Hayâ II

 "KALENİN KANDİLİ"
...

 

Soru: Hayâyı yitirirsek ne olur?

Cevap: Alenen günah işleme ile ayıpları örtme taban tabana zıttır. Dolayısıyla açıktan günah işleme, hayâsızlıkla eşdeğer ve meydan okuma olarak değerlendirileceğinden Allah’ın gazabını çekme tehlikesinden söz edilebilir. En basit ifadeyle, hayayı yitiren günah ve masiyete göç eder.

Allah’ın settâr sıfatıyla ilişkilidir. Hayâ duygusunu kaybeden kimse, ayıp ve günahlarını afişe eder. Bu da Allah’ın gazabını çeker. Nitekim şu hadise burada yer vermek gerekir: “Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı alenî işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işlediği kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: 'Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!' der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı alenî işlemenin bir çeşididir.” (Buhârî, Edeb 60; Müslim, Zühd 52.)

Hayâ, insanın zayıflığını ve eksikliğini örten bir davranıştır. Bu hasleti yitirdiğimizde, eksikliğimiz gün gibi belirir. Başka bir ifadeyle nefis, ayıp ve kusurları doğal olarak çeker, hayâ ise bunu örter.

Hayâlı insan, yaş ve canlı bir ağaç gibidir; meyve verir, gölgesinden istifade edilir. Hayâsız insan ise kurumuş ve meyve vermeyen ağaca benzer.

Soru: Hayâ ile aile arasında nasıl bir bağ kurabilir?

Cevap: Fert, aile ve toplumun temel dinamiklerine doğrudan etkisi vardır. Kültürel değişimin baş döndürücü hızda yaşandığı şu dönemde, İslâmî değerleri ayakta tutan unsurlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Dolayısıyla aile ortamında hayâ gündeme alınmalı ve bu hasletin yerleşmesi yönünde seferberlik başlatılmalıdır. 

Hayâ, tüm insanlık içindir; sadece kadınlara ve çocuklara hasredilmemelidir.

Aile ve toplumun yıkılma sebeplerinden biri de bu değerin kaybolmasıdır.

Soru: Bu güzel hasleti çocuklarımıza nasıl kazandırabiliriz?

Cevap: Hayâ, esasında fıtratımızda vardır. Ancak bunu belirgin hâle getirebilmek için şu hususlara özen gösterilmelidir:

  • Çocuklarımıza mahremiyet eğitimi verirken, vücudunun özel olduğunu hissettirmek.
  • Terbiyenin karakter üzerinde etkisi çok büyüktür. Anne ve baba bunu çok iyi kavramalı ve rol model olma noktasında bilinçli olmalıdır.
  • Reklam, dizi, film, klip ve diğer görsel yayınlarda seçici davranmak. Eşcinselliği özendiren yayınlar, ar duygusuna zarar vermektedir. Tüm bu çabaya rağmen nahoş bir görüntüyle karşılaştığında, derhal sözlü olarak “yayındaki davranışın, bizim değerlerimize bağdaşmadığını ve bunu kabul edemeyeceğimizi” belirtmek.
  • Konser, film, düğün, otellerde tatil vb. programlara ailemizle gideceğimizde, bahse konu yerlerin İslâm ahlâkına ters düşmeyecek nitelikte olmasına özen göstermek. Veya gitme mecburiyeti varsa, hoş olmayan manzaralarla karşılaşılabileceğini ifade etmek.
  • Ebeveynler, çocuklarıyla günlük dertleşirken, temel ve anlaşılır biçimde hayâ hakkında kısa hatırlatmalarda bulunmak.
  • Tüm bunları bir plan dâhilinde gerçekleştirmek ve baskıcı söylem ve davranışlardan kaçınmak.
  • Ergenlik çağında bulunanlar, o döneme ait bocalama nedeniyle, “sınırları aşma” yönündeki cüretkâr davranması, hayâ duygusuna zarar verebilir.

Soru: Hayâ nasıl güçlenir, ya da hayâ elde etmek için neler yapmalıyız?

Cevap:

  • Her şeyden önce Allah’ı bilmeli ve O’nun bizimle beraber olduğunu hatırdan çıkarmamalıyız. (Hadîd, 57/4.)
  • İçtenlikle istemelidir.
  • Allah’ın emirlerini yerine getirme; nehiylerinden sakınma.
  • Günah işlememeye karşı sabır.
  • Nefsin vereceği zararları iyi bilme.
  • Tevazu başta olmak üzere güzel ahlâk üzere yaşamayı prensip edinme.
  • Gözleri haramlardan koruma.
  • Kötü fiilleri tanıma ve hayâya ters düşen her türlü eyleme mesafe koyma.
  • Başkalarının ayıplarını araştırmama.
  • Kur’an-ı Kerim’de geçen hayâ kıssalarını derinlemesine düşünme.
  • Melekler tarafından daima gözlem altında tutulduğunu hatırdan çıkarmama.
  • Tefekkür (derin düşünce). Kalbin diri olması, hayânın varlığına delalet eder.
  • Çocuklarımızı hayâ üzerine yetiştirmek için aile içerisinde mahremiyet duygusunu aşılamalıyız. Odalarına kapı vurarak ya da izin alarak girmeliyiz. Dizi, film, klip ve reklamların hayâ perdesine zarar vermeyecek nitelikte bulunmalıdır. Yine bu bağlamda, cep telefonlarını kontrollü kullanmaları ve sosyal medyanın verebileceği zararları hesaba katmalıdır.
  • Sosyal medya içerikleri, ergenlik çağında karşı cinse merak duyma, fenomenleri takip etme, giyim tercihleri, konuşma üslubu, özgüven eksikliği ve ispat-ı vücut gibi etkenler haya karşısında en büyük engellerdir.  

Hayâ, kalp temizliğinin dışa yansımasıdır. Burada bir hususa dikkat çekmek gerekir: “Namaz kılmıyorum veya tesettürlü değilim ama kalbim temiz. Zaten önemli olan da bu!” sadedindeki amelsiz/eylemsiz (ibadetsiz) söylemlerin işe yaramadığını ifade etmeliyiz. 

Soru: Hayâ sahibi birisi nasıl hareket eder?

Cevap:

  • Göz, kulak, dili ile kötü ve çirkin fiiller işlemez.
  • Allah’tan başkasına boyun eğmez.
  • Haram gıda ile beslenmez.
  • Ölüm ve dünya hayatının imtihanlarla dolu olduğunu hatırından çıkarmaz.
  • Yasak olan fiilli işlese bile alenen reklamını yapmaz.
  • Daima şuurlu ve vakurdur.

Soru: Hayânın kazanımları (faydaları) nelerdir?

Cevap:

  • İmanın şubelerinden biridir. Kişi, hayâ ile yakînî iman derecesine yükselir. Zira ikisi birbirine yakındır, biri kalktığında diğeri de kalkar.
  • Hayâ, Allah’ın kemal sıfatlarının dışa yansımasıdır, bu özelliği taşıyan bir Müslüman olgun olur.
  • Kişinin mazbut ve mütevazi bir yaşam tarzı benimsemesini sağlar. Bu tür kimseler, kınanmaz, horlanmaz.
  • Allah’a isyandan alıkoyması nedeniyle her türlü hayrın başı mesabesindedir.
  • Allah’ın sevdiği ahlâkî vasıftır.
  • Cennete götürür.
  • Tüm peygamberlerde vardır.
  • Hayâ elbisesini giyen kimsenin ayıplarını kimse görmez. (Her türlü fuhşiyata kalkandır, iffeti muhafaza eder.)
  • Nefsi temizler, günahlardan alıkoyar. (Hayâ aracılığıyla çirkin işlere mesafe konulur.)
  • Güzel ahlâklı olmaya yönlendirir, dindarlığın karşılığıdır.
  • Çirkinliklere ve ahlâksızlıklara karşı mesafeli yaklaşır.
  • Her türlü iyilik ve hayrın başıdır.
  • Günah ve isyanlardan kulluğa hicret.
  • Rezilliklere karşı vakar ve mürüvveti korur.
  • Fıtrat sınırlarını aşmamayı öğretir.
  • Allah’ın muhabbetini cezbeder, insanların saygısını kazanır.
  • Takvaya ulaştırması nedeniyle kulluğu tahkim eder, böylece Allah’ın emirlerini yerine getirmeye sevk eder.
  • Güzel ile çirkini ayırt eden, kalbi koruyan tarafı vardır.
  • Günlük hayattaki davranışlarına yansır.
  • Şeytana ve kötülüklere mesafe koyar, nefisle mücadele konusunda diri tutar.
  • Hak ve hukuka riayet edilir. Böylece Allah’ın yardımını kazanır.
  • Fitne ve fesadın yaygınlaştığı şu dönemde, kalbi tamir eder.
  • Gözlerin yumulmasıyla bakma (göz) zinasını engeller.
  • Gizli ve aşikâr Allah’tan korkmaya ve kişinin kendi zihin dünyasında tutarlı olmasına katkı sağlar. Böylece ihsan mertebesine yükselir.
  • Kötülüklerin alanı daralır, iyilik hâkim olur.
  • Toplumsal bağı güçlendirir.
  • Kavga ve anlaşmazlık azalır. (Yan bakma gerekçesiyle cinayet işlendiği günümüzde, bu değerin ne denli önemini belirtmesi açısından kayda değerdir.)
  • Hata olmaz, sevgi ve muhabbet artar.
  • Kimse kimseyle alay etmez.
  • İtaati kolaylaştırır, masiyet ağır gelir.

Soru: Hayâ azalması ya da yok olması durumunda ne olur?

Cevap:

  • Günahları dillendirmek, Allah’tan korkmadığı yönde izlenim bırakmak.
  • Avret mahallini açmak, örtmemek.
  • İnsanlara eziyet vermek, yollarına engel çıkarmak.
  • Kişinin eşiyle ilgili mahrem hususları başkalarına anlatması.
  • Başkalarını incitecek sözler söylemek.
  • Kadınların elbiselerini çıkarması, evden çok çıkması, ev dışında koku kullanmaları, yol ortasında yürümesi.
  • İyiliği emretme, kötülükten alıkoyma vazifesinin yerine getirilmemesi.
  • Kalbin ölmesi, her türlü kötülüğün çoğalması.
  • Masiyet, hayâ örtüsünü kaldırır, iman nurunu yavaş yavaş söndürür. Sonra göz ve dil kalbe zarar verir. Böylece hayâ, kalpten yok olur gider.
  • Hayânın kaybolması, kalbin ölmesi demektir.
  • Kadın, hayâyı terk ettiği zaman tabiatı bozulur, tesettürünü yırtarak ziynetini gösterir, kötülükleri artar, konuşma, tutum ve davranışları çirkin bir hâl alır.
  • Hayır kapıları kapanır.
  • Bir müddet sonra işlenen her bir günah, “normal” karşılanır, zamanla hayatın bir parçası hâline dönüşür.
  • Allah’ın sınırlarına meydan okunması nedeniyle kötü bir son (ölüm) ile karşılaşma tehlikesi vardır.

Konuyu önümüzdeki yazıyla tamamlayacağız inşallah.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Kırıkkale Haberleri