Alaattin Karaer

Alaattin Karaer

JAPONYA GEZİMİZ! (19)

Ertuğrul Fırkateyni ziyaretimiz dönüşü hüzünlü oldu. 101. Yılını kutladığımız bugünlerde, Türkiye Cumhuriyeti pek çok fırsat çıktığı halde komşularının toprak bütünlüğüne sınırlarına saygılı olan vicdan sahibi bir ülke olduğunu, kilometrelerce uzaktaki Kuşimoto kasabasındaki anıtındaki Atamızın “Yurtta Barış Dünyada Barış” sözlerini, dünya ülkelerine dahi örnek olduğunu görme imkanını bulduk!

Öğle yemeği için, Japon mutfaklarından çeşitlerinin sunulduğu restorandayız!

Dönüşümüz aynı yoldan olacağı için, kalacağız otele dönüşümüz akşamı bulacaktı.

Otel dönüşü, ben, eşim ve bir arkadaşlar metroyla Namba’ya giderek, arkadaşımızın kızı için Apple mağazasından bilgisayar bakacaktık. Mağaza metroya yakındı. Mağaza sanki peynir ekmek satar gibi, telefon ve bilgisayar satışı yapıyordu!

Fazla oyalanmadık. Cadde boyu bir tur atarak, ara sokakta Japonya’ya has, hamurla yapılmış tatlı yedik. Metroyla dönüşte otelin yakınında bulunan cafede bir şeyler atıştıralım diye uğradık! Masaya oturup, garsonun gelmesini bekledik. Gelen giden yoktu. İşaretimiz sonucunda gelen görevliye sipariş vereceğimizi söylemeye kalmadı, masada bulunan dijital tablet’i gösterdi. Tablet’ten sipariş vereceğimizi belirtti. Biz onuda beceremiyeceğimizş anlatmaya çalıştık. Menü bölümünü açtı siparişimizi verdi. Garson getirecek derken, birde ne görelim, masamızın yanında robot durmaz mı! Verdiğimiz siparişleri getirmişti. Siparişlerimizi aldıktan sonra, tıngır mıngır geldiği gibi gidiverdi.. Bu yaşımızda ilk kez bir robotun hizmetini görmüş olduk.

Sabah, Japonya’dan ayrılacaktık! Hareket saatimiz 07.00 olarak tespit edilmişti. Çünkü Güney Kore yolculuğu için hareket saatimiz saat 11.00’di.

Kaldığımız sürece, gördüklerimizden aklımda kalanlar… Belki tekrarda olabilir ama yazmamışta olabilirim.

En dikkatimi çekenlerden ilk günde Japonya’daki tuvaletleri olmuştu. Otel odasındaki tuvalete eşimden sonra girdiğimde, klozetli tuvalet oturma yeri sıcak geldi. Ben nereden bileyim klozetin ısı ayarlı olduğunu. Yıkama için ne yapacağımı da bilemedim. Sanki tuvalet değil de bilgisayar odasındayım…

Sonradan öğreniyoruz tabi ki.. Tuvalet Japonlar için çok önemli. Japonya’da tuvaletler, temizliğe ve hijyene büyük önem verilen ülke kültüründe önemli bir rol oynamaktadır. Tuvaletleri ve banyoları daha temiz ve konforlu hale getiren teknolojilere büyük önem veriliyor..

Japonya'da tuvaletler, iki farklı biçimde bulunmaktadır. Eski tip tuvaletler basit bir alaturka tuvalet olup halen umumi tuvaletlerde kullanılmaktadır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra modern Batı tarzı klozetli tuvaletler ve pisuvarlar yaygınlaştı. Anüs yıkama, bide yıkama, klozet ısınma ve koku giderme gibi birçok gelişmiş özelliklere sahiptir. Adım başı umumi tuvaletlere fazla. Üstelik hepsi tertemiz. Nasıl bulmak istiyorlarsa öyle bırakıyorlar.

Bide: Özellikle Batı Avrupa ülkelerinde banyolarda bulunan ve harici üreme organlarını yıkamak amacı ile kullanılan bir alettir. Görünüş itibarı ile alafranga tuvalete benzer, kullanımı ile önceden tanışmamış pek çok kişi tarafından tuvalet ile karıştırılabilir ancak tuvaletten farklı olarak yalnızca suyun gidebileceği lavaboya benzer bir delik ile sıcak ve soğuk su muslukları vardır.

whatsapp-image-2023-08-09-at-10-57-05.jpeg

-Japonlar, robotvari insanlar. Metro istasyonunda ya da otobüs durağında bekleyen insanlara şöyle bir baktığınızda, adeta bir robot gibi hareketsizce durduklarını göreceksiniz. Kurallara sıkı sıkıya bağlılar. Yüzlerce kişinin beklediği bir kırmızı ışıkta yol boş olsa dahi geçen yok. Olsa olsa bir ya da iki kişi birkaç adım daha önde. Saygılılar, nezaketli ve hoşgörülüler... Japonlar, iki çocuğuyla otobüse binen bir anneye, çocuklarından ayrı oturmasın diye arkadaki koltuklardan kalkıp yer veren, adeta seferber olan insanlar... Robotsu görünümlerinin aksine güler yüzlü, iyiliksever ve mutlular. Bir Japon hastaysa, nezle ya da grip olmuşsa maskesini takmadan sokağa çıkmıyor kesinlikle. Bu da, başka insanlara saygılarının bir göstergesi olsa gerek.

-Sokaklarda sigara içmek yasak dediğimi hatırlıyorum. Yerde izmarit görmeniz çok zor. Sigara içmek isteyenler, belli noktalarda, yol kenarlarında, parklarda vs. inşa edilmiş ve etrafı camlarla, yer yer duvarlarla örülmüş sigara içme bölmelerinde bu ihtiyaçlarını gideriyorlar. Sokakta yürürken bir şey yiyip içenleri de göremezsiniz. Böyle bir yasak yok, ama yazılı olmayan bir kural sanırsam.

-Yağmurlu günlerde, yağmur başlayınca durmak bilmiyor zira. Hemen her restoran, market, müze ya da işletmenin girişinde şemsiye konulabilecek aletler var. İsterseniz yine işletme girişlerinde sunulan poşetlere de şemsiyenizi sokabilir ve yerleri ıslatmadan yanınızda taşıyabilirsiniz.

-Bildiğiniz gibi, Japonya bir deprem ülkesi. Biz de Tokyo'da bulunduğumuz sırada bir depreme rast geldik, otelde dinlenirken. İlk başta tedirgin olsak da, bu konuda Japonlara güvendiğimiz ve olacakları bildiğimiz için bunu sıradan bir olaymış gibi karşıladık, ki öyle de oldu. Ne bir kaçışma, ne bir bağrış çağrış. Bir dakikanın ardından sanki hiçbir şey yaşanmamış gibiydi.

img-9682.jpg

-Japonya'da trafik sağdan akıyor. Araçlarda direksiyonlar da sağ tarafta. Yaya trafiği de aynı şekilde sağdan akıyor. Kaldırımlar, yürüyüş yolları dahi şeritlere bölünmüş durumda. Merdivenlerde dahi hangi taraftan inmeniz ya da çıkmanız gerektiğini gösteren ok işaretleri var. Bisiklet kullanımı da oldukça yaygın. Bazı kaldırımlar bisikletler ve yayalar için ayrı ayrı bölünmüş ve yol tasarımları da ona göre yapılmış.

-Japonya'da bahşiş kavramı yok. Japon insanı bahşişi kendisine hakaret kabul ediyor adeta. Japon satıcılar da çok sevimli. Bir mağazaya adım atar atmaz, görevliler samimi bir gülümsemeyle 'hoş geldiniz, buyrun' anlamında irasshaimase" demeye başlıyor. İnsan görünce otomatik olarak harekete geçen robotlar gibi... .

-Bir yardım istediğinizde, çoğu Japon tereddüt etmeden size yardımcı olmaya çalışacaktır.

-Kalabalık, çok kalabalık, daha çok kalabalık... Aslında Tokyo için söylenebileceklerin başında bu geliyor olsa gerek. Her yer insan kaynıyor. Bu, aslında olumsuz bir durum, ama buna rağmen ne bir kavga gürültü, ne bir bağrışma ne bir tartışma... İnanın bu kadar kalabalık bizde olsa, her gün kan gövdeyi götürürdü. Üstelik bu kalabalığa rağmen bir tek korna sesi dahi duymadık yollarda.

whatsapp-image-2023-08-04-at-19-49-57.jpeg​​​​​​​

-Japonlar, tam bir tüketim toplumu. Adım başı mağaza, adım başı çarşı, alışveriş merkezi... 10 katlı binaların, 30 katlı gökdelenlerin tepesinde de, yerin 3 kat altında da mağazalar var ve üstelik hepsi açılışından kapanışına tıka basa dolu. Ne ararsanız var. Dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz, ne işe yaradığını bile anlamadığınız on binlerce çeşit ürünler…

-İşin bir de sosyal cephesi: restoranlar, kafeler, barlar vs. Japonlar, iş çıkışında evine gidip dinlenmek yerine arkadaşlarıyla, eşiyle dostuyla bir araya gelip kafelere, restoranlar, barlara gitmeyi tercih ediyorlar.

devam edecek…​​​​​​​

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Alaattin Karaer Arşivi

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (31)

15 Temmuz 2026 Çarşamba 12:02

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (27)

22 Haziran 2026 Pazartesi 11:20

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (26)

17 Haziran 2026 Çarşamba 10:32

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (25)

08 Haziran 2026 Pazartesi 13:20

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (24)

03 Haziran 2026 Çarşamba 16:17

2025 Yılında Kaybettiklerimiz (23)

20 Mayıs 2026 Çarşamba 10:03