Gençlerin hayalleriyle bir neslin geleceğinin öğütüldüğü o acımasız sınav çarkı, her yıl aynı hengameyle dönmeye devam ediyor. Milyonlarca çocuk, çocukluklarını bir kenara fırlatıp hayatlarının en güzel, en verimli yıllarını test sayfalarına, feda edilmiş hafta sonlarına ve dirsek çürüttükleri dershane sıralarına hapsediyor. Onlara vaat edilen resim hep aynı: "Bir kazan, hayatın kurtulsun."
Peki ya o sistemin süsleyip püslediği, binbir emekle tırmanılan o zirvede ne var? Koca bir belirsizlik ve kapkara bir işsizlik.
Yıllarca sınav stresiyle uykusuz kalan, hedeflerinin peşinde ömrünü harcayan gençler; diplomalarını ellerine aldıkları gün hayatın en acı gerçeğiyle tokat gibi yüzleşiyorlar. Üniversite kapısından içeri girerken taşan o büyük hayaller; mezuniyet günü kapıdan çıkarken yerini CV sitelerindeki yanıtlanmayan başvurulara, zincir marketlerin kasalarına, kurye motorlarının üzerindeki can pazarına ya da geçim derdinin ağır yüküne bırakıyor. Hak edenin değil tanıdığı olanın ön sıraya geçtiği, diplomanın kâğıt parçasına dönüştürüldüğü bir düzende gençlere verilen tek pay: "Tecrüben yok" ya da "Kadro yok" bahanesi.
Bu ülke, yetiştirdiği mühendisinden öğretmenine, sosyoloğundan sanatçısına kadar en birikimli gencini bozuk paraya çevirmeyi alışkanlık edindi. Onlara önce "Okuyun, adam olun" dedik; okudular. Şimdiyse yüzlerine bakıp "Bu bölümün önü kapalı" deyip kenara itiyoruz. Madem iş yoktu, o kontenjanları niye açtınız? Madem bu çocuklara bir gelecek sunamayacaktınız, niye yıllarını ve umutlarını çaldınız?
Bir ülkenin geleceği, gençlerinin kurduğu hayallerin büyüklüğüyle ölçülür. Oysa biz, gençlerimize hayal kurmayı bile çok gören, heyecanını yok ettiğimiz bir diplomalı işsizler ordusu yaratmayı başardık.
İşin en acı tarafı ne biliyor musunuz? Gençler artık öfkeli bile değil, sadece yorgunlar. Bir ülkenin yirmi yaşındaki genci yarınından umudunu kestiyse, kimse çıkıp "Büyüyoruz, ilerliyoruz" diye masal anlatmasın. Bu tablo gençlerin başarısızlığı değil; onları bu çıkmaz sokağa sürüp sonra da kaderiyle baş başa bırakanların utancıdır.