Heredot, İskitler’den bahsederken onların Asya’dan geldiklerini, İSKİT adını Yunanlıların verdiklerini, Perslerin ise onlara SAKA dediklerini kaydetmektedir. Fakat dünyada daha çok Rusların verdikleri adla tanınıyorlar: YAKUTLAR. Orhun Yazıtlarında geçen KURİKANLAR da Sahaların ataları.Sakalar veya bugün kendi deyişleriyle Sahalar diğer Türk kavimlerinden ayrılarak Sibirya’nın uç noktalarına gelip yerleşmişlerdir.L.N. Gumilev’in dediği gibi, yazılmış olan tarihleri keçe, ağaç kabukları ve benzer dayanıksız malzeme üzere kaydedildiğinden günümüze kadar gelememiştir. Araştırmacılar, Saha kelimesinin kaynağını Sağay Türklerine dayandırılıyorlar.Çin yıllıklarında bile birkaç satırlık bilgi dışında Sahalarla ilgili kayıta da rastlanılmamaktadır. Sahalar, kendilerini Hunların, Asya’daki ilk ve en büyük imparatorluğun kurucularının torunları sayıyorlar. Hunlara dayanan efsanelerini büyük bir özenle koruyor ve nesilden nesile aktarıyorlar.Yakutistan’a ilk Türk göçlerinin Hunlar döneminde gerçekleştiği sanılıyor.Sahalar, bugün kendilerine Saxa diyorlar, daha öncede Uranha-Saha derlerdiGeçit vermez ormanların, kutlu dağların, kışın donan, yazın kükreyen nehirlerin koruyup gözettiği insanlar onlar.Afet saçan bir doğanın kucağında yüzyıllarca özgürce konup göçtüler. Solgun bir meşaleyi andıran güneşin altında ve buzdan topraklar üzerinde yaşadılar. Dünyada yerleşime açılmış alanlar arasında en sert iklime sahip ülkelerinde yaşama sanatının en güzel örneğini verdiler.Onlar, Sahalar… Büyük göçlerle batıya ve güneye akan akrabalarının tersine kuzeye, Sibirya’ya göçen Türkler… O Sahalar ki, Hun mirasını kaybetmemiş olmaktan gurur duyuyorlar ve asırlar süren bir ayrılığa rağmen uzaktaki Türk akrabalarına göz kırpıyorlar: “Biz buradayız.”Türkçenin yankılandığı “ellerin” en kuzeydoğu ucu burası. “dünyada yerleşime açılmış alanlar arasında en sert iklime sahip olan” bölge olarak tanımlanıyor burası.Kışın bütün ülke donar. Termometre eksi 40 dereceyi vurur. Yazın havayla birlikte toprakta yumuşar. Temmuz ayında sıcaklık 18 dereceyi bulur. Kuzeyde Laptev ve Doğu Sibirya denizlerine uzanan bu ülke, 3 milyon 103 bin 200 km yüzölçümüyle Türkiye’nin yaklaşık dört katı bir ülkedir. Rusya federasyonuna bağlı en büyük cumhuriyettir.Yakutsk, Lena Nehri’nin kıyısında Yakutların başkenti ve nehir limanı.Sahalar, Yakutistan’ın gerçek sahipleriydi. Ruslar gelmeden önce bu uçsuz bucaksız topraklarda göçebe bir hayat sürüyorlardı. Ne yazık ki şimdi öz vatanlarında azınlık durumuna düştüler.Bu muazzam coğrafyada yaklaşık 1 milyon 150 bin kişi yaşar.360 bin Saha ve 15 bin Tatar Türk’üne karşı 600 binden fazla Rus yaşıyor. Yakutistan’da yaşayan azınlık halklarından biri de Tunguzlar.Sahaların en eski komşuları. Sahalar, zorlu yaşam şartlarına rağmen dimdik ayakta duruyorlar. Düşünün 360 bin kişiden oluşan Saha Türklerinden dünya çapında bilim adamları, dünya şampiyonu sporcular çıkıyor.Sahaların “Yakutça” diye adlandırılan dilleri, Türk Dili’nin Kuzey grubundan kabul edilir; Uygur-Oğuz grubundan. Yakutça Çuvaşçayla birlikte Türkçenin “S” koluna girer. Örneğin “yaz” sözü Saha dilinde “sas” olur. Dil Oğuz ve eski Uygur dillerinin bazı karakteristiklerini taşır.Saha diline Moğolca ve Tunguzca kelimelerin yanı sıra, 17. yüzyılda Rus işgaliyle de pek çok Rusça kelime de girmiş bulunuyor. Hayvancılılık ve avcılık Sahaların en büyük geçim kaynakları.Ancak sanayinin gelişmesiyle de bu işkollarında da çalışıyorlar. Yakutistan’ın geçim kaynakları arasında kürk ticaretinin eskiden beri önemli bir yeri vardır. O yüzden sincap, tilki, kutup tilkisi ve ermin avcılığı yaygın olarak yapılıyor. Saha atları soğuğa dayanıklılığı ile ünlü.Sahalar, ulaşım ve yük taşımanın yanı sıra atların eti ve sütünden de yararlanıyorlar. Ayrıca Ren Geyiği de yetiştiriliyor ve etinden, sütünden ve derisinde yararlanılıyor. Türklerin milli içkisi Kımız da bol miktarda üretilip tüketiliyor. Rus işgaliyle birlikte votkada yaygın olarak kullanılmaya başlamış.Sahalar, Rusların zorlamasıyla büyük bölümü Hıristiyanlığa geçmiş durumda. Okullarda artık Saha dilinde Ortodoks-Hristiyanlık öğretiliyor. Amerikalılar da sürekli kilise yaptırıyorlar. Fakat “Gök Tanrı” inancını da koruyorlar. Şamanizm’in bütün öğretileri de bu ülkede Şamanlar vasıtasıyla yaşatılıyor.Orman, nehir ve göllerde avcılığa çıkan Sahalı avcılar, av sonunda ayin düzenliyorlar. Gölün ve dağın ruhlarına dua ediyorlar. Sahalar, Rusların bütün uğraşlarına rağmen Türk kimliklerini ve gelenek ve göreneklerini koruyorlar.Rusya ekonomisi Yakutistan sayesinde ayakta duruyor dersek de mübalağa olmaz. Petrol, kömür, altın, doğalgaz ve dünya elmas üretiminin üçte biri burada çıkıyor. Fakat Ruslar Yakutistan’ın bütün yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömürüyor. Sibirya’nın zenginliklerinden Sahalar yararlanamıyor.Yakutistan’ın bir özelliği daha var: “Dünyanın buzdolabı. Sadece havayı değil, genleri de koruyor. Dünyadaki insan ile ilgili bilgiyi de saklıyor.”Dünya Bankası yakın zamana kadar sadece Amazon Ormanlarına destek sağlıyorlardı.Artık Sibirya Ormanları için de destek sağlıyorlar. Zira küresel ısınmanın dünyayı ciddi anlamda tehdit ettiği bir dönemde Sibirya, bir buzdolabı olarak tüm gezegeni soğutuyor.Sahalar, içgüdüsel bir bilinçle, sadece ülkelerini değil, dünyayı da korudular. Sibirya, buzulları, nehirleri, gölleri ve ormanlarıyla dünyanın ekolojik dengesini elinde tutuyor. Bozulan denge, tüm gezegeni altüst edebilir.(Kaynakça: V.L.Serosevsky, Sahalar/Yakutlar kitabı ve Atlas Dergisi, sayı 136, Temmuz 2004)
Hunların torunları “saha- yakut Türkleri”
Heredot, İskitler’den bahsederken onların Asya’dan geldiklerini, İSKİT adını Yunanlıların verdiklerini, Perslerin ise onlara SAKA dediklerini kaydetmektedir....
İlk yorum yazan siz olun