Alaattin Karaer
GAP GEZİMİZ ! (2) 02-ADIYAMAN
Sabah, Ankara’dan Adıyaman’a sabah saat 07.45 ‘de hareket edecek uçağımızı için kendi araçlarımızla sabah 05.00 gibi Kırıkkale’den çıktık. Sabahın erken saati olduğu için yollar boştu.
Havaalanı otoparkında abone işlemlerinin ardından bilet işlemleri ve kontroller…
Tur şirketi Ankara’dan katılacak olanları, görevlisiyle birlikte havaalanına transfer edecekti. Biz onlardan önce havaalanındaydık.
Havaalanı otoparkında abone işlemlerinin ardından bilet işlemleri ve kontroller…
Rehberimiz bizi havaalanında karşılayacaktı.
Anadolu Jet ile yolculuğumuz, Kırıkkale-Ankara’dan daha kısa bir sürede, Yıllık 2.000.000 yolcu kapasitesine sahip, 22 Mayıs 1998'de hizmete girmiş olan Adıyaman havaalanına iniş yapıyorduk. Uçaktan, cam kenarından görebildiğimiz alabildiğince sarı topraklarla kaplı araziye sahip Adıyaman bizi bekliyordu! Her ne kadar, uçağa binip inene kadar, Nurcan hanım hava yağışlı olacak demiş olsa da! Hava sabahın güneşli yüzünü gösteriyordu!
Küçük, fakat işlevsel olan havaalanında kısa sürede valizlerimiz alıp, havaalanı çıkışında bizi bekleyen genç rehberimiz Emine Gökçe güler yüzüyle biz karşıladı. Midibüsümüze yerleştik. 3 çocuk gezginci ve rehberimizle birlikte 22 kişiydik.
Selda Bağcan’dan dinlediğim türkü kulaklarımda yankılanıyordu!
Düz dara yar düz dara
Yar zülüfün düz dara
Doksan dokuz yarem var
Sen açtırdın yüz yara
Uy amman amman amman
Burası Adıyaman
Âlem düşman kesilir
Seni sevdiğim zaman
Düzdedir yar düzdedir
Yar zülüfün düzdedir
Nice güzeller sevdim
Hala gönlüm sendedir…
Program, Adıyaman merkeze uğrayıp, sabah kahvaltısının ardından devam edecekti. 22 km kadar bir mesafedeydi.
Yolumuza devam ederken, Adıyaman’ı kısaca tanıyalım!
Plakası 02 olan, 16 değişik medeniyete ev sahipliği yapmış olan, kültürlerin buluşması, inanılmaz tarihe ve kültüre sahip şehir Adıyaman’ın, Doğusunda Diyarbakır, kuzeyinde Malatya, batısında Kahramanmaraş, güneyinde Gaziantep ve Şanlıurfa illeri ile çevrilidir.
Ortadoğu ülkelerinin merkezinde yer alan Güneydoğu Torosların güneyinde, Zagros Dağlarının batısında, Basra Körfezinin kuzeyinde, binlerce yıldır Bereketli Hilal olarak bilinen toprakların üst sınırını oluşturur.
Tarih boyu farklı devlet ve milletlerin egemenliği altına giren Adıyaman, farklı isimlerle anılmıştır. Seyyah Ainsworth şehrin Doğulu coğrafyacılar tarafından Cholmodara adıyla bilindiğini,
Romalılar tarafından da şehrin Carbanum diye isimlendirildiğini belirtmiştir. Bizans İmparatorluğu
döneminde şehir Pordoniom olarak isimlendirilmiş, Süryaniler ise şehri Klevdiye olarak isimlendirmiştir. Müslümanların eline geçişinden sonra yerleşim Hısnımansur ismiyle bilinir olmuştur. "Mansur'un kalesi" anlamına gelen Hısnımansur isminin, bir rivayete göre Emevi komutanlarından Mansur bin Cavane sebebiyle, bir başka rivayete göre ise Abbasi halifesi Ebu Cafer el-Mansur sebebiyle verildiği söylenmektedir. Şehrin Kürtçe’de de kullanılan ismi olan Semsûrun da Hısnımansur isminin bozulmasıyla oluşmuş olması muhtemeldir.
Şehir için bugün kullanılan Adıyaman isminin kökeni ile ilgili çeşitli iddialar ortaya atılmışsa da bu ismin kökeni tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar Adıyaman isminin Anadolu'da yaşamış eski bir halk olan Luviler’in 'in dili olan Luvice’de "Ana Tanrıça Ülkesi" anlamına gelen Adaumana veya Ada-uma-(wa)na kelimelerinden geldiğini iddia etmiştir. Bölge halkı arasında ise Adıyaman isminin Kommagene Krallığı devrinde putperest babalarına isyan eden ve sonrasında öldürülen yedi kardeşin ardından söylenen Yedi Yaman tabirinin zaman içerisinde bozulmasıyla oluştuğu şeklindeki bir efsane anlatılmaktadır. Bir başka rivayete göre ise Adıyaman ismi, şehri fetheden Yaman Bey isimli bir komutanın adından gelmektedir. Bir başka rivayete göre ise Adıyaman ismi, güzel vadi anlamına gelen Vadi-i Leman tabirinin zamanla bozulmasıyla oluşmuştur.
Yerleşim Osmanlı dönemi kaynaklarında genellikle Hısnımansur ismiyle geçmişse de halk arasında, seyyahlar arasında ve Kamusü’l-Alam gibi eserlerde Adıyaman ismi de kullanılmıştır. 1837 yılında şehri ziyaret eden seyyah Ainsworth de yerleşim için Adıyaman ismini kullanmıştır. İlçe Cumhuriyetin ilk devirlerinde de resmi belgelerde Hısnımansur ismiyle anılmıştır. 1928 yılının sonunda alınan bir kararla şehrin ismi resmî olarak Adıyaman olarak değiştirilmiştir.
Uzun yıllar boyunca Hısnımansûr adıyla anılan şehrin içinde olduğu bölgede yerleşimin tarihi oldukça eski dönemlere kadar uzanmaktadır. Bölgede tarih boyunca Hitit, Hurri, Mitanni, Kummuh, Asur, Pers, Seleukos, Kommagene Krallığı ile Roma ve Bizans, Kummuh ile hakimiyeti görülmüştür. 7. yüzyıldan itibaren İslâm akınları bölgede görülmeye başlamış ve 670 yılında yerleşiminde içerisinde olduğu bölge Emevi hakimiyetine geçmiştir. Emevi kumandanlarından Mansûr bin Ca'vene tarafından bugünkü kale inşa ettirildi. 758'de Abbasi egemenliğine geçen Hısnımansûr, 926-958 yılları arasındaki Hamdaniler döneminden sonra yeniden Bizans hakimiyetine geçti. 11. yüzyılda Türk akınlarına uğrayan yerleşim, ilk defa 1066’da Selçuklu kumandanı Gümüştekin tarafından alındı. Artuklu, Eyyubi ve Selçuklu, İlhanlı, Akkoyunlu, Dulkadiroğulları ve Memlüklü hakimiyetinden sonra 1515 yılında Osmanlı egemenliğine geçti.
Osmanlı idaresinde 1519'da Maraş eyaletine bağlı sancak olan yerleşim, 1531 yılında Elbistan sancağına bağlı bir kaza haline getirildi. 1519 yılında yerleşimin ilk tahririnde 1000 civarında Müslüman nüfusun yanında yerleşimde 400 civarında da Gayrimüslim nüfus bulunmaktaydı. Hısnımansûr, 1563'te yeniden Maraş’a bağlandı ve uzunca yıllar bu konumda kaldı. Tanzimattan sonraki düzenlemede 1841'de kaza olan yerleşim, 1849'da Diyarbekir vilayetine bağlı bir sancak durumuna getirildi. 1859'da Malatya sancağına, 1883’te de Harput Vilayeti'ne bağlandı. Cumhuriyet döneminde Hısnımansûr, 1923'ten 1954 yılına kadar Malatya’nın ilçesi olarak kaldı. 22 Haziran 1954'te Adıyaman ilinin kurulmasıyla merkez ilçe oldu.
devam edecek…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.