193 Yıl önce Osmanlı’nın başına gelen bizim başımıza gelmesin. Yer, mekan, hedef, senaryo ayni, Akbabalar; ABD, Rusya, Fransa ve Yunanistan ayni, Turnusol kağıtla bezenmişler, tarih tekerrür ediyor adeta, Omurga ABD, Rusya, Fransa, Yunanistan, Kullanma Kılavuzları Mısır, Bae, İsrail, . Dünya’nın gözü kulağı Doğu Akdeniz’de, 12 Ülke ve 100’ün üzerinde savaş gemisi. Yunanistan’ı 1919’da olduğu gibi, yine kaşıntı tuttu, o zamanda, günümüzde de kaşıyan aktörde yine ayni Fransa. Aradan nerede ise iki asır geçmiş Navarin baskınının üzerinden, değişen bir şey yok. Ama sonları hep hüsranla bitmiştir, bu da bir gerçek. 1919 da İzmir’i işgal eden Yunan Kolordu Komutanı Nikolas Trikopis, ayağını Kordon’a basar basmaz, Kayseri Talas’a Türk Kahvesi içmeye gidiyoruz diye etrafına ilk havasını basmış, ancak hevesi kursağında kalmış. 26 Ağustos 1920 tarihinde Mustafa Kemal’in ‘’ Hattı Müdafaa yoktur, Sathı Müdafaa vardır, O satıh Bütün Vatan’dır ‘’ sözü ile başlattığı Büyük Taarruz’da Yunanistan’ın Paşası Nikolas Trikopis ve yanındakiler Atatürk tarafından esir alınmış, 9 Eylül 1919’da da Yunanı İzmir’de denize dökmüştür. Trikopis Kayseri Talas’ta Türk Kahvesi içebildi mi ? bir sonraki Makalemde detayları ile anlatacağım. Akdeniz’in ısınmasında kim ne hesap yapıyor, 193 yıl öncesindeki NAVARİN OLAYINA göz atmadan bu günü yorumlamak, gece ISLIK çalarak yolda yürümeye benzer.. Geçmişten günümüze, ABD ile olan ilişkilerimiz, NAVARİN baskını, Rusya, İngiltere ve Fransa’nın Türkiye üzerindeki hesapları nelerdir ?
ABD 1783’ te bağımsız bir devlet olmuştur. Bağımsızlığından sonra Dünya üzerindeki Ticaret Arenasında ben de varım diyerek öncelik verdiği yerlerden biri de AKDENİZ’dir.
Rusya’nında hevesi Akdeniz’den Okyanuslara açılmaktır. Tarihten bu güne Amerika ile ilişkilerimiz hakkında biraz iz sürelim ki, mesele daha iyi anlaşılsın. 1795 yıllarında Akdeniz’de söz sahibi Osmanlıdır. Osmanlı ABD’yi o dönemlerde resmi olarak tanımıyordu bile.!
ABD gemileri ticaret yapmak için o tarihte Akdeniz’e girdiler. Cezayir Akdeniz’e giren Amerikan gemilerine anında el koydu. ABD 1796 da Trablus ve 1797 de Tunus ile antlaşma yaparak, Cezayir’e yılda 12.000 altın vermek zorunda kaldı, bununla kalmayıp, 1795 -1815 yılları boyunca vergi ödemek durumunda da kaldı. Anladınızmı kuyruk acısı nerelere dayanıyor. ABD,nin George Washington Fırkateyni 9 Kasım 1800 tarihinde ilk defa İstanbul’a geldi, Osmanlının ABD ile ilk teması da bu yıllarda resmi olarak başlamış oldu. Bu kısa özetten kıssadan hisse çıkarıp konuya geçelim. NAVARİN Osmanlı Donanmasının Akdeniz’de tamamen yok edildiği yerdir. Başrolde Fransız, Rus ve Yunanlılar vardır. 1827 yılında II. Mahmut zamanında Fransız, İngiliz ve Rus gemilerinden oluşan müttefik donanması ve Yunanlılar Navarin’de Osmanlı Donanmasını imha ettiler. Navarin olayından sonra, ABD ile Osmanlı ilk defa 7 Mayıs 1830 yılında Seyr-i Sefâin ticaret antlaşması ile ikili ilişkilere de bu vesile ile de başlamış oldu. NAVARİN OLAYI NEDİR ? *** NAVARİN Osmanlı Donanmasının yok olduğu yerdir ve tarihte bir Milad’dır. *** Fransa, İngiltere, Yunanistan ve Batılıların yanında Rusya’nın sinsi emellerinin gerçekleştiği savaştır, *** Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmanın yolunun açıldığı, tarihtir. *** İrili Ufaklı elimizden çıkan Ege Adalarının, kıyı sahanlıklarının günümüze kadar gelişidir. *** Boğazlar sorununun günümüze kadar uzantısı, Nirengi ve Kırılma noktasıdır. 20 Ekim 1827 Navarin, bugün Yunanistan topraklarında kalan bir liman şehridir. 1460 yılından itibaren Osmanlıların elinde bulunan şehrin tarihi önemi; İngiliz, Fransız ve Rus gemilerinden oluşan müttefik donanmanın 20 Ekim 1827 tarihinde Osmanlı donanması ile yaptığı ve adı geçen devletlerle bir savaş durumu olmamasına rağmen Osmanlı donanmasını adeta bir BASKINLA yok edildiği yerdir.
Son günlerde Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş’un dile getirdiği ve uyarıda bulunduğu ‘’ AMAN HAAAA BASKIN YUNAN BASKIN YAPABİLİR ‘’ söylemleri sanırım Navarin Baskını ile benzerlik taşıdığından dolayı, sık sık vurgu yaparak dikkatleri çekmeye çalışıyor. İngiliz, Fransız ve Rus müttefik donanmasına ait gemiler 20 Ekim 1827 günü birer birer Navarin limana girdiler. Bu esnada Türkler hiçbir düşmanlık belirtisi göstermemişti. Savaş hali olmadığı içinde bir saldırı kesinlikle beklenmiyordu. İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları, Navarin limanını derhal ablukaya alarak Yunan’lılarla birlikte harekete geçtiler. Türk Donanması savaş hali olmadığı halde beklerken, Müttefik donanmanın amirallerinin verdiği emirle gemilerinin hep birlikte ateş açmaları bir birlerini izleyince, Osmanlı donanması sonuçta büyük bir bozguna uğramış ve Osmanlı gemilerinin hemen hemen hepsi zarar görmüş, 57 tanesi yanmıştır. Osmanlı donanmasının adeta yok olmasına yol açan NAVARİN Olayı; Rusya’nın güneye ve AKDENİZ’e inmesinin de yolunu açılmıştır. Navarin yenilgisi, Denizlerle birbirine bağlı olarak üç kıtada toprakları ve yaklaşık 16.000 mil kıyısı bulunan Osmanlı İmparatorluğu’nu, aniden Donanmasız Bir Deniz İmparatorluğu haline düşürdüğü gibi, diğer taraftan Siyasi ve Askeri yönlerden büyük kayıplara uğramasının başlangıcı olmuştur. Navarin Deniz Savaşı Osmanlı Devletini Donanmasız bırakmakla kalmamış, denize elverişli ve tecrübe sahibi subay ve gemicileri, yarı teknik personeli de beraberinde yok etmişti. Navarin malubiyeti ile, Türkler deniz gücü yok edildiği için, Yunanista’nın bağımsızlık isteğinin de yolu açılmıştı artık. 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Rusya’ya karşı yaşanan bir yenilgi sonunda 1829 yılında imzalanan Edirne Antlaşması ile de Yunanistanın bağımsızlığı gerçekleşmiş ve daha sonra günümüze kadar devam edecek olan Ege Sorununun da başlangıcını oluşturmuştur. ABD 9 Kasım 1830 larda Osmanlı ile Ser-I Sefain ( Ticaret,Kültürel ve Sosyal dayanışma adı altında ) anlaşmasını imzalar. Osmanlı bu anlaşmayı NAVARİN yenilgisinin gölgesinde yaptığı için, ABD nin çıkarlarına daha yakındır.
Takip eden yıllarda 1831 de ilki İzmir olmak üzere, İstanbul, Beyrut gibi Vilayetlerde Konsolosluklar açmaya başlar. ABD ile Osmanlı arasındaki inişli çıkışlı ilişkilerinde başladığı dönemdir artık. Ta-ki 11 Ağustos 1874 Osmanlı ABD arasında Suçluların İadesi Anlaşması imzalanıncaya kadar. Neden bu tarihe kadar ? ABD 1840 lı yıllardan başlayarak, Osmanlının hakim olduğu alanlarda Misyonerlik Okulları açmaya başladı. ABD nin ana amacı Osmanlı Kültürü ile Entelektüel bakışı değiştirmekti. Bu konuda vereceğim rakam çok ama, olayın vehamet-i açısından bir kaç örnek vermemde fayda var. 1890 yılında Osmanlı topraklarında ; Misyoner sayısı, 177, Misyoner yardımcısı, 791, Kolej ve Yüksek Okul sayısı 16.990, 117 Kilise ve Genel toplam Nüfusları 28,667 dir. Amerikan Protestan Misyonerlerinin çalışması neticesinde, Ermenilerin bir kısmı Protestan olmuştur. Osmanlının 93 harbi ile aldığı ağır yenilgiden sonra, ABD 1895 te Amerikan Senatosu tarafından Ermeniler lehine, Osmanlının aleyhine karar almış, bu karar hala günümüzde baskı olarak kullanılmaya devam etmektedir. Sevgili okurlarım köşemin yüz ölçümüne göre ancak bu kadar özetleyebildim. ABD nin ve Diğer Batılılarla birlikte Rusya’nın konumunu, geçmiş tarihimizden bu güne özetle, ilerleyen yazılarımda ayrıca değerlendirmelerde bulunacağım. Akdeniz-deki son gelişmeler tarihin tecrübelerine, o tarihlerde kimlerin kimlerle olduğuna, Aktörlerin hala değişmediğine bakarak hareket etmemizde büyük fayda var. Büyüklerimizin söylediği klasik bir söz var. ‘’ Devletlerin Dostluğu olmaz, çıkarları vardır ‘’ diye. Bu söze katılmıyorum. Tarihe baktığımızda bize dost olmayan Devletlerin yine ayni olduklarını görürüz. TEK DOSTUMUZ VAR, ODA KENDİMİZ, YETERKİ BİRLİK BERABERLİĞİMİZİ BOZMAYALIM. Kurt’a sormuşlar ensen neden kalın ? Kurt cevap vermiş ; Kendi işimi kendi gördüğüm için. Müslümanım diye geçinen bazı Arap Devletlerinde ( İstisnalar hariç ) en çok işlerindeki kullandıkları Deveyede sormuşlar, boynun neden eğri ? Deve cevap vermiş ; Nerem doğru ki !!! . İyi haftalar dileğiyle.