Keş Dağı'nda ölüm beyazdır
Ölüm çok yüzlüdür. Ne suretle çıkar gelir ve karşımıza dikilir bilinmez. Ateş olur, bıçak olur. Koynunda sakladığın sevgili olur. Ölüm Keş Dağ'ında soğuk olur. Anî ölümler sevimli gelir birden. Parmak uçlarından başlayan ölümler, asra bedel sancılara çevirir saniyeleri. Belki de saniye saniye, öteye taşımak istemediğin kefarettir yavaş ölüm. Bizim ölümümüz de bir gün başkalarının merakına karşılık veren bir hikâyedir. Ölümünden çok ölme biçimimizi konuşarak, ustaca ölümü örten oyunculara dönüştürürüz dünya sahnesini. Şimdi, yani Nisan ayı başlarında Keş Dağı'nın başı hala dumanlı mıdır? Azrail'in bir kanadı ayaz, bir kanadı sisten bir bulut mudur? Hala Keş Dağı'nın etekleri aman vermez yamaçlar mıdır? Bakın ben de gösterdim yüksek oyunculuk yeteneğimi? Bende ölümü ustaca örttüm ölümün mekânını işaret ederek. Yaklaşan zaman hangi sürprizle çıkacak karşımıza? Bunu bilmiyoruz. İçin için sizi eriten derdinize belki de merhem taşıyordur zaman. Kurumaya yüz tutmuş bir ağacın dibinden güçlü bir sürgünün çürüyen kısmı devirmesi gibi tüm endişelerini yerle bir edebilir. Ruhsuz hayatımıza anlam katabilir. Birden körpe dallarımızın gölgesi hayatın odağı olabilir veya ince ince ördüğümüz korunağımız hesaba katılmadık bir fırtınanın savurduğu nesnelerden birine dönüşebilir. Yersiz yurtsuz, evlatsız, annesiz babasız, sağlıksız kalabiliriz. Zaman asla keyifli olamayacağınız efendinizdir. Belki de ayrıntılara takılıyoruz durmadan. Zaman, mekân, olay toplam olanın teferruatından başka bir şey değildir. Tek bir gerçek vardır, o da "Her canlı ölümü tadacaktır."gerçeği. Ya da "O'ndan geldik, O'na döndürüleceğiz." Öyleyse söylenecek çok söz kalmıyor. Arkanızdan insanlar tüm samimiyetleriyle "Biz ondan razı idik sende razı ol." Diyebiliyorlarsa, dedirtebiliyorsak, "Haklarınızı helal edin." Dendiğinde ciğerler parçalanırcasına "Helal olsun." Deniliyorsa, dedirtebiliyorsak hangi koşullarda ruhumuzu teslim ettiğimizin ne önemi var? Taceddin Dergâhı'na ya da İstiklâl Marşı'nın doğduğu mekâna emanet edilmenin anahtarı Keş Dağı'nın zirvesinde, karların arasındaymış meğer. Bu kazada hayatını kaybeden tüm can emanetçilerine, özelde de Muhsin Yazıcıoğlu'na Allah'tan rahmet; kalanlarına, sevenlerine sabr-ı cemiller diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.