Bir Kiraz Meselesi

İnsan, en önce insana olan güvenini kaybetti.

Sonra söze...

Samimiyete...

Adalete...

Hukuka...

Siyasete...

Hekime...

Ve şimdi de sofrasına...

Artık bir meyveyi elimize aldığımızda tadını değil, ardında ne bıraktığını düşünüyoruz. Bir kirazın rengine değil, üzerinde taşıdığı görünmez ihtimallere bakıyoruz.

"İnsan yediği meyveden korkmaya başladıysa; toprağın değil, vicdanın ilaçlanmaya ihtiyacı vardır." M. Bilge Demir 

Bir toplum için en büyük felaket; toprağın bereketini kaybetmesi değil, güven duygusunu kaybetmesidir. Çünkü güven yıkıldığında, insan yalnızca birbirinden değil, suyundan, ekmeğinden, meyvesinden de şüphe etmeye başlar.

İşte asıl zehir, bazen yediğimizde değil; kaybettiğimiz güvende saklıdır.

Bir zamanlar anneler çocuklarına,
"Dalından kopar, ye." derdi.

Şimdi ise aynı anneler, kirazı avuçlarına aldıklarında önce yıkıyor, sonra bekliyor, sonra da içlerinden sessizce aynı soruyu geçiriyor:

"Acaba güvenli mi?"

İnsanlık tarihinin en acı çelişkilerinden biriyle karşı karşıyayız. Toprak bizi doyurmak için vardı; bugün ise soframıza gelen bir meyvenin ardından ölüm haberleriyle sarsılıyoruz. 

Son günlerde kamuoyuna yansıyan olaylar hepimize aynı gerçeği yeniden hatırlattı: Güven duygusunu kaybettiğimizde yalnızca bir meyveyi değil, toprağa olan inancımızı da kaybederiz.

Bir kirazın gölgesinde konuştuğumuz şey artık sadece meyve değil; insan hayatı, denetim, vicdan ve geleceğimizdir.

Kiraz...

Yazın en masum meyvelerinden biri.

Dalından koparıldığında çocukluğumuzu, bahçeleri, dedelerimizin ellerini, gölgesinde dinlendiğimiz ağaçları hatırlatırdı. Şimdi ise aynı kirazın ardından gelen ölüm haberleriyle irkiliyoruz.


Kastamonu'da yaşanan acı olayın kesin nedeni henüz resmi raporlarla açıklanmadı. Ancak bu olay, yıllardır görmezden geldiğimiz çok önemli bir soruyu yeniden önümüze koydu:

Yediğimiz gıdaya gerçekten güvenebiliyor muyuz?


Modern tarım, daha fazla ürün almak için ilaçlara başvuruyor. Elbette doğru zamanda, doğru dozda ve kurallara uygun kullanılan tarım ilaçlarının yeri ayrı. Fakat mesele; kurallara uyulmadığında, denetim yetersiz kaldığında ve insan sağlığı ikinci plana itildiğinde başlıyor.

Bir meyvenin parlak görünmesi, sağlıklı olduğu anlamına gelmez.

Bir ürünün büyük markette satılması da tek başına güvence değildir.

Çünkü gözümüz yalnızca kabuğu görür; içindeki kimyasal yükü göremez.

Bugün insanlar yalnızca kirazdan değil; domatesten, biberden, salatalıktan, üzümden de aynı endişeyi duyuyor.

 Pazara giderken fiyat sormaktan önce, "Acaba güvenli mi?" diye düşünmek zorunda kalıyoruz.

İşte asıl trajedi budur.
Toprağın bize şifa sunması gerekirken, ondan korkmaya başlamamız...

Bir çiftçi toprağa emanet ettiği ürünü yalnızca bugün için değil, yarın yiyecek çocuklar için de yetiştirir. O yüzden tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; vicdani bir sorumluluktur.
Bu nedenle daha sıkı denetimler, çiftçilere daha güçlü eğitimler, yasaklı kimyasallara karşı tavizsiz mücadele ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.

Çünkü sofraya gelen her lokma önce güven vermelidir.

Bir kirazın tadı ağızda kalmalı...
Ardında soru işaretleri değil.

Toprağın bereketi, insanın hayatından daha ucuz değildir. Hiçbir hasat, bir insan ömründen daha değerli olamaz.
M. Bilge Demir

Her şeyin güven verdiği bir dünya diliyorum. 

Keyifli okumalar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
M.Bilge Demir Arşivi

Dünya Tarihi Bir Güçtür

14 Ağustos 2026 Cuma 17:00

Bir Ormanı Kim Korur?

05 Ağustos 2026 Çarşamba 17:00

Bir Saçın Hikâyesi: Marc Cucurella

30 Temmuz 2026 Perşembe 17:00

Bir Çekirge Meselesi

24 Temmuz 2026 Cuma 14:52

Yerinden Oynatılan Taş

23 Haziran 2026 Salı 10:50

Bir Nesli Kaybederken

15 Haziran 2026 Pazartesi 11:37

Bir Şehrin Hafızasında İki İsim

05 Haziran 2026 Cuma 11:12

Arkaik Mağara/Karain Mağarası

14 Mayıs 2026 Perşembe 14:04

Likya Yolu'nda!

08 Mayıs 2026 Cuma 12:43