Mevlânâ’nın veciz sözleri (2)

* Ayıp gören kayıp âleminin kokusunu bile alamaz.

*Herkesin güzellik ve tatlılık iddiası vardır ama tatlılığın ve güzelliğin mihenk taşı musalla taşıdır.

* Her yiyen, yenilendir. Ancak Allah müstesnadır. Öyleyse yenilmeyenin yanında yer almaya bak ki sen de yenilip yok olmayasın.

* Bozuk olunca maya, ne ar kalır ne haya.

* Köpek âlim olunca kavgada öncü olur, arif olunca eshab-ı kehf’e katılır.

* Eğer kapınıza sadece iyiler gelirse, kötüler nereye gitsinler?

* Herkes zannınca dost oldu bana, kimse aramadı içimdeki sırları ama.

* cüzdanla kese içindeki altınla değerlenir.

* Bunun uygun, şunun uygunsuz olduğunu bilirsin. Fakat sen uygun musun, uygunsuz musun sen asıl buna bak.

* Her malın değeri nedir, bilirsin de kendi değerini bilmezsin. İşte bu ahmaklıktır.

* Çöpçatan: oğlum senin için çok güzel iffetli bir gelin adayı buldum. Ancak bir kusuru var, o da Helvacının kızıdır. Damat adayı: Daha iyi ya! Babası helvacı ise kızı daha bir tatlıdır.

* Kalp altın som altına kibirlenerek: senden neyim eksik, dedi. Som altın: evet doğru söylersin ama Mihenk taşı geliyor hazır ol.

* Yüreği aşkla dolu bir adam gündüz elinde bir fenerle geziyordu. Birisi:

- Be şaşkın adam! Gün ışığında fenerle ne arıyorsun, dedi. O:

-  Öfke anında, hırs ve şehvet anında kendini tutan bir yiğit arıyorum.

- Öyleyse sen, çok az bulunur bir şey arıyorsun.

* Hırsız af edilirse ancak canını kurtarır. Onun vezir olması, Hazine emini olması mümkün müdür?

* Üstüne vurulan kilitlerin çokluğu, hazinenin değerinin çokluğundandır. Hedefin yüceliği, yolun sarp yokuşlardan, yol kesicilerdin belli olur.

* Gencin aynada gördüğünü, pir tozlu kerpiçte görür.

* Çocuk bir ceviz, bir fındık için ağlar. Oysa bu, akıl sahipleri için pek basit bir şeydir. Gönül’e, ruha nisbetle beden de o ceviz ve fındık gibidir. Çocuk, büyükler gibi nereden bilsin?

* Erkeklik sakalla, aletle olmaz. Öyle olsaydı eşek erkeklerin şahı olurdu. Gerçek erkek, şehvet zamanı sürçmeyen, aklı saman gibi uçmayan, öfke ve kin zamanı gevşeyip kararsız, sebatsız hale gelmeyen kişidir.

* Zahit, hesap günü ne olacak diye işin sonu için kederlenir durur. Arif ise, daha işin başında işin sonundan haberdar oldukları için gönülleri rahattır.

*Bir burca konan bir kuşun başı ile kuyruğundan hangisi daha hayırlıdır? Cevap: Eğer yüzü şehre, kuyruğu köye doğru ise, başı kuyruğundan hayırlıdır. Eğer kuyruğu şehre, başı köye doğru ise ondan kaç.

* Doğan, beyaz, eşsiz ve benzersiz olsa bile avı fare olduğu için aşağılıktır. Peki senin avın ne?

* Eşeğin önüne saman ile şekeri koysalar, eşek samanı tercih eder. Nefsin önüne dünyalık ile cennet konduğunda dünyalığı tercih eder.

*Mekânın ne önemi var ki! Gül dalı nerede açarsa açsın gene güldür. Şarap küpü nerede kaynarsa kaynasın gene şaraptır.

* Yüz güzelliğinin bir değeri yoktur. Bir diken yarası ile bile yanağı soluverir.

* Hastalığı gönülden olana bedeni ilaç kâr etmez.

*Hayvanın semirmesi otla, insanın semirmesi izzet ve şerefle olur.

* Bizler, başkasının evinde başköşeye oturmak için kavgaya tutuşan misafirler gibiyiz.

* Güzellik ve çirkinlik, ikisi de onun ustalığının eseridir. Zira ressam güzel ve çirkin iki resmi de çizer.

* Dünya hayatı evcilik oynayan çocuğun oyununa benzer. Çocuklar evcilik oynarken ev ve dükkân da yaparlar. Sadece vakit geçirmekten başka kârları yoktur. Akşam olunca hepsi de aç olarak evlerine dönerler.

* Doğruluk, Hazreti Musa’nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazın sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar. 

* Dünya eski bir köprüdür. Onu tamir etmeye değil üzerinden geçmeye bakın.

* Gerek yok her sözü laf ile beyana, bir bakış bin söz eder bakıştan anlayana.

*Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun.

Kusur örtmeyi marifet edin kendine, işte o zaman kusursuz olursun.

*Ey insan! Kafdağı kadar yüksekte olsan da, kefene sığacak kadar küçüksün;  unutma her şeyin hesabı var, üzdüğün kadar üzülürsün.

*Hayatta en çok keyif aldığım şey, kendimi haklı çıkarmak veya ifade etmek için uğraşmamamdır. Bizi bilen bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir.

*Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene, kabahati ne güneşte ne de ayda ara. Gözlerindeki perdeyi arala!

*Her şey vaktini bekler. Ne gül vaktinden önce açar, ne güneş vaktinden erken doğar. Bekle, senin olan sana gelecektir.

*Sükût, incelik, edep ve zerafet, insanı her gittiği yerde sultan yapar.

*Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek bir cevabım var. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye.

*Ahlak örtüsü olmayan kişiyi baş örtüsü dindar yapmaz.

*Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim. Her türlü amelde çok ahesteyim. Kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim. Uyandır artık ya Rab! Belki son nefesteyim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Bayrak Arşivi

Borç konusunda titizlik göstermek (1)

08 Mayıs 2024 Çarşamba 10:56

İyiliğin karşılığı bu mudur?

07 Mayıs 2024 Salı 09:18

Bereket ve cömertlik

26 Nisan 2024 Cuma 13:59

Günahlara Keffâret Olan Hastalıklar (1)

17 Nisan 2024 Çarşamba 09:27

Hastaları Ziyaret Etmek (1)

15 Nisan 2024 Pazartesi 10:41