Alaattin Karaer
GAP GEZİMİZ ! (31) 63 – ŞANLIURFA
Harran’a hareket sonrası ihtiyaç ve çay molası için durduğumuz yer Mirkelam tesisleri oldu! Bu tesis, Urfa, Birecik kökenli bir aileye mensup, şarkıcı, söz yazarı, besteci Mirkelam ailesine aitmiş.
Halfeti’ye girişimizde, arazinin büyük çoğunluğu Birecik Barajı suları altında kaldığı ilçenin yeni yerleşim alanı olarak Karaotlak bölgesindeki yeni yapılan konutları görüyoruz. Bizleri bekleyen Teknemizde yerlerimizi alıyoruz! Geçmişi hakkındakilerini bilmesek, bugünkü haliyle öyle güzel bir manzarayla karşıya karşıyayız ki anlatılmaz. Şansımızdan hava açık ve güneşli!
Bu arada Halfeti’yi tanıyalım ve Tekne gezimize devam edelim.
Halfeti’nin neredeyse üç bin yıllık bir tarihi vardır. M.Ö. 855 yılında Asur kralı III. Salmanassar tarafından zapt edildiği zaman Şitamrat adını taşıyordu. Yunanlılar bunu değiştirerek Urima adını vermişlerdir. Süryaniler ise Kal’a Rhomeyta ve Hesna the Romaye adlarını kullanmışlardır. Şehir Arapların eline geçtikten sonra Kal’at-ül Rum adı takılmıştır. II. yüzyılda Bizanslıların eline geçince bu kez Romaion Koyla adını almıştır.
1280 yılında Beysari komutasındaki Memluk ordusu tarafından kuşatılmış, sonuç alınamayınca şehirdeki Hıristiyan mahalleleri beş gün süreyle yağmalandı. 1290 yılında bu kez Memluk Sultanı Eşref tarafından feth edildi. Ve son kez Memlükler tarafından tamir edilen şehre Kal’at-ül Müslimin adı verildi. Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlılara geçen şehir, zamanımızda da kullanılan Urumgala ve Rumkale adlarını alarak 1954 yılında ilçe haline getirilmiştir.
Halfeti’nin eski bir tarihe sahip olduğu bilinmekle birlikte Romalılar öncesine ait bilgiler yetersizdir. Ancak yakınındaki yerleşim yerleri ile aynı tarihe sahip olduğu sanılmaktadır.
Buna göre yöre, M.Ö. 2000’lerde Hititlerin ve Asurluların hakimiyetine giren yöre M.Ö. 612’de Babillerin sınırları içerisinde kalmıştır. Daha sonra Medler ve Persler yöreye egemen olmuş, Büyük İskender’in M.Ö. 332’de Anadolu’daki Pers hakimiyetine son vermesinden sonra Urfa yöresi ile birlikte Birecik de Makedonya Krallığının egemenliği altına girmiştir. Büyük İskender’in ölümünden sonra Seleukoslar yöreye hakim olmuş, bunu Osrhoene Krallığı izlemiştir.
Halfeti’nin bilinen ilk tarihi Romalılar tarafından Ekamia adı ile kurulduğudur. Roma’nın 395’te ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma (Bizans) sınırları içerisinde kalmış, Bizanslılar ile Sasaniler arasında sık sık el değiştirmiştir. Bizanslılar döneminde Romaion Koyla adı ile anılmıştır. Yöre MS.640 yılında Arap istilasına uğramış, 661 yılında Emevilerin, 750’de Abbasilerin hakimiyeti altına girmiştir.
Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Selçuklular buraya kadar uzanmıştır (1087). Daha sonra Eyyubiler ve Selçuklular arasında zaman zaman el değiştirmiştir. Moğol istilasına uğrayan yöre, 1280 yılında Beysari komutasındaki Memluk ordusu Halfeti’yi kuşatmış, ele geçirememiş ancak yağmalamıştır. 1290 yılında Eşref komutasındaki Mısır ordusu Halfeti’yi yeniden ele geçirmiş ve Kal’at-ül Müslimin adını verilmiştir. Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi (1517) sırasında Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Şu anda, eski Halfeti denen, bir kısmı sular altında kalmış bölge, yavaş yavaş turistik bir bölgeye dönüştüğünü görüyoruz!
2000 yılındaki Birecik Barajı inşaatı nedeniyle birçok köy sular altında kalmıştı. Halfeti’nin bir kısmı sular altında kalsa da zengin bir kültürel mirasa ve sayısız güzelliklere sahip. Halfeti kendine has karagülüyle bilinir. Ağlayan Arap Kızı olarak bilinen bu endemik tür ilkbahar ve sonbaharda çiçek açmaktadır. Bu Karagül, buranın dışında bir yerde yetişmediğini tutmadığını, tutsa da, karagül olarak açmadığını rehberimizden duyuyoruz. Bizzat kendisinin İstanbul’da yaşayan annesinin, İstanbul’da yetiştirdiğinde beyaz olarak açtığını anlatması da ayrıca canlı şahidimizdi. Halfeti günümüzde eski şehir ve yeni şehir olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Fırat Nehri üzerine yapılan Birecik Barajı’nın sular altında bıraktığı bölüm eski şehirdir. Asırlık konaklar, evler, camiler sular altında kalmıştır. Halfeti’nin turistik değere sahip bölgesi eski şehirdir.
2013 yılında Cittaslow Uluslararası Koordinasyon Komitesince ‘Sakin Şehir’ ağına dahil edilen Citta Slow unvanını elde etmiştir. Halfeti Türkiye’deki 15 Citta Slow’dan biridir. Baraj gölü kıyısındaki Halfeti, çehresiyle ülkemizdeki sayısız zenginlikten sadece biridir. Güneydoğu'da bozkırın ortasında olmasına rağmen Birecik Baraj Gölü ile Ege kasabasını andıran Halfeti’de, kıyı boyunca çeşitli restoranlar, dinlenme alanları ve tekneler yer almaktadır.
Tekne gezimizde, Birecik Barajı dolayısıyla büyük bölümü sular altında kalan Savaşan Köyü’ndeki terk edilmiş eski Halfeti’nin etkileyici manzaralarını, eski taş evlerini, camileri, eski kalenin kalıntılarını ve sular altında kalan tarihi yapılarını hayranlık ve şaşkınlıkla izleyerek devam ediyoruz. Şarkılar ve türkülerin söylendiği tekne gezimiz hep birlikte söylediğimiz İzmir marşıyla son buluyordu.
İzmir'in dağlarında çiçekler açar.
Altın güneş orda sırmalar saçar.
Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar.
Yaşa Mustafa Kemal Paşa, yaşa;
Adın yazılacak mücevher taşa…
Tekne gezimiz sonrası, tekneden indiğimiz yerde, göl kenarında ayrılan restoranda yerlerimizi alıyoruz. Özellikle patlıcanlı Halfeti kebabı ve Şabut balığı tasviye edilen menümüzdü!
Yemek sonrası, aracımıza giderken, Karagül Kolonyasını almayı da ihmal etmedik. Ancak kolonyanın üzerinde Siyahgül Kolonyası yazıyordu!
devam edecek…


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.