Anne şefkatinin ne olduğunu anlamak isteyenler aşağıdaki hadis-i şerife iyice kulak versinler: Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
“Vaktiyle iki kadın, çocuklarıyla birlikte bulunduğu bir sırada kurt gelip bunlardan birinin çocuğunu alıp götürmüştü. Bunun üzerine çocuğunu kurt kapan büyük kadın, arkadaşı olan kadına:
“Kurt senin çocuğunu götürdü!” dedi. Diğer kadın da:
“Kurt ancak senin çocuğunu götürdü!” dedi. Daha sonra Davud'un huzurunda muhakeme oldular. Davud, sağ kalan çocuğun, büyük kadına ait olduğuna hükmetti. Derken kadınlar Süleyman b. Dâvûd (a.s)'ın huzuruna çıkarak meseleyi ona anlattılar. O da:
“Bana bıçağı getirin de sağ kalan çocuğu aranızda paylaştırayım!” dedi. Bunun üzerine küçük kadın:
“Hayır! Allah sana rahmet buyursun! Çocuk, onundur!” dedi. Bunun üzerine Süleyman (a.s), çocuğun, küçük kadına ait olduğuna hüküm verdi.” (Buhârî, Enbiyâ 40; Müslim Akdiye/10-20)
Açıklama:
Dâvûd (a.s)'ın, çocuğun büyük kadına ait olduğuna hükmetmesi; ya aralarında bir benzerlik gördüğü içindir yahut onun şeriatında yaş büyüklüğü tercih sebeplerinden sayıldığındandır. Çocuğun kadının elinde bulunması da, onun şeriatına göre tercih sebebi olabilir.
Davud Aleyhisselam’ın oğlu olan Süleyman (a.s), hakikati anlamak için güzel bir çare bulmuş; güya çocuğu ikiye bölerek kadınlara paylaştırmak için bıçak istemiştir. Dolayısıyla gerçek anne, çocuğunun kesilmesine razı olmayacaktır. Nitekim bu çare sayesinde hakikat anlaşılmıştır. Çocuk, büyük kadına ait olmadığı için o kesilmesine rıza göstermiştir. Zira kendi çocuğunu da kurt kapmıştır. Küçük kadınla dert ortağı olacaktır. Fakat hakiki anne olan küçük kadın, yavrusunun kesilmesine razı olamamış; ölmektense yabancı ellerde yaşamasını tercih etmiş ve: “Hayır! Çocuk onundur” diye feryâd ederek dâvasından vaz geçmiştir.
Alimler, bu gibi meselelerde hakikati meydana çıkarmak için hâkimlerin böyle çarelere baş vurmalarına cevaz vermişlerdir.