Montaigne, deneme deyince ilk akla gelen isimlerden birisidir. Deneme yazması da, okuması da zor olan türlerden bir tanesidir. Ancak Montaigne bu alanda öyle güzel eserler vermiş ki yüzyıllardır okunmaya, önerilmeye devam ediliyor. Yazar, küçük yaşta Latince öğrenmiş, hukuk öğrenimi görmüş ve yargıçlık yapmış birisi. Varlıklı bir kişi olan Montaigne, babasının ölümünden sonra malikanesine çekilmiş ve okumaya yazmaya adamış ömrünü. “Buradakiler, benim duygularım ve düşüncelerimdir; bunları inanılması gerektiği için değil, inandığım için sunuyorum.”
Montaigne’in Denemeler kitabı ilk olarak 1580 yılında yayınlanmış, 1589’a kadar çeşitli eklemeler yapılarak üç cilt haline gelmiş. Bir anda yazılıp biten değil sürekli eklemeler yapılan, geliştirilen bir kitap. Yüzyıllar öncesinden günümüze kadar gelmiş, üstelik etkisini hiç yitirmemiş bir kitap. Montaigne özellikle kendisini tanımak için yazdığını söylüyor. Kitabında bildiği her şeyi okurlarına sunuyor. “Benim yaptığım şey, bildiklerimi söylemek değil kendimi öğrenmektir. Başkasına değil, kendime ders veriyorum. Ama bunları başkalarına da anlatmakla kötü bir iş yapmıyorum. Bana yararı olan bir işin başkalarına da yararı olabilir.” diyor kitabında.
Okuduğunuz her bölümde yazarın derin, felsefi bir düşünce tarzına ve ince bir zekaya sahip olduğunu açıkça görebiliyorsunuz. Her bölüm sonunda durup bir düşünmek, sorgulamak istiyor insan. Altını çize çize, yavaş yavaş, not alarak okumak gerekiyor. Yazarın bilgi birikimine hayran kalmamak elde değil. Yargıçlık, belediye başkanlığı gibi işlerde çalışmış ve sürekli kendini geliştirmiş. Orta çağın karanlık döneminden aydınlığa geçiş sürecinin sancılı zamanlarında öğrenmekten hiç vazgeçmemiş. Kitabında felsefe, çocuk eğitimi, ölüm,adalet, ırkçılık, baskıcı görüşlere dair birçok konuyu ele alıyor.
“Bir başkasının yaşamını yargılarken, bu yaşamı nasıl sürdürmüş ona bakarım; kendi yaşamımla ilgili başlıca kaygılarımdan biriyse, onun iyi geçmesidir, yani dingin ve gürültüsüz bir şekilde,” cümlesi en sevdiğim cümlelerinden birisiydi. Bana “Bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay eskiyinceye kadar onun makosenleriyle (ayakkabısıyla) yürü.” Kızılderili atasözünü hatırlattı. Yüzlerce yıl belki binlerce yıl önce söylenmiş sözler evet, ancak insanoğlu her daim duygusal açıdan aynı şeylere ihtiyaç duyuyor. Bu yüzden bu sözleri duymaya kendimize bunları hatırlatmaya ihtiyacımız var. Binlerce yıl önce yazılmış bu sözler karşılıyor bizim ihtiyacımızı. Denemeler’de bunun gibi onlarca örnekle karşılaşabiliyorsunuz. Sizi yansıtan, kendinizi bulabildiğiniz onlarca cümle, onlarca alıntı. Bazen okumak zor olabiliyor, dili ağır gelebiliyor ya da o ince zekadan nasibinizi alıp cümleyi anlamakta zorlanabiliyorsunuz. Ancak kendimizi tanımak, hayatı sorgulamak, düşünebilmek, varlığımızın farkına varmak için öğrenmeye, gelişmeye mecburuz. Bu öğrenme yolculuğunuzda size eşlik edebilecek çok güzel bir kitap Denemeler. Say Yayınları’ndan dört cilt halinde basılan kitabı keyifle okumanızı diliyorum.