SABIR, ORUÇ TUTMAYA BENZER

h.akgul1990@gmail.com

“Ben Ney’im”

 

 

Zaman hızlı geçiyor evet dünyada üç günlük. Kayıtsız kaldığımız umursamadığımız günler olduğu kadar isteyip de sabırsızlıkla beklediğimiz bir sürü duamız var.  Zordur beklemek bilirim. Hele ki kuldan beklemek çok daha zordur. O yüzden Allah'tan iste. Rahmeti bereketi er geç tecelli edecektir. İsteyin diyor ya Mevla: ''Kaybolan ayakkabı bağınızı bile benden isteyin.'' Ey güzel Allah'ım o kadar mahcubuz ki tutunacak dal bulamadığımızda senden istiyoruz. Bir insan düşünün her gün odan bir şey isteseniz yeter artık bıktım deyip çekilir kenara. Ama Allah kıyamıyor yarattığına. Bekle diyor ey kulum bekle ki en güzeli seninle olsun. Allah'ım, İstediğimiz, beklediklerimizin hayır mı şer mi olduğunu bilmeden sana teslim ediyoruz sen bizim için en hakikati bilensin.  Bir gün efendimiz Allah dua eder. ''Ya Resul Allah bana iki Ömer'den birini ver.'' (Hz. Ömer r.a Hz. Osman r.a ) Ahali şaşırır ve sorar: ''Efendim sen Allah'ın elçisisin neden ikisini de istemedin? Mevla seni incitmez ikisini de verir dediklerinde. Allah Resulü h.z Muhammed Mustafa ( S.A.V ) şu sözleriyle bir nimet kapısı daha aralar biz ümmetine: ''Allah benim için hangi Ömer'in daha hayırlı olacağını benden iyi bilendir.''  Allah dualarımızı ayetle garantileyerek cevap vereceğini bildirmiş. Ancak yanlış bildiğimiz bir hususta şu: ''Cevap vermek ayrıdır, kabul etmek ayrı.'' Bir gün bir adam hastalanır ve doktora gider. Doktora durumu anlatmadan istediği bir hapı yazmasını ister, doktor verir. Adam için iyi mi kötü mü bilmeden aldığı bir hap. Aynı hasta o ilaçtan kanser olur ve doktora gider doktorun ilaç yazmasını ister doktor ona iyi gelecek bir ilacı yazar ve iyileşir. Aradan sonra hasta aynı ilacı içmek istediğinde doktor ilacı vermez. Çünkü grip olmuş hastaya kanser ilacı verilmez. İşte Mevla'da istediğinizden çok sizin için iyi olanı verecektir.

Sen olda ister yar ol ister yara, lütfun da başım üstüne kahrında.

ŞİMS-İ TEBRİZİ

Kerim ile selim kardeşlerin hayatına bir göz atalım mı sizinle...

Kerim ve Selim Altınok 23 Aralık 1963’te İstanbul’da dünyaya geldi. 3 yaşından itibaren yavaş yavaş görme duyularını kaybedip 18 yaşında tamamen görme engelli oldular. Ancak, bu engellerini bir bahane olarak görmek yerine kendilerini geliştirmeye, çevrelerini aydınlatmaya ve çalışmalarıyla ülkemize değer katmaya devam ediyorlar.İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni sınıf birincisi ve ikincisi olarak bitirdiler. Aynı üniversitede Mali Hukuk alanında doktora yaptılar. Hukuk Fakültesi’ne devam ederken aynı zamanda İstanbul Devlet Konservatuarı (yarı zamanlı Batı Şan) bölümünü de bitirdiler. Çeşitli topluluklar, koro ve orkestralar kurdular. Bir süre serbest avukatlık yaptıktan sonra, bir kamu kurumunda hukuk danışmanı olarak çalıştılar. 15 yılı aşkın sürdürdükleri bu görevi tamamlayıp emekli olduktan sonra, görme engelliler alanında eğitim faaliyetlerine ağırlık verdiler. Görmeyenler için sesli bilgisayar eğitim cd’leri hazırladılar, kurslarda öğretmenlik yaptılar. Ve sabrın sonunda dua oruçlarını en güzel ezanla açtılar...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
HATİCE AKGÜL Arşivi

WELLNESS (TAM İYİLİK HALİ)

17 Kasım 2021 Çarşamba 14:17

YALAN

29 Eylül 2021 Çarşamba 09:53

SONSUZLUK İÇİN SON 2 DAKİKA

03 Haziran 2020 Çarşamba 17:45

HAYATINIZDA SİZE VERİLEN SİNYALLER!

14 Mayıs 2020 Perşembe 10:57

DÜNYA BİR TOZ BULUTU

06 Mayıs 2020 Çarşamba 16:33

HERKESİN YOLU LAYIĞINA ÇIKSIN

04 Mart 2020 Çarşamba 15:55

KENDİNİ SEVME SANATI

18 Şubat 2020 Salı 15:48

SON ŞANS

07 Şubat 2020 Cuma 15:46