Nasılsınız?

Nasılsınız?
Dün gece TRT1 televizyonunda Tayfun TALİPOĞLU ile nasılsınız programında yerel basın mensuplarının tabiri caizse bam teline basıldı. Türkiye'nin çeşitli...

Dün gece TRT1 televizyonunda Tayfun TALİPOĞLU ile nasılsınız programında yerel basın mensuplarının tabiri caizse bam teline basıldı. Türkiye'nin çeşitli vilayetlerinden katılan, gazete ve radyo televizyon sahipleri, cemiyet başkanları, genel yayın yönetmenleri, muhabirler sıkıntılarını dile getirmenin yanında öz eleştiride yaparak içerisinde bulundukları durumu ve beklentilerini ortaya koyma fırsatı buldular. Sabahın dördüne kadar süren programın ana teması, Ulusal basınında büyük katkılarıyla basın organlarının güvenilirliğini kaybettiği ve tekrar bu güvenin nasıl tesis edilebileceği şeklinde oluştu. Büyük holdinglerin eline geçmiş olan ulusal basın enstrümanlarının gazeteci olmayan patronlarının isteği doğrultusunda uyguladıkları yayın politikası, yalan ve yanlış haberler, açık açık birilerine destek verme veya birilerini sürekli kötüleme politikası maalesef yerel basına da sirayet etmiş ve parayı verenin düdüğü haline getirmiştir. Programın onur konuğu, Tayfun TALİPOĞLU nun Cumhur abi diye hitap ettiği Siirt Mücadele gazetesi sahibi, mahalli gazetecilerin elli yıllık geçmişiyle duayenlerinden biri olan, Cumhur KILIÇÇIOĞLU idi. KILIÇÇIOĞLU Türkiye'nin resmi ilan almayan, alma ihtiyacı da hissetmeyen tek gazetesi olduğunu, hiç kimseyle bir göbek bağlarının bulunmadığını, çok rahat bir şekilde yıllardır gazetenin hem sahibi hem genel yayın yönetmeni hem başyazarı ve de muhabiri olarak dört sayfalık bir gazeteyle yetmiş sayfalık gazetelerden daha dolu ve doyurucu bir gazete çıkardığını söyledi. Gazetenin internet sitesinde aynen şöyle yazıyor. "Bu gazete antika değerindedir, yere atılmaz, üzerine basılmaz, ambalaj yapılmaz." Evet, bence de kimseden bir kuruş reklam parası, resmi ilan almadan dört sayfada olsa alın terinin ürünü olan gazetenin yere atılmaması gerekir. Her platformda kamu hizmeti icra ettiklerini, toplumu doğru bilgilendirdiklerini iddia eden ama masa başında hazırlanan, internetten derleme haberler ve sayfalarla işi kotarmaya çalışan tüm basın yayın organlarını Cumhur abiye kulak vermeye çağırıyorum. Ne zaman ki Ticari kaygıları bir tarafa bırakıp gerçekten gazetecilik yapmaya başlarsak o zaman toplumda kaybedilen güveni yeniden sağlayabiliriz. Sayısı net olarak belli olmamakla beraber bin sekiz yüzün üzerinde mahalli gazetenin var olduğu söylendi akşam. Buna birde seçim dönemlerinde bir bir ortaya çıkıp seçimden sonra kaybolan mantar gazeteleri eklersek iki binlerin üzerinde bir sayı ortaya çıkıyor ki işin en garip tarafı bu. Resmi ilan pastasından pay kapmaya çalışan herkes veriyor basın savcılığına dilekçeyi bir gazete kuruyor. Bu ülkede gazete kurmak, Bakkal dükkânı açmaktan daha kolay. Çorumdan programa katılan Çorum Hâkimiyet Gazetesi muhabirinin Trajikomik anısıyla bu işin ayarının ne kadar kaçtığını örneklemek istiyorum. İsveç Başkonsolosu Çorumu geziyor, arkasında Çorumun güzide basın mensupları. Başkonsolos şaşırıyor. Yaa! İstanbul un tüm gazetecileri peşimden mi geldi? diyor. Hayır efendim bunlar Çorumun mahalli basın mensupları deniyor. Başkonsolos gülerek bizim İsveç de toplam basın mensubu bu kadar diyor. İşin hülasası bu şapka bu kafaya çook bol geliyor çook. E-mail: ysfklc@mynet.com.tr

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.