Görme bozukluğunda çocuklar için 12 yaş sınırı

Görme bozukluğunda çocuklar için 12 yaş sınırı

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Arif Ülkü Yener, görme bozukluklarının 12 yaşına kadar mutlaka tedavi edilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Arif Ülkü Yener, muayeneye gelen çocuklardaki görme bozukluklarının öğretmenler ya da gezici sağlık ekipleri tarafından tespit edildiğini belirterek, “Bazı ailelerde hassas, dikkatli anne ve baba da bunu fark edebilir. Mesela, çocuk televizyona yakın oturur, gözünü kısarak bakar. Bu tür şeyler gözde bir kırma kusuru olduğunu gösterir. En önemli şey de hipermetroba dikkat etmek lazım. Miyoplarda tembellik ortaya çıkamaz da hipermetroplarda ortaya çıkabilir. Özellikle iki göz arasında fark varsa, birisi sıfır iken diğeri 2 ya da 3 derece ise kesinlikle yüksek numara olan gözde tembellik gelişebilir. Tedavisi de 12 yaşından sonra yoktur. O nedenle çok dikkat edilmesi gerekir. Toplum sağlığı ve mesleki başarı açısından erken müdahale önemlidir'' dedi.

“Hijyene çok dikkat etmek kaydıyla özellikle kontak lens öneririz”
Görme bozuklukları teşhisi sonrası gözlük kullanımının tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Yener, “Kontak lenste zaman zaman gördüğümüz mikrobik durumlar vardır. Gözü kaybetme durumuna bile gidebilir. O nedenle kontak lensi çok önermiyoruz ama kontak lens, kişilerin bilincinin geliştiği belli bir yaş aralığında kullanılabilir. Bu genelde 12 ve 13 yaşından sonra ya da 40’lı, 50’li yaşlardan önceki yaş dilimindedir. Çok yaşlılarda ve çok gençlerde önermeyiz. Hijyen açısından çok dikkat etmek gerekir. Her seferinde kontak lens solüsyonu değiştirilecek, lens çıkartırken ve takarken el yıkanacak, en ufak batmada ve kanlanmada doktora gidilecek. Yani bir takım bakım zorluklarından dolayı kontak lens sıkıntılıdır. Yüksek miyoplarda, hipermiyoplarda ve değişik durumlarda gözlükle tolere edilemeyecek durumlarda hijyene çok dikkat etmek kaydıyla özellikle kontak lens öneririz'' şeklinde konuştu.

“Lazer tedavisinin en avantajlı tarafı lens kırıcılığının ya da bozukluğunun tekrar etmemesi”
Göz muayene ve ameliyat yöntemlerinin de değiştiğini kaydeden Yener, “Lazer yöntemi, yaklaşık 20 senedir uygulanan bir yöntem olmasına karşın muayene ve ameliyat yöntemleri değişti. Şimdi lazer dediğimiz çok daha gelişmiş yöntemler var. Bunların önceki yöntemlere göre en avantajlı tarafı lens kırıcılığının ya da bozukluğun tekrar etmemesi. Korneadan belli miktar kalınlıkta parça çıkartırsınız ve dolayısıyla kırıcılığı ortadan kaldırırsınız. Astigmat ya da miyop olup olmaması çok fark etmiyor. Önemli olan derecenin miktarı. Miyoplarda yaklaşık 3-6 arası idealdir. Astigmatta da 2 derecenin altı idealdir. Ama astigmat 3'ün üzerindeyse ya da hipermetrop çok yüksekse çok fazla önerilmez” ifadelerini kullandı.

“Yani lazer yapılırken artıları yanında eksilerini de söylersek iyi olur”
Lazer tedavisini göz numarasının durduğu yaştan sonra tavsiye ettiklerini belirten Yener, sözlerine şöyle devam etti:
“Genellikle 18 yaşından sonradır. Numaranın artışı duracak, göz numara aralıkları belli bir aralıkta olacak ve son teknoloji ile yapılırsa yüz güldürücü sonuç alınabilir ama lazerde göz kuruluğu gibi bir takım yan tesirler ortaya çıkabilir. Her hastada görmesek de bazı hastalarda çıkabiliyor. Bunları hastaya hatırlatmak lazım. Yani lazer yapılırken artıları yanında eksilerini de söylersek iyi olur.”

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.