Alaattin Karaer

Alaattin Karaer

2017 Yılında Kaybettiklerimiz (3) Refik ERDURAN!

2017 Yılında Kaybettiklerimiz (3) Refik ERDURAN!

     alaattin-karaer--kose-yazisi-015.jpg

2017 yılını üzüntülerimizle geride bıraktık. Birçok ünlüyü toprağa verdik. Çoğu sanatçılarımız çocukluğumuzdan beri bizimle birlikte oldu. Radyo seslendirmelerinde, beyazperde de, televizyon ekranlarında, gazete ve dergilerde…

     Kimilerini fotoğraflarını görünce hatırlayacağımız ünlüler…

     ”Sanatçının emeklisi olmaz” ve ”Sahnede ölmek istiyorum!”  der genelde sanatçılar.  Sanat sevgisiyle bütünleşmiş olan bu değerli sanatçılarımız aramızda yok artık.

     2017 yılında aramızdan ayrılan ünlü isimler arasında sinema dünyasından, tiyatro dünyasından, medya dünyasından ve televizyon dünyasından ünlü isimlerdi. Sanata uzun yıllar hizmet veren ünlüleri, sevenleri de son görevlerini yerine getirerek aramızdan uğurladılar.

     Bizlerde, bir kez daha kendilerini hatırlayalım ve yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileyelim.

     Şimdi 2017 yılında hayatını kaybeden ünlülere sırayla kısaca göz atalım;

Yazar, yayımcı ve gazeteci Refik Erduran,  1928 yılında İstanbul’da doğdu.

     Kökleri Karamanoğulları Beyliği'ne dayanan bir aileden gelir. Dedesi, ağır ceza reisi Ahmet Erduran, babası asker ve avukat Hüsamettin Ahmet Bey'dir. Annesi ise Türkiye’de ilk resimli dergiyi çıkaran Maarifçi Mustafa Refik Bey’in kızı Refika Hanım'dır.

     Çocukluğunu Salacak (Üsküdar)'ta bir yalıda dadıların gözetiminde geçirdi. İlköğrenimini Nilüfer Hatun İlkokulu ( o zamanki adıyla 15. İlkokul)'da tamamladıktan sonra öğrenimine Robert Kolej'de devam etti. İlk oyununu Robert Kolej'de iken yazdı ve oyun 1948 yılında okulun tiyatrosunda "Kahraman" adıyla sahnelendi.

     Robert Kolej’den lisans derecesini aldıktan sonra 1947 yılında Tiyatro Tarihi ve Dram Bölümü'nde yüksek lisans eğitimi için Cornell Üniversitesi gitti. Hayranı olduğu Nazım Hikmet'in cezaevinde hastalandığını ve durumunun kötüleştiğini öğrenince onunla tanışma arzusundan ötürü 1949 yılında Türkiye'ye döndü.

     Türkiye'ye döndükten sonra Nazım Hikmet'i hapisten kaçırma planları yaptı ancak buna gerek kalmadı çünkü 28 yıllık mahkumiyet kararı ile hapse girmiş olan ve 13 yıldır hapis yatan Nazım Hikmet'in geri kalan cezası, şairin af yasası kapsamına alınması için yürütülen büyük kampanyanın ve yaptığı açlık grevinin ardından affedildi ve şair 15 Temmuz 1950 günü özgür bırakıldı. Ne var ki Nazım Hikmet, 1951 yılında askere çağrılmış ve askerde öldürülme tehlikesi ortaya çıkmıştı. Bu dönemde şairin baba bir anne ayrı kız kardeşi Melda Hanım ile nişanlanan Erduran, artık akrabalık ilişkisi de olan Nazım'ı yurtdışına kaçırma fikrini öne sürdü ve kendisinin kullandığı bir sürat motoruyla Nazım'ın İstanbul Boğazı'ndan Karadeniz'e geçmesine, Karadeniz'de seyreden Romanya bandıralı bir gemiye binerek Türkiye'den ayrılmasına yardımcı oldu. Erduran'ın bu olayda oynadığı rol, uzun süre sır olarak saklandı. Olayla ilgili suç dosyası "kaçıranı meçhul" olarak kapandı. Nazım Hikmet, 1961 yılında yazdığı Otobiyografi adlı şiirde kaçışından -Refik Erduran'dan adını anmadan- şu dizeyle bahsetmiştir :"951`de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm ölümün üstüne"

    Kore Savaşı: Askerliğini Kore Savaşı sırasında Türk Tugayı’nda yedek subay olarak yaptı. Savaşta tercümanlık yapan Erduran, Türk tugayına gönüllü olarak katılmıştı.

    Yayımcılık hayatı: Kore Savaşı'ndan döndükten sonra asker arkadaşı Ertem Eğilmez ve devrin tanınmış gazetecisi Kemal Salih Sel'in oğlu Haldun Sel ile 1953 yılında Çağlayan Yayınevi'ni kurdu. Cep kitabı boyutlarında plastik kapaklı kitaplarla yayın piyasasında önemli bir başarı elde etti. Refik Halit Karay, Aka Gündüz, Peride Celal gibi devrin önemli yazarlarının kitaplarının yayımladı. Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen İnce Memed romanını ilk yayımlayan yayınevi oldu. Erotik romanlara, bilimkurgu kitaplara kitap yelpazesinde önemli bir yer verdi. Yayınevi kitaplarını göreceli olarak ucuz fiyatla ve ilk defa gazete bayilerinde satışa sundu. Yazdığı Yağmur Duası adlı kitap da Çağlayan Yayınevi tarafından basıldı ve çok-satanlar arasına girdi.

      1954-1955yılları arasında TEF adlı haftalık mizah dergisini yönetti. Dergi, 1955'te kapandı (1960 yılında Ertem Eğilmez yönetiminde tekrar yayımlanmaya başlamıştır).

      Zamanla yayımcılık işlerini Ertem Eğilmez'e bırakıp asıl ilgi alanı olan tiyatroya yöneldi.

   Oyun yazarlığı: Muhsin Ertuğrul'un isteği üzerine, oyun yazarlığı dersleri vermesi için Ankara Üniversitesi'ne davet edilen Amerikalı yönetmen Kenneth Mcgowan'a birkaç ay süreyle asistanlık yaptı. Bu kurslardan Aziz Nesin gibi değerli oyun yazarları faydalandılar.

     Bu deneyimden sonra ilk profesyonel tiyatro oyunu Deli’yi 1957 yılında yazdı. Oyun, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda oynandı ve bunu ardı ardına yazdığı diğer oyunları takip etti.

     Yerli ve yabancı başka topluluklar tarafından otuzdan fazla oyunu sahnelendi.

     Yurt içinde ve dışında sinema, televizyon senaryoları yazdı. Atatürk'ün toplumu yeniden yapılandırmada kırdığı sürat rekorunu anlatan Metamorfoz(Başkalaşım) adlı senaryosu TRT tarafından 1992'de filme çekildi. Tiyatro oyunu yazarlığı alanlarında yerli ve yabancı ödüller aldı.

    Gazeteciliği: 1965 yılında Abdi İpekçi'nin teklifi üzerine Milliyet Gazetesi'nde başladığı köşe yazarlığını 1981 yılına kadar aynı gazetede sürdürdü. Daha sonra Güneş ve Meydan gazetelerinde gazeteciliğe devam etti. 1985 yılında Gazeteciler Cemiyeti'nin En başarılı Köşe Yazarı Ödülü'nü aldı.

      1968'de Uluslararası Yazarlar Atölyesi'nin daveti üzerine ABD'ye giden Erduran, bir yıl boyunca Iowa Üniversitesi'nde Yazarlar Atölyesi'ne katıldı ve sonra Kaliforniya'ya yerleşti. Gazeteciliğini Milliyet’in Batı Amerika Haber Bürosu Şefi olarak devam ettirdi. 1982'de İstanbul'a döndüğünde köşe yazarlığını bıraktı. Gazeteciliği, önemli gördüğü konularda yazılar yazarak sürdürdü.

    Televizyonculuğu: Bir film şirketi kurarak çeşitli tv dizileri yönetti. Çeşitli TV programlarında yapımcılık, sunuculuk üstlendi.

    Bosna Savaşı:  Sırp faşistlerine karşı sembolik direniş göstermek amacıyla 1995 yılında Bosna’ya giderek Kara Kuğular adlı seçkin birliğe katıldı, gördükleri Milliyet’te dizi olarak yayımlandı. Ardından Bosnalı Samuraylar başlığıyla kitaplaştırıldı.

    Romancılığı: İlk romanı Yağmur Duası adlı eserdir. Bu roman, 1954 yılında yayımlandığında 9 günde 50 bin satışla bir rekor kırdı. İkinci romanı Er Oyunu, Milliyet Gazetesi'nde dizi olarak yayımlanmaya başladı ancak birinci bölümden sonra 12 Eylül Darbesi nedeniyle dizi yarım kaldı. 

    ITI Başkanlığı: Bir BM örgütü olan UNESCO'ya bağlı, kısa adı ITI olan, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü Türkiye Merkezi’nin 1986 yılından beri başkanıydı. Haldun Taner'in ölümü üzerine bu görevi üstlenen Erduran, aynı örgütün 1989’da Helsinki’de yapılan Dünya Kongresi’nde Uluslararası Yazarlar Komitesi Başkanlığı’na seçilmişti.

    Yazdığı Bazı Oyunlar: Deli, İstanbul Şehir Tiyatrosu, Bir Kilo Namus, Cengiz Han'ın Bisikleti, İp Oyunu, Büyük Jüstinyen, Aman Avcı, Ayı Masalı, Uçurtmanın Zinciri, Kartal Tekmesi,  Kelepçe, Turp Suyu, Canavar Cafer, Bunu Yapan İki Kişi, Tamirci, Ramiz ile Jülide,  Seher Vakti, Yemenimin Uçları, Seher Vakti,  Sekiz Oyun, Bahçemdeki Ayı, El Ele, Açıl Kafam Açıl, Korkunçlar…

   Kitapları: Yağmur Duası, Domuz, Er Oyunu, Kavşak, Neşe'nin Şarkıları, Sabiha, İblisler, Azizler, Kadınlar (Anı), Jetonlar Düştükçe.

    Senaryo : Metamorfoz.

    7 Ocak 2017 tarihinde aramızdan ayrıldı.

    Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!

 

Bu yazı toplam 2003 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Alaattin Karaer Arşivi