Dünya üzerinde ortak sesler, ortak düşler, ortak dertler vardır. Aynı ses aynı dert bazen bir savaştan kurtulan kadınındır; bazen küçük bir şehirden dünyayı anlamaya niyet etmiş başka bir kadının, çocuğun, insanın sesidir.
Ben de bu seslere kulak verdim ve küçük bir şehirden başarıya uzanan "Okuyan Kadınlar Klubü'nün" hikâyesini sunuyorum sizlere.
Kırıkkale'nin Bahşılı İlçesi'nde başlayan bu başarı hikâyesi, İstanbul'da Anadolu Vakfı'ndan aldıkları ödüllerle taçlandırıldı.
Anadolu Vakfı Genel Müdürü Evrim İzder, Prof. Dr. Selçuk Şirin ile Eğitimin Yıldızları, Değerli Öğretmenim yarışmasında 8754 projeden birinciliğe uzanan bir hikâye. Semanur Altın ve Okuyan Kadınlar Klubü'nün hikâyesi. Tek tek yazacağım her detayı.
Kırıkkale'nin Okuyan Kadınlar Klubü. Bundan yaklaşık beş yıl önce Semanur Altın hanımefendi tarafından kurulmuş bir okuma klubü. Kendisi de bir ögretmen. Ve yola çıkarken yedi kişiydiler; ama zamanla çoğaldıkça çoğaldılar.
Bahşılı Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bu süreçte desteklerini hiç eksik etmediler.
Kırıkkale Bahşılı Kaymakamı Sayın Fidan Bozkır hanımefendi ve Bahşılı İlçe Milli Eğitim Müdürü Sayın Ahmet Ülger beyefendi her zaman yanlarında oldular. Böylesine kıymetli etkinliklere hem maddi hem manevi destekleri için teşekkür ederiz.
Kitapsever insanların ve okurların kendilerini destekleyen idarecilere de ihtiyacı vardır. Bu yüzden çok şanslı bir klüp olduğunu düşünüyorum, böyle idarecilere sahip oldukları için.
"Ah, kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya." diyor ya Gülten Akın. İnsan anlaşılmak istiyor. Bu yüzden yanımızda bize inananların ve destekleyenlerin varlığına ihtiyaç duyarız.
Bizler başarının sadece görünen tarafını biliriz. Arkasında büyük bir emek, mücadele haliyle başarısız olma kaygısı da vardır.
"Hiçbir başarı tesadüf değildir." demeden edemiyor insan.
Semanur Altın hanımefendi bir hayalin ete kemiğe bürünmüş halidir. Şöyle ifade ediyor süreci:
"Bir kütüphane kurdum. Sağdan soldan 2 bin kitap topladım. Hanımefendileri davet ettim. Tabii ki her şeyi ince ince düşündüm, cazip hale getirmek için kafa yordum. Çocukların anneleriyle kitap okuduğu bir kütüphane hayal ettim. Bu hayali yaratmak, yaşamak kolay bir iş değildi. Gün formatında şeyler tasarladım. Masayı çiçeklerle donattım, pastalar, börekler, plaklar, mumlar...
Her kadının kendini özel ve değerli hissetmesini sağladım. Hanımefendileri yolcu ederken ellerine ruhlarına tesir edecek kitaplar hediye ettim. Mesela Reşat Nuri Güntekin'in Acımak kitabı gibi...
Derken 8 kişi 14 kişi oldu ve giderek kitaplara alıştılar. Okudular. Hatta kitaplara eleştirel gözle bakmayı, kendi yorumlarını katmayı öğrendiler. Kişisel Gelişim kitapları, Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü ve Sağlık Müdürlüğü'nden gelen aile danışmanları ve Psikologlar tarafından seçilmiştir. Uzmanlar eşliğinde her kitap analiz edildi, yorumlar yapıldı. Bu analizler kitapsever kadınlara bilişsel ve duyuşsal bakış açıları kazandırmakta oldukça önemlidir. Aradan bir yıl geçti ve Okuyan Kadınlar Klubü'ne alışmış, Okuyan Kadınlarla büyüdük, çoğaldık..."
"12 kadınımız açık liseden mezun oldu, 6 kadınımız üniversite mezunu oldu. Halk Eğitim Merkezi tarafından açılan kurslarla birçok sertifika alıp, iş hayatına atıldılar. Arıcılık, Pastacılık, Mantarcılık yapan; Çiftlikler kuran, resim sergisi açan... kadınlarımız yaşamın başka yönlerine de dokunuyor artık. Kadınlarımız artık misafir değil, ev sahibi."
Albert Camus, Günlükler kitabında şöyle bir soru soruyor:
"İnsan tek başına kendi değerini yaratabilir mi? Ve şöyle devam ediyor, "Değere götüren şey fedakârlıktır." s. 218
Bu başarı öyküsünde her şeyden biraz var; inanç, azim, fedakârlık, harekete geçme ve kadın...
Ve her kadının takdire şayan fedakârlıkları onlara bambaşka kapılar açtı. İnsan emek verdiği şeyin gururunu da yaşamayı hakediyor.
Benim de sonuna kadar desteklediğim ve yanlarında olduğum Bozkırın Yeşeren Yüzü Okuyan Kadınlar Klubü ile gurur duyuyorum.
Okumak eylem olmanın ötesinde, bizi bambaşka bir şeye dönüştüren bir dünyadır. Kapısından adım attığımızda çoğu zaman zorlayabilir bizi. Sonra insana dair sorular sormaya başlarız. Dünyaya sadece belli vazifeleri yapmak için gönderilmiş olamayız.
İnancın en somut hali harekete geçmektir. İnsan haliyle onaya da ihtiyaç duyuyor. Bireyselin toplumsala dönüşmesi ha deyince olmuyor. Şöyle geriye dönüp bakınca insan her zorluğa bir selam gönderiyor.
Her şeye sahipken başarı kaçınılmaz olabilir. Ancak imkansızı başarmak, işte bu çok kıymetlidir. Ve böyle insana ilham olur ve yazdırır.
Kitapların ve okumanın gücüne inanmış; şehrimizi böylesine gururlandıran hanımefendilerin hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Bahşılı benim memleketim ve Bahşılı'nın Kırıkkale'yi gururlandırması, böylesine başarılarla temsil etmesi müthiş bir haz. Yürekten tebrikleerrr...
İlham almak ve ilham vermek diye büyülü bir gerçeklik vardır ve onun adı: Semanur Altın ile Okuyan Kadınlar Klubü'dür.
Başarı dedik, ödüller dedik. Devamı geliyor.
Keyifli okumalar diliyorum.