Keklik, benzin ve TEMA
Efendim Çevre ve Orman Bakanlığı 2011 yılında tabiata, 17 bin Sülün, 43 bin Keklik, toplam 60 bin kuş bırakacakmış. Toplam, 60 bin kuşun peşine, 1000 adette avcı bırakılırsa, 2012 yılına kadar, “Keklik ve Sülün” adı ile kuş kalmaz. Önemli olan kuşları tabiata bırakmak değil, kuşları avcılara karşı korumaktır. Yoksa, 60 bin kuş bugün var, yarın yoktur. Biri çıkıp, “benzin 4 lira sınırına yaklaştı; diğeri, benzin 4 lira sınırını geçti” diyor. Aslına bakılırsa benzin epeyce hareketli bir nesne. Bakıyorsunuz 4 liranın sınırına yaklaşıyor, sonra 4 liranın sınırını geçiyor. Gözünü sevdiğim benzin! Sınıra yaklaşırken, sınırı geçerken Türkiye’nin başını derde sokabilirsin. Allâh’ını seversen bir yerlerde dur artık, dur. Ankara Üniversitesi Siyâsal Bilgiler Fakültesi’nde olaylı geçen Anayasa konulu panelden sonra; Mülkiyeli; Sosyal Araştırmalar topluluğu üyesi öğrenciler, C.H.P. Genel Sekreteri “şimdi Genel Başkan Yardımcısı” Süheyl Batum’u ziyâret etmişler. Öğrenciler çok iyi etmişler de ziyâret yumurtalı mı, yumurtasız mı olmuş? Ben de onu merak ettim. Örgencilerimizin okuyup bir şeyler öğrenmesi, Ülkemize yararlı olması gerekirken; çoğu kimselerin alamadığı, bulamadığı yumurtalarla insanlara saldırması, israftan başka bir şey değildir. İsraf edenlerin harçlardan şikâyetçi olmaları doğru olamaz. Sevgili öğrenciler! Mâdem ki, yumurta bulabiliyorsunuz. O hâlde yumurtaları yiyiniz. Yemiyorsanız, yumurta ile insanların üstünü başını batıracağınıza yumurtaları bana gönderiniz! Avustralya Büyük Elçiliği 2’inci Kâtibi Sarah Kelly, TEMA Kayseri Temsilcisi Dr. İsmâil Gökşen’i ziyâret edip Kayseri’deki ağaçlandırma ve erozyonla mücâdele hakkında bilgi almış. Avustralya’lının merâkına bakınız ki, TEMA’nın Kayseri’deki ağaçlandırma, erozyonla mücâdele işleri Kelly’yi ilgilendiriyor. Bize gelince; Pek çoğumuzu ağaçlandırma, erozyonla mücâdele hiç mi hiç ilgilendirmiyor? Bizim vatandaşımız merâ sürüyor, ağaçlandırma ve erozyonla mücâdele, onu ilgilendirmiyor. Dikilen çam fidanlarını, ekilen ve yeryüzüne, “Allah” diyerek çıkan palamutları ineğine, danasına, davarına yediriyor, erozyona, “gel hele benim tarlanın topraklarını al ırmaklara, barajlara, denizlere taşı” diye dâvetiye çıkarıyorlar. Temennî etmiyoruz amma insanlar, erozyonla mücâdeleye çıkardıkları dâvetiye’yi günün birinde, “tüh be” diyerek okumanın sonsuz acısını yaşayabilirler. Bu dünyâda erozyonla mücâdelesizliğin cezâsını çekerken, öteki dünyâda Yüce Yaratan’a hesap veremezler, amel defterleri koyun, keçi ve sığırlarına yedirdikleri palamut ve çam fidanlarıyla lekeli, hattâ karadan da kara olabilir. Uçup ve geçip giden 2010 yılını değerlendirip, 2010 yılını yeniden zihnimizde canlandırdığı için İL gazetesi çalışanlarından Sevdâ hanımı kutluyor, başarılar diliyorum. 5.1.2011 “Uçup giden günler geçer mi ele, Yirmi dokuz sene güç gelir dile, Son bahardan öte kış olsa bile, Gönül penceremde tüller kınalı. ” Keskinli Yetîmi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.