“ENGELLİ HAKLARI, İNSANCA YAŞAMA HAKKININ VAZGEÇİLMEZ BİR PARÇASIDIR “
Birleşmiş Milletler tarafından engellilerin toplumsal yaşama tam ve diğer bireylerle eşit katılım sağlanmalarına ilişkin çalışmalar yürütülmüştür. Bu kapsamda engellilerin sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek için 3 Aralık, 'Uluslararası Engelliler Günü’ olarak ilan edilmiştir.
“Engellilik; doğuştan ya da kaza veya uzun süren bir hastalık sonucunda oluşan bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yeteneklerin kaybı “olarak tanımlanmaktadır.
Görülüyor ki, engelli olmak elde olan bir şey değil. İnsan iradesi dışında gelişiyor.
Elde olmayan nedenler diyoruz, ancak önceden alınması gerekli tedbirler ve koruyucu önlemler konusunda da insanlarımız bilinçlendirilmelidir. Akraba evliliği, geç yaşta doğum, iş kazaları, trafik kazaları v.b. konularda bilgiden yoksun insanlarımız eğitim programları ile geliştirilmeli ve aydınlatılmalı, sağlık çalışanlarına erken tanıların zamanında konulabilmesi için gerekli şartların sağlanması da gereklidir. Bunların dışında gelişen olaylara zaten kimsenin diyeceği yok!
“Damdan düşenin halini, ancak damdan düşen anlar.” atasözünden yola çıkacak olursak; kendimden ve ailemden örnekler vererek yazıma başlamak yerinde olur.
1994 yılında çalıştığım işyerinin aracı ile Ankara’ya görevli giderken Elmadağ’da geçirdiğimiz kaza sonucu sağ kolum bilekten kırılmıştı. 3-4 ay sonunda ancak iyileşebildi. Bu süre zarfında, pantolonumu tek elle giyemiyor, giysem de kemerini sıkamıyordum. Tıraş olamıyor, yazı yazamıyordum. Tüm yaşantım altüst olmuştu.
Geçen yılları düşündüm. 54 yıl önce kardeşim doğduğunda ben on yaşındaydım ve ilkokula gidiyordum. Erkek çocuğu olduğu için, ailede ayrı bir sevinç vardı. Bu sevinç kısa bir süre sonra üzüntüye dönüşmüştü. Çünkü iki ayağı da bilekten itibaren hafif eğriydi. O zaman da, aman sağlıklı olsunda kız veya erkek fark etmez denmeye başlandı.
Yıllar önsesini düşünün, her ilde tam teşekküllü hastane yok, hastane olsa da gerekli tıbbi alet ve malzemeler yetersiz. Kayseri’de yaşıyoruz. Götürdüğümüz doktorlar. Ankara’ya Hacettepe Hastanesi Ortopedi Servisine götürmemizi önerdiler. O zaman Hacettepe Hastanesi meşhur! Tüm illerden hastalar buraya sevk ediliyor.
Babam, özel bir fabrikada çalışıyor. Hangi bir gün gidip gelecek. Annemin okuma yazması yok. Çoğu zaman annemle ben götürürdük kardeşimi.
Hatırlıyorum da, bir müddet hafta da bir, daha sonraları iki haftada bir olmak üzere Kayseri’den Ankara’ya Hacettepe Hastanesine gitmek zorundaydık. Gece otobüse biniyor, sabah hastaneye yetişiyor, o gün işimiz rast giderse, ayağındaki alçıyı tıbbi ismini bilmiyorum, elektrikli testere ile alçı kesiliyordu. Çok gürültülü çalışan testerenin sesi hala kulaklarımda yankılanmaktadır. Ayağını yeniden alçıya alıyorlar akşam Kayseri’ye dönüyorduk. Bu şans her zaman olmuyordu. Bazen gittiğimizde sıra gelmiyor kalmamız gerekiyordu. O zaman terminal yoktu Ankara’da! Otobüslerin hareket ettiği, indirip bindirdiği yer, şimdiki Ulus Yeğenbey Vergi Dairesinin ilerisinde Denizciler semti denilen yerdi. Şimdi hala aynı yerinde duran, “Marmara Oteli” bizim konakladığımız yerdi. Bu gidip gelmeler yıllarca sürdü. Sonra ameliyat dediler, onu da yaptırdık Pek bir sonuç alamadık. Askere de almadılar. Annem hep kendini suçlu hissetmiştir. Sebebi benim diye!
Düşüne biliyor musunuz diğer engellileri, bizimki onların yanında devede kulak olmasına rağmen çekilenleri. 3 Aralık Engelliler günü deyip, bir günle bu işi savuşturmanın, gülücük dağıtmanın, vaatler savurmanın hiçte hoş yönü yok. Bu nedenle de her zaman olduğu gibi böyle yılda bir düşünülmesine ve bu günlere karşı olduğumu diğer yazılarımda da belirtmiştim. Bu insanlarımıza köklü çözümler üretmeliyiz. Alt yapısı her alanda araştırılmalı ve yapılanlar uzun vadeli ve kalıcı olmalıdır. Bu konunun uzmanı değilim, insan olarak aklımın erdiğini söylüyorum. Onlar en azından çalışma hayatı içinde olmalılar ki; ruhsal ve bedensel arızalarını biraz olsun unutabilsinler. Ömür boyu sağlık güvencesi sağlanmalı. Her türlü araç ve gereç kendilerine sunulmalıdır.
Engellilerin, diğer insanlar kadar, hatta daha fazla her şeyden sağlıktan, eğitimden, işe alınmalarından, sosyal aktivitelerinden, sosyal ve siyasal hayata katılmaları sağlanmalı ve olanaklar yaratılmalıdır. Engel, insanlar için bir engel teşkil etmemeli.
Hepimizin her an engelli olma riskinin bulunacağı düşüncesiyle, engellilerin her zaman yanında olduğumuzun bilinciyle hareket etmeliyiz.
Gönlümüz sizinle