Mehmet Bayrak
Hz. Ali Hakkındaki Menkabeler:
Adalet önünde Hz. Ali (kv).
Hazreti Ali Sıffîn savaşında zırhını kaybetmişti. Harp dönüşü onu bir Yahudi’nin elinde görünce:
Bu zırh benimdir. Onu ben ne birine hediye ettim, ne de sattım; bana ver, dedi. Yahudi zırhın kendisine ait olduğunu ileri sürerek vermedi. O yıllar Hazreti Ali’nin hilafet yıllarıydı. Dava Kadı Şüreyh’e intikal etti. Kadı Hazreti Ali’ye sordu:
- Ey Emîre’l-mü’minîn! Zırhının sana ait olduğunu gösteren bir delilin var mı?
- Evet, oğlum Hasan ile âzatlı kölem Kamber zırhın benim olduğuna şahitlik ederler, dedi. Kadı Şüreyh:
Oğul’un baba hakkındaki şahadeti makbul değildir, dedi. Hz. Ali Hayretle:
Cennetlik olan bir kimsenin şahadeti nasıl makbul olmuyor? Ben, Rasûlullah’ın: “Hasan’la Hüseyin ehli cennetin gençleridir” buyurduğunu işittim, dedi. Kadı Şüreyh, hal ne olursa olsun hukukun kendisine çizdiği yoldan asla ayrılmıyor ve başka şahit istiyordu. Aslında Hz. Ali’nin haksız bir davada bulunabileceği kimsenin hatırına gelmez. Rasûlullah’ın torununun da isterse babası için olsun, bilmediği bir şeyi söyleyeceğini hiç kimse düşünmez. Ama ne var ki, İslam kanunu bu mevzuda istisna tanımıyordu. Hazreti Ali hâkimin hükmüne boyun eğip çıkmak üzereyken, bu heybetli adalet karşısında şaşıran Yahudi şöyle diyordu:
Mü’minlerin Emiri beni kadısının huzuruna götürdü. Kendi kadısı kendi aleyhine hükmetti. O da itiraz etmedi. Ey Emîre’l-mü’minîn! Zırh senidir. Atından düştü ve ben aldım. Buyurun alın. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Abdühû ve rasûlüh.
* Bir adam hazreti Ali’ye (k.v.) geldi ve: “Sana sormak istediğim dört sorum var” dedi. İlim şehrinin kapısı Hz. Ali: “Buyur sor” dedi.
— Vacib nedir; vacipten evvel vacib nedir?
— Tevbe etmek vaciptir, günahları terk etmek ise ondan evvel vaciptir.
— Yakın nedir; yakından daha yakın nedir?
— Kıyamet yakındır, ölüm ondan daha yakındır.
— Acayip nedir; acayipten daha acayip nedir?
— Dünya acayiptir, dünyayı sevmek ise ondan daha acayiptir.
— Zor nedir; zordan daha zor nedir?
— Kabir zordur; azıksız, amelsiz kabre girmek ondan daha zordur.
Damın ucundaki çocuk
Bir kadın ağlayarak, yoldan geçen Hz. Ali’nin önüne geçmiş ve: “Ya Ali! Küçük çocuğum dama çıkarak su oluğunun üstüne oturmuş. Çağırsam gelmeyecek, bıraksam düşeceğinden korkuyorum. ‘Orası tehlikeli, yanıma gel’ desem aklı ermez. Ne yapacağımı şaşırdım, bana yardım et” diye yalvarır. Hazreti Ali şöyle der: “Başka bir çocuğu dama çıkar; senin çocuğun onu görsün. O zaman oluğun üstünden dam tarafına, o çocuğun yanına gelir. Çünkü “Cins, cinsini, çocuk da çocuğu çeker”
Kadın Hazreti Ali’nin dediğini yapar, dama bir çocuk çıkarır. Oğlu dama çıkan çocuğu görünce oluğun üstünden o damdaki çocuğun yanına gelir.
Yöneticilere yardım
Bir gün Hazreti Ali’nin huzuruna, edepsiz, kötü sözlü ve katı yüzlü bir küstah gelip dedi ki: “Neden Ebu Bekir’in ve Ömer’in halifelikleri esnasında halk kavga, karışıklık, husumet ve ölüp öldürmekten uzaktı da senin ve Osman’ın hilafeti zamanlarında böyle çekişme, dövüş, kavga, ihtilaf ve bozukluk meydana geldi?”
Hazreti Ali (r.a.) ona şu cevabı verdi: Ebu Bekir ve Ömer’e, ben ve Osman yardımcı idik; bana ise sen ve senin gibiler yardımcı oldunuz da ondan.
Hazreti Ali’nin sözlerinden:
* Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.
* Dünyada amel var, hesap yok; ahirette ise hesap var, amel yok.
* Söylemediğin sözün hâkimi, söylediğin sözün mahkûmusun.
* Bir hayıra niyet ettiğinde hemen yap ki, nefsin seni yenip de caydırmasın.
* Kim ki haksızlığa uğrar da hakkını aramazsa, hakkı ile birlikte şerefini de kaybeder.
* Mü’minin imanı teslimiyeti, teslimiyet tevekkülü, tevekkül de iki dünya saadetini temin eder.
* Allah'ın verdiği az rızka razı olursan, O da senin yaptığın az ameline razı olur.
* İnsanların, dünya işlerini yoluna koymak amacıyla dinlerinden terk ettikleri her husus için, Allah onların başına, düzeltmek istedikleri o işten daha zararlısını getirir.
(Sen kendini küçük bir cisim sanıyorsun, Halbuki en büyük âlem sende gizlidir.)
* Hiçbir yiğidin, kaza ve kader okuna karşı kalkanı yoktur.
* Çok düşünürken az konuşabilirsin, fakat çok konuşurken hiç düşünemezsin.
* Büyüklüğün yükselmenden değil, yükseldiğin zamanki küçülmenden (tevazuundan) anlaşılır.
* Akıllı adam kemâlât (olgunluk), cahil adam mal ister.
* İyi damat, kazanılmış bir erkek evlattır, kötü damat ise kaybedilmiş bir kız çocuğudur.
* Her sırtını sıvazlayanı dost bilme! Belki de bıçaklayacak yer arıyordur.
* Hazreti Ali, mezarlığa niçin sık gittiğini soranlara şöyle demiş: Oradakiler anlattıklarıma itiraz etmiyorlar; arkamdan da gıybet etmiyorlar.
* Sure-i Bakara’nın sonundaki iki ayeti okumadan uyuyacak aklı başında bir Müslüman bulunacağını sanmıyorum. (Tecrid-i Sarîh 11/61)
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.