Alaattin Karaer
Adana Portakal Çiçeği Karnavalı (13)
Adana Portakal Çiçeği Karnavalı!
(13)
1.jpeg)
5 yıl öce geldiğimizde, Tarsus’un Kerebiç/Mamul Tatlısı’nı istemişti eşim! Bende uygun bir yer bulunca yeriz demiştim. Fakat kısmet olmamıştı. O bugün bugün, Tarsus’a gittikte Kerebiç tatlısı yedirmedin bize deyip başıma kalkmıştı. Öğle yemeğini yemek için lokanta aradık. Pazar olduğu için çoğu yer kapalıydı. Sora sora Bağdat bulunurmuş. Sonunda çarşı içerisinde güzel bir lokantayı bulduk. Her yer anan baba günüydü. Adana Portakal Çiçeği festivali için gelen tur grupların çoğu Adana’nın dışında Mersin ve Tarsus’daki otellere yerleşmişti. Çünkü Adana’!da yer bulmak ne mümkündü! O nedenle de Tarsus’da kalabalıktı. Hele Cezeryeci dükkanları kuyruktu tek kelimeyle!
Karnımızı doyurduk. Yalnız Sütlaç yapan küçük bir esnaf dükkanında ayak üstü sütlaçlarımızı da yerdik. Çok güzel yapılmıştı. Olmadı, yetinilmedi, Kerebiç tatlısını yemek gerekiyordu. Cadde üzerindeki pastanede Kerebiç tatlısını bulduk nihayet. Ağzına götürenin yüzünde, fazla beğeni görememiştim. Evet hep bir ağızdan, beğenmediğimiz onaylandı! Beş yıldır başıma kalkılan Kerebiç tatlısından kurtulmuştum nihayet! Arkadaşımız Hüseyin bey Tarsus’lu damadının siparişi üzerine iki kutu Kerebiç tatlısını Ankara’ya getirmek üzere aldı.
Zamanımız yaklaşmaya başlamıştı. Sizi Kırıkkaşık Saat Kulesi ve Ulu Camiye götüreyim, orayı da görmüş olursunuz dedim.
Hızlı adımlarla, Yeni Hamam önünden Ulu Camii ve Saat Kulesi’ne uğruyoruz. Burası da 100 metre var yok. Tarih içinde bir şehirdeyiz. Günlük yaşamla iç içe…
2fotograf---kirikkasik-bedesteni!.jpg)
KIRIKKAŞIK BEDESTENİ:
Her dönem hareketli bir ticari ve siyasi merkez olan ve kültürlerin kesişme noktasında bulunan Tarsus’un en önemli tarihi yapılarından biri de Kırkkaşık Bedesteni’dir. Ramazanoğulları Beyliği’nden Piri Paşa’nın oğlu İbrahim Bey tarafından 1579 yılında Ulu Camii ile birlikte yaptırılmıştır. İlk dönemlerde imalathane(Aşevi) ve medrese olarak kullanılmışsa da, Cumhuriyetten sonra kapalı çarşı olarak işlev görmüştür. Geçmişte Beyaz Çarşı olarak da bilinen Kırıkkaşık Bedesteni, dikdörtgen plana sahiptir. Bedesten adını, yapının dış cephesinde bulunan kaşık süslemelerinden almıştır. Kesme taştan inşa edilen binaya batı ve doğu yönünden iki kapıdan girilebilmektedir. İçerisinde 21 oda bulunan yapı 7 kubbeden oluşmaktadır. Ayrıca içerden iki merdivenle çıkılan iki kule oda ve batı yönünde dış cephedeki iki oda ile birlikte oda sayısı 25’tir. Mülkiyeti, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne aittir. Tarsus Belediyesi tarafından kiralanarak 2004 yılında restore ettirilmiştir. 2005 yılında Tarihi Kentler Birliği “Proje yarışma Ödülü” almıştır. Tarsus Belediyesi, 2006 yılında turizm alanında gelişme çabası içinde olan kentin hem tanıtımında hem de sosyo – ekonomik ve kültürel alanlarda katkı sağlamak hedefi doğrultusunda bedestenin dükkanlarını işletmecilere kiralamıştır. Yüzyıllar boyunca farklı kültürlere hizmet veren Kırkkaşık Bedesteni, 7 Mart 2007 tarihinde açılış töreni ile yeniden faaliyete geçmiştir. Bedesten içerisinde yer alan dükkan ve bürolarda, başta yöresel el sanatlarına ait seramik, ahşap, bakır, gümüş, deri, dokuma turistik ürünler olmak üzere, yöresel damak tatlarının sunulduğu yitecek ve içecekler ile kent tarihini, toplumsal ve kültürel yaşamının anlatıldığı çeşitli yayınlar sergilenmekte ve satılmaktadır.
Biz 5 önce Mustafa beyle oturduğumuz Kırıkkaşık Bedesteninin önünde oturmayı tercih ettik. Diğerleri Bedestene girdiler.
Tam o sırada yeni evlenen gelin-damat fotoğraf çekimi için Ulu Caminin avlusuna giriyorlardı! Kırıkkalemizin Modacısı Yurdanur Duman, kendileriyle sohbet ederek mutluluklar diledi.
3img_8044.jpg)
4img_8049.jpg)
ULU CAMİİ:
Ulu Camii, 1579 yılında Ramazanoğlu Piri Mehmet paşa’nın oğlu İbrahim Bey tarafından St. Pier Kilisesi kalıntılarının üzerine erken dönem Osmanlı üslubunda yapılmıştır. İnşaatında tümüyle kesme taş kullanılan tek minareli camiye, kuzey yönünden abidevi taç kapıdan girilir. Camiinin iç mekanı sütunları “İran Kemeri” denilen yarı sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Camiinin doğu kısmına bitişik türbede Hz. Şit, Hz. Lokman Hekim ve Halife Memun’un mezarları bulunmaktadır. Camii mihraba paralel uzanan üç sahınlı bir plana sahiptir. Kuzey cephesine bitişik, iç hacminin yaklaşık iki katına ulaşan revaklı avlunun ortasında bir şadırvan bulunmaktadır. Yine avlunun Kuzey-doğu ve Kuzeybatı köşelerinde iki minare yer alır. Bunlardan Kuzeybatıdaki yapıdan ayrı bir kitabenden 1363 yılında yapıldığı ve başka bir camiye ait olduğu anlaşılmaktadır. İkinci minare ise, 1895 yılında saat kulesi olarak dönemin valisi Ziya paşa Tarafından yenilenmiştir.
devam edecek…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.