BEKİR AKDENİZ
Dilin anlamı, kalbin aynasıdır
BEKİR AKDENİZ DİYORKİ
Neyi Çok Konuşursan, O Çoğalır...
İnsanoğlu çoğu zaman kelimelerinin gücünü hafife alır. Oysa ağzımızdan dökülen her cümle, kaderimize atılan bir tohum, geleceğimize tutulan bir aynadır.
Eskiler ne güzel söylemiş: “En çok hastalıklardan bahsedenler, en çok hasta olanlarmış; şükredenler ise nimeti çoğaltırmış…”
Evrenin ve hayatın şaşmaz bir terazisi var: Neyi odağımıza alırsak onu büyütürüz. Şikayeti diline dolayan dert biriktirir; teşekkürü, şükrü diline pelesenk eden ise bereket. O halde kural basit ama bir o kadar derin: Gerçekten olacağını hisset ve güzel düşün ki, her şey güzel olsun.
Şükrün Derin İklimi
Şükretmek, sadece işler yolunda gittiğinde hatırlanan bir kelime değildir. Şükür;
Aldığımız he…
[09:00, 07.08.2026] Bekir Akdeniz Köşe Yazarı: hayırlı cumalar saygılarımla.
[20:52, 12.08.2026] Bekir Akdeniz Köşe Yazarı: ALKIŞLARIN KALABALIĞI DEĞİL GÖNÜLLERİN DERİNLiĞİ
BEKİR AKDENİZ DİYORKİ
Dünyanın her şeyi sayılarla ölçmeye ayarlandığı, kalabalıkların ve görünürlüğün yegâne başarı kriteri kabul edildiği bir çağda yaşıyoruz. Kaç kişinin takip ettiği, kaç kişinin alkışladığı, salonları kaç kişinin doldurduğu üzerinden değer biçiliyor fikre, söze ve emeğe. Oysa hakikatin terazisi, niceliğin tartısıyla çalışmaz; o, niteliğin ve ihlasın ağırlığına bakar.
Bazen hakikatin dilini gerçekten anlayan, üzerine düşünen, o sözü öğrenip hayatına nakış nakış işleyen üç-beş kişi; durduğu yeri bilmeden sadece kalabalık oluşturan kırk kişiden kıyaslanamayacak kadar değerlidir. Bir tohum toprağa düştüğünde gürültü çıkarmaz ama sessizce koskoca bir ormanın ilk adımı olur.
Sayıların Gölgesinden Çıkmak
Bu yüzden, "Sözümü az kişi dinliyor" ya da "Sesim dar bir halkada kalıyor" diye ümitsizlik rüzgârına kapılmamak gerekir. Seni dikkatle dinleyen, kelamının derindeki mana boyutunu kavrayan tek bir insan bile hayatın insana sunduğu büyük bir nimettir. Çünkü o tek kişinin ruhunda yakacağın bir çıranın, yarın kaç karanlık sokak aydınlatacağını, kaç kalbe şifa olacağını bilemezsin. Bir insan, bazen tek bir insan değil; müstakbel bir neslin başlangıcıdır.
Bizim aslî vazifemiz sayıları çoğaltmak, skor tutmak ya da vitrinleri süslemek değil; hakkı, doğruyu ve iyiliği samimiyetle anlatmaktır.
İki kişi dinlemiş,
Üç kişi anlamış,
Beş kişi hayatına katmış...
Bunun hiçbir hükmü yoktur; yeter ki anlatılan söz hesapsızca, sırf "ben yaptım" demeden, doğrudan gönülden çıksın. Zira gönülden çıkan söz, yolunu kaybedip hiçbir zaman boşa gitmez; mutlaka başka bir gönle ulaşır. Bugün toprağa atılan üç-beş tohum, yarın rahmet yağmurlarıyla üç yüz, beş yüz, hatta binler olup yeşerebilir. Zamanı geldiğinde dönüp geriye baktığında, o "küçük" ve "mütevazı" gördüğün başlangıçların ne büyük hayırlarakapı araladığını hayretle ve şükürle görürsün.
Geçici Alkışlardan Ebedî Rızaya
Fakat bütün bu dünyevi bereketten daha güzeli ve kalıcı olanı, gösterilen her samimi gayretin asıl karşılığını ahirette bulacağını bilmektir. İnsanların alkışı saman alevi gibidir; anlıktır, geçer, unutulur. İtibar da makam da sayısal başarılar da bu dünyada kalır. Asıl arayış, ebedî olanın, yani Yaratıcı’nın rızasının izini sürmektir.
Öyleyse;
"İmkânın ve nefesinin yettiği ölçüde hakkı ve doğruyu söylemeye devam et. Dinleyenlerin sayısına değil, sözünün ihlasına, niyetinin berraklığına ve kelamının bereketine güven."
Unutma ki hidayeti veren, kalpleri evirip çeviren sadece Allah’tır; kulun nasibi ise o güzel emaneti incitmeden, en güzel dille ve samimiyetle taşımaktır.
İlâhi! Bizim sığınağımız da dayanağımız da Sensin.
Niyetimizi kemiyetin değil, keyfiyetin ve ihlasın safında eyle.
Bizi ancak Senin rızân ile rızıklandır; zira bizim bütün arayışımız ve özlemimiz yalnızca Senin rızândır... Âmin.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.