Modern çağın zihinsel hastalığı: Aşırı düşünmek yakınlığı bir 'tehlike' olarak algılatıyor

Modern çağın zihinsel hastalığı: Aşırı düşünmek yakınlığı bir 'tehlike' olarak algılatıyor
 Muhabir
Aşırı düşünmek ve kaygı, modern insanın zihnini en çok meşgul eden ve hayat kalitesini düşüren gizli bir yorgunluk kaynağı olarak öne çıkıyor.

"YA ŞÖYLE OLURSA" SORULARININ ARDINDAKİ GÜVENLİK ARAYIŞI

Zihnin sürekli olarak gelecekteki ihtimalleri hesaplaması, dışarıdan bakıldığında "detaylı bir analiz yeteneği" ya da "önlem alma" mekanizması gibi görülebilir. Ancak uzmanlara göre bu durum, temelde belirsizliğe karşı geliştirilen bir kontrol arayışından ibaret. Zihin, hayatın getireceği sürprizleri tolere etmek yerine, karşısına çıkan tüm sorunları önceden çözmeye odaklanıyor.

Kişinin sürekli olarak "Ya şöyle olursa?", "Ya yanlış karar verirsem?" veya "Ya pişman olursam?" gibi sorularla boğuşması zihinsel enerjiyi tüketiyor. Klinik gözlemlere göre, bazı şeylerin çözülerek değil, ancak yaşanarak netleşeceği gerçeğini unutmamak gerekiyor. Her ihtimali tek tek düşünmek insanı daha güvende kılmıyor; aksine çok daha yorgun ve kararsız hale getiriyor. Bazen en sağlıklı ilerleme yöntemi, her şeyi en başından bilmeden yola çıkabilmektir.

YALNIZKEN SAKİN, İLİŞKİDEYKEN TETİKTE OLMANIN SEBEBİ

Psikolojik değerlendirmelere göre, aşırı düşünme problemi insanların sosyal ve ikili ilişkilerinde de kendini keskin bir biçimde gösteriyor. Bazı bireyler yalnız başlarınayken son derece dengeli, huzurlu ve sakin bir yaşam sürebiliyorlar. Fakat bu kişilerin hayatına yeni biri girdiğinde veya bir ilişki süreci başladığında zihinsel mekanizmaları tamamen değişebiliyor.

İlişki başladıktan sonra daha fazla düşünme, yoğun kaygı hissetme ve sürekli tetikte olma hali baş gösteriyor. Bu durum genellikle bireyler tarafından "sürekli yanlış insanları hayatıma alıyorum" şeklinde yorumlansa da, klinik uzmanlar asıl meselenin partner seçimi değil, yakınlığın bizzat kendisi olabileceğine dikkat çekiyor. Çünkü bir insana yakınlaşmak; onun tarafından tamamen görülmek, incinebilir olmayı göze almak ve zihindeki kontrol mekanizmalarını biraz olsun gevşetmek anlamına geliyor.

GEÇMİŞ TRAVMALAR YAKINLIĞI TEHLİKE OLARAK GÖSTEREBİLİR

Konu hakkında önemli detaylar paylaşan Psikolog Eren Boz, bireylerin iç dünyasında yaşadığı bu savunma mekanizmasının kökenlerine ışık tuttu. Yakınlık kurmanın getirdiği risklerin geçmiş yaşantılarla bağını kuran Eren Boz şu ifadeleri kullandı:

"Ve eğer geçmişte yakınlık; belirsizlik, reddedilme ya da hayal kırıklığıyla eşleştiyse, zihin bunu “tehlike” olarak algılayabilir.Bu yüzden yalnızken iyi hissetmek, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmeyebilir. Sadece tetiklenmediğin anlamına da gelebilir.Gerçek mesele çoğu zaman şudur: Birine yakınken de kendin kalabilmektir."

Uzmanlar, zihinsel dengenin korunabilmesi için kontrol ihtiyacının esnetilmesi ve yakın ilişkilerde kaygıya yenik düşmeden özgün benliğin korunması gerektiğinin altını çiziyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.