırlıca ve kurnazca bekler.
- İleri görüşlüdür, müteşebbis, cesur, manevra kabiliyeti ve çalışma enerjisi yüksektir.
- Gözü karadır.
- Takdir gücü gelişmiştir.
- Bulunduğu makam için kendisini iyi hazırlamış ve yetiştirmiştir, diri kalma adına okumalar yapar.
- Prensip sahibi ve bilge bir kişiliği vardır.
- Atandığı yerde kendisine dört senelik ömür biçer ve bu doğrultuda eylem planı hazırlar, onu harfiyen yerine getirmeye çalışır.
- Mevzuat, esas hareket noktasıdır.
- Mahalli şartlar gereği mevzuat dışına çıkması gerektiğinde, dumanını doğru tüttürür.
- Sinsice kurulan tuzaklara karşı gafil avlanmaz, tedbirlidir; dosyasını sağlam tutar.
- Neyi ne zaman nerede konuşacağını iyi bilir, gereksiz yere konuşmaz, konuştuğunda ise bir şeyler öğretir, yerine göre de ketumdur.
- Mevcut imkânları en iyi şekilde değerlendirir.
- Duygusallık yerine realist davranmayı tercih eder, Hisleriyle hareket etmez.
- İdaresi altındaki kurumda olup biten her şeye vakıftır, çalışma barışını gözetir, işleyen düzeni bozdurmaz.
- Maiyetindeki memurlara ağabeylik/babalık yapar, onlara devlet âdâbını öğretir, maddi hususlarda tok ve pişkin davranmak suretiyle onlara fırsat vermez.
- Beraber çalıştığı memurunun görev süresi bittiğinde veya tayini çıktığında, onu bir süt şişesi gibi kapının önüne bırakmaz; ahde vefa göstererek bir veda programı tertipler.
- Karşısına gelen herhangi birini dinler, problemlerine çareler arar. Taleplerine cevap veremese de güzel davranarak gönlünü alır, gönderir.
- Bilgisi yetmediği yerde, tecrübe ve zekasıyla çözüm üretmeye çalışır.
- Zor ve çapraşık problemleri çözme ve krizleri yönetme becerisi yüksektir.
- Planlı ve sistemli çalışır, bol bol not tutar, istatistik ilminden etkin biçimde yararlanır.
- İleride baş ağrıtabilecek durumlarla ilgili kendisine evrak arşivi oluşturur.
- Analitik düşünür, tahlil ve sentez yeteneği gelişmiştir.
- Gelen yazıları günlerce bekletmez, anında cevap verdirir.
- Yaratılış itibariyle lider karakterlidir,
- Hantal değil çalışkandır.
- Gerektiği anda teamül kurma cesareti gösterebilir.
- İkna edici ve entelektüeldir.
- Son derece soğuk kanlıdır, nefret duygularını ele vermez.
- Diğer kurumlarla çok iyi ilişkiler kurar ve geliştirir.
- Çalıştığı yörenin sosyolojisini bilir.
- Geçiş dönemlerinde, işlemleri hızlandıracak yollar bulur.
- Memurunu itham eden bir şikâyet dilekçesi geldiğinde, araştırma ve sorgulamadan hüküm vermez.
- Ortak çalışma alanları bulunan kurum ve kurum amirleriyle uyumlu çalışır ve millete hizmet götürme noktasında programlar geliştirir.
IV Karşılaştığı/Karşılaşacağı Zorluklar
- İdare-i maslahatı gözetmeyip sorunları halının altına süpürmediği için herkesi karşısına alır.
- Kimseyi memnun edemez.
- İşini düzgün yaptığı için bel altı muamelelere sıkça maruz kalır.
- Liyakati ve asaleti yerinde olduğundan kimseye yamanmaz. Bu yüzden de şimşekleri üzerine çeker.
- Meyve veren ağaç taşlanır atasözünün gereği olarak, hizmet üreten birinin, birilerinin kuyruğuna basması muhtemeldir. Bu nedenle yaptığı her işi, mutlaka mevzuatın ilgili maddesine dayandırmak zorundadır. Nitekim memleket idaresinde 35 sene (iyi veya kötü) aktif rol alan Süleyman DEMİREL; Başbakan iken, oturduğu koltukta, darağacına gönderilen Merhum Adnan MENDERES’in başından geçenleri hatırından çıkarmamış; bu sebeple Anayasa kitapçığını cebinden hiç eksik etmemiştir.
- “Amir affeder, memur yazar” sözünü unutmamalıdır. Daima veren tarafta olacağından etrafını kollamalıdır.
- İlkeli ve prensipli kişiliği sebebiyle, bulunduğu makamda vicdanıyla örtüşmeyecek ama yürütmesi gereken iş ve işlemler olacaktır.
Dört ana başlık altında ifade ettiğimiz ilkeler, iyi bir yöneticinin yetişmesinde çok önemlidir. Geleceğin emanetçileri olacak zeki ve yetenekli çocuklarımızı bu prensipler doğrultusunda yetiştirmeli; bu çerçevede aşağıdaki hususlara yoğunlaşmalıyız:”
- Kur’an kıssalarına vakıf olma.
- Planlı ve uzun soluklu okumalar.
- Sade ve amaçsız oyun yerine zekâ ve strateji gerektiren oyunlar tercih edilmelidir.
- Her an durum değerlendirmesi yapabilme.
- Analitik ve eleştirel düşünce.
- Bilim kurgu filmleri izlemelidir.