İnsanın mal tamahı

Enes (R) şöyle demiştir: Peygamber(S)'e Bahreyn'den mal getirildi. Peygamber: "Onu mescide dökün" buyurdu. Bu mal Rasûlullah'a gönderilen en kesretli (çok) mal olmuştu. Akabinde Resûlullah namaza çıktı ve o mala dönüp bakmadı. Namazı bitirdikten sonra geldi ve malın yanına oturdu. Her kimi gördü ise muhakkak (o maldan bir mikdâr) verdi. Derken Abbâs O'na geldi ve: Yâ Resûlallah, bana da ver. Çünkü ben hem kendim için, hem de Akîl için fidye vermiştim, dedi.(1) Rasûlullah ona: "Al" buyurdu. O da avuç avuç bezinin içine boşalttı. Sonra onu kaldırıp yüklenmeye davrandı, fakat kaldıramadı. Bunun üzerine: Yâ Rasûlallah, birine emret de onu sırtıma kaldırsın, dedi. Peygamber: "Olmaz" dedi. Abbâs: Öyle ise onu üzerime Sen kaldırıver, dedi. Peygamber yine: "Olmaz" buyurdu. Bunun üzerine Abbâs ondan birazını döktü de sonra tekrar kaldırmağa davrandı. Yine: Yâ Rasûlallah, birisine emret de, bunu üzerime kaldırsın, dedi. Rasûlullah: "Olmaz" buyurdu. Abbâs: Öyleyse bunu üzerime Sen kaldır, dedi. Rasûlullah yine: "Olmaz" buyurdu. Bunun akabinde ondan birazını daha döktü. Sonra onu kaldırıp sırtının üzerine attı ve yürüyüp gitti. Rasûlullah, onun hırsına olan taaccübünden dolayı gözümüzden kayboluncaya kadar hep arkasından bakıp durdu. Rasûlullah o maldan bir dirhem bakî oldukça oradan kalkmadı. Yani hepsini dağıttı. (Buhari salat/42)

(1)Abbâs, bu sözü ile Bedir'de uğradığı ağır ziyanı hâtıra getirmek istemiştir. Abbâs orada hem kendi fidyesini, hem de kardeşi Ebû Tâlib'in oğlu Akîl için fidye vermek zorunda bırakılmıştı. Hadise şöyle cereyan etmişti:

Hicretin 2. Senesi Müslümanlarla müşrikler arasında ilk savaş Bedir savaşı idi. Bu gazvede (savaşta) Müslümanlar 14 şehit verdiler ve müşriklerden 70 kişi öldürdüler, 70 kadar da esir ve birçok da ganimet aldılar.

Esirler arasında Hazreti Alinin kardeşi Akîl ve Hz. Peygamberden 3 ya da 5 yaş büyük olan Amcası Abbas da vardı. Hz. Peygamber (S.) Gece onun inlediğini duydu. Önce onun, sonra da diğer esirlerin ellerini çözdürdü. Ondan da fidye istenince “Sen beni bırakıp hicret ettiğinden beri fakir bir adamım, nerden bulayım?” demesi üzerine Hz. Resûl: “Nasıl fakir imişsin? Buraya gelirken Eşin Ümmülfazl’a ‘Ben dönemezsem bunları çocukların Abdullah, fazl ve Kusem’e harca’ diyerek verdiğin altınlar nerede?” diye sorunca Abbas şaşırdı: “Vallahi ben bunları verdiğimde ben ile Ümmülfazl’dan başka kimse yoktu, dedi ve kelime-i şahadet getirerek Müslüman oldu ve Mekke’ye gitti. M.630 yılında Efendimiz (s) Mekke’nin fethi için yolda giderken Hz. Abbas da Medine’ye hicret ediyordu. Yolda karşılaştılar. Efendimiz Ona: “Ben peygamberlerin sonuncusuyum, sen de muhacirlerin sonuncususun” buyurdu.

Nihayet Hicretin 8. Yılında Bahreyn’den epeyce yüklü ganimet getirilip de Hazreti Peygamber (sav) onu dağıtırken yukardaki hadise meydana gelmiştir.

Oysa “Kanaat, bitmeyen hazinedir” buyurulmuştur.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Bayrak Arşivi

Borç konusunda titizlik göstermek (1)

08 Mayıs 2024 Çarşamba 10:56

İyiliğin karşılığı bu mudur?

07 Mayıs 2024 Salı 09:18

Bereket ve cömertlik

26 Nisan 2024 Cuma 13:59

Günahlara Keffâret Olan Hastalıklar (1)

17 Nisan 2024 Çarşamba 09:27

Hastaları Ziyaret Etmek (1)

15 Nisan 2024 Pazartesi 10:41