Piyasada yüz Elli Beş Bin Kurbanlık

Piyasada yüz Elli Beş Bin Kurbanlık

Milli Eğitim Bakanlığı, Kadir gecesi arifesinde, on bir bin beş yüz öğretmen adayının atamasını gerçekleştirdi. Kura çekme olayı bakanlıkta yapıldı....

Milli Eğitim Bakanlığı, Kadir gecesi arifesinde, on bir bin beş yüz öğretmen adayının atamasını gerçekleştirdi. Kura çekme olayı bakanlıkta yapıldı. Kura sonucuna sevinenler oldu. Ancak on bir bin dört yüz gencin dışında, Milli Eğitim Bakanının ifadesiyle, iki yüz elli beş bin öğretmen olmayı hak etmiş vatan evladı, yeniden umutsuzluğun ve çileli bir yaşamın kucağına atıldı. Kura çekiminin sonucu kameralara konuşan bakanın huzurunda, atanamayan yüz binlerin adına konuşan genç, gençliğin içinde bulunduğu çaresizliği ve sorunlarının çözümsüzlüğü karşısında boynu bükük kaldıklarını dile getirdi. Televizyonda ifade edildiği gibi, işsiz yüz binleri adına söylenenleri dinleyen Milli Eğitim Bakanı, kendi de konuyu dillendirdi. Tam iki yüz yirmi bin öğretmen adayının atama beklediğini söyledi. Arkasından da bu gün devlet olarak, yüz elli beş bin öğretmene devletin ihtiyacı olduğunu söyledi. Bir kere bakanın yüz elli beş bin öğretmene devletin ihtiyacı olduğunu söylemesi demek, sınıf öğretmenliği asçısından düşünüldüğünde bir sınıfın ortalama otuz öğrenci olacağı hesabıyla tam olarak üç milyon dört yüz elli bin öğrencinin, öğretmensiz olduğunun itirafıdır. Demek bu kadar öğrenci var. Öğretmen bekliyorlar. Devlet olarak biz bu kadar öğrenciyi ne yapıyoruz. Belki sokağa atmıyoruz. Ancak istenen ve beklenen verimi, bu öğrencilere veremiyoruz demektir. Dahası bir şekliyle bu öğrencileri belki bir şekliyle sınıflara sokuyoruz. Ancak üç milyon dört yüz elli bin öğrenci ile, bir o kadar da öğrencinin eğitim ve öğretimden gerekli hizmeti alamamasının ortamını yaratıyoruz. Demek ki konu sadece devletin ağzından ifade edildiği şekliyle, yüz elli beş bin öğretmen adayını sokağa terk etmiş olmuyoruz. Bu da yetmiyormuş gibi bu öğretmenlerin hizmet vereceği çocuklarımızı da eğitim öğretim hizmetlerinden gereği gibi yararlanmalarını engelliyoruz. Dahası kalabalık sınıflara doldurduğumuz çocuklarımız, normal eğitim öğretim hizmeti alacak çocuklarımızın da eğitim ve öğretimden gerektiği gibi hizmet almalarını engelliyoruz demektir. Ey devlet! Ey Türkiye Cumhuriyeti yöneticileri! Kendiniz kendinize sorunuz. Var mı böyle bir yanlışı yapmaya hakkınız? Var mı çocuklarımızı çocuk yaşta cehaletin kucağına atmaya hakkınız? Diyorum ki ey olaylı Bakan. İki yüz yirmi bin öğretmen adayının sorunu sizi ilgilendiriyor. Hem de en çok sizi ilgilendiriyor. Önce bu öğretmenleri bir şekliyle ülkenin eğitim öğretim hizmetlerinde yararlanmayı gerçekleştiriniz. Arkasından üniversite bitirmiş tüm gençleri mutlaka ve mutlaka ülke hizmetine alınız. Almanın yolunu bulunuz. Bu sizin asıl görevinizdir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.