Gökyüzünde Bir Yıldız Daha: 28 Yıllık Bir Bahar Vedası

 Kişisel Gelişim Uzmanı
Zor zamanlardan geçiyoruz. Dünya bazen gri görünebilir; ancak insanı asıl sarsan dünyanın rengi değil, hayatın bir anda eksilmesidir.

Geçtiğimiz haftalarda henüz 28 yaşında bir yakınımızı uğurladık. Bazı cümleler vardır; dile geldiği anda anlamını aşar ve insanın içinde uzun süre yankılanır. Bu da onlardan biri…

Çünkü 28 yaş, bir vedanın yaşı değildir. Ama hayat; insanın kurduğu düzeni ya da zamanla ilgili varsayımlarını dikkate almaz.

Kanser… Günümüzün en sarsıcı gerçeklerinden biri. Sadece biyolojik bir hastalık değil; aynı zamanda insanın varoluşuna, zamana ve kontrol yanılsamasına dair derin bir sorgulama alanı. Bazen hiçbir belirgin işaret vermeden, bazen de en güçlü hissedilen anlarda ortaya çıkar ve tek bir gerçeği hatırlatır: Hayat, bütünüyle öngörülebilir değildir.

Bu yazı bir açıklama yapmak için değil; bu yazı, hatırlamak içindir. Çünkü gündelik hayat, insanı çoğu zaman yüzeyde tutar. Günler birbirine benzer, zaman akışkanlığını fark ettirmeden ilerler. Ve insan, yaşadığı anın kıymetini ancak onu geride bıraktığında kavrar.

Bizler çoğu zaman hayatın kırılganlığını teorik olarak biliriz; ama gerçekten hissetmek için bir kayıpla yüzleşmemiz gerekir. Belki de bu yüzden bazı vedalar yalnızca bir eksilme değil; aynı zamanda insanın kendine, zamanına ve sevdiklerine yeniden bakmasını sağlayan bir dönüm noktasıdır.

Bazı yazılar yazılmaz, hissedilir. Bu hafta, 28 yaşında yarım kalan bir baharın ardından, hayatın aslında ne kadar hassas bir dengede ilerlediğini düşündüm. Belki de mesele ne kadar yaşadığımız değil, ne kadar farkında olduğumuzdur.

Onun ardından geriye büyük cümleler değil; derin ve kalıcı bir his kaldı. Onu tanıyan herkes bilir ki geride bir eksiklikten çok, bir anlam bıraktı.

28 yıl… Nicelik olarak sınırlı görülebilir; ancak bıraktığı etki, zamanla ölçülemeyecek kadar geniş. Çünkü bazı insanlar, hayatın süresini değil, derinliğini büyütür.

Bugün gökyüzünde bir yıldız daha var. Ama bu, yalnızca bir eksilme olarak okunamaz. Aynı zamanda varoluşun en yalın hakikatine işaret eden sessiz bir hatırlatmadır: Zaman, zannedildiği kadar geniş değildir. Hayat, sanıldığı kadar ertelenebilir değildir.

Ve belki de en önemlisi… Birlikte geçirilen sıradan anlar, bir gün insanın en kıymetli hatıralarına dönüşür.

Hayat, insandan büyük jestler talep etmez; daha çok farkındalık ister, dikkat ister, sahici bir temas ister. Çünkü vedalar bir insanın yokluğundan öte, insanın hayata bakışını kökten değiştiren bir eşiğe dönüşür.

Bazı gidişler, geride silinmez izler ve hiç susmayan yankılar bırakır. Kelimelerin bittiği, özlemin dile geldiği o noktada, büyük usta Aşık Veysel’in şu dizeleri adeta gönlümüzün sesi oluyor:

“Can kafeste durmaz uçar Dünya bir han konan göçer Ay dolanır yıllar geçer Dostlar beni hatırlasın.”

Onun hatırası ise eksikliğinden çok, bıraktığı anlamla yaşamaya devam edecek. Sevgisi kalplerimizde hep diri kalacak.

Devri daim olsun.

Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle...

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Kırıkkale Haberleri