130.000 araç, Milletin cebine atılan 489 Milyon tl'lik fitil!

130.000 araç, Milletin cebine atılan 489 Milyon tl'lik fitil!
Türkiye, ekonomik darboğaz sürerken kamudaki lüks harcamalarla dünya zirvesine oturdu.

Ülke ekonomisinin dar boğazdan geçtiği, vatandaşın kemer sıktığı bir dönemde, kamuda lüks ve israf tartışmaları yeniden alevlendi. Veriler, Türkiye'nin kamu taşıtı sayısında dünya rekoruna yakın bir konumda olduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle "İtibardan tasarruf olmaz" düsturuyla savunulan makam aracı sayısındaki astronomik fark, kamu kaynaklarının kullanımındaki öncelikleri sorgulatıyor.

Açıklanan son rakamlara göre Türkiye'deki kamuya ait makam aracı sayısı 130.000'e ulaşmış durumda. Bu rakam, Türkiye ile nüfus ve ekonomik büyüklük açısından karşılaştırılabilir gelişmiş Batı ülkelerinin verileriyle yan yana konulduğunda, israfın boyutunu ürkütücü bir şekilde ortaya koyuyor:

Ülke Makam Aracı Sayısı
???????? Türkiye 130.000
???????? Japonya 10.000
???????? Almanya 9.000
???????? Fransa 8.000

DEPONUN TEK SEFERLİK FATURASI: 489 MİLYON TL

Sadece sayısal çokluk değil, bu araçların maliyeti de dudak uçuklatıyor. Cumhuriyet gazetesinin verilerine göre, 130.000 makam aracının depolarının yalnızca bir kez doldurulması tam 489 milyon 450 bin TL tutuyor. Bu devasa harcama, akla hemen şu soruyu getiriyor: Tasarrufun şart olduğu bu dönemde, bu saltanatın toplumsal maliyeti nedir?

“İTİBAR” MI, “İSRAF” MI?

Kamu yöneticilerinin ve bürokratların makam aracı tercihi genellikle "Devletin itibarı" söylemiyle meşrulaştırılıyor. Ancak ekonomi uzmanları ve muhalefet kanadı, bu durumu sert bir dille eleştirerek, faturanın son halkaya, yani vergi ödeyen vatandaşa kesildiğini belirtiyor.

Bir eleştiride dile getirilen çarpıcı ifade: "Milletin evine kıyma giremezken, günlük saray masrafının milyonları bulması 'itibardan tasarruf olmaz' sözüne duyulan aşkla mı açıklanacak? İtibardan değil, israftan tasarruf şarttır!"

Almanya, Fransa gibi ülkelerde bakanların dahi toplu taşımayı veya bisikleti tercih edebildiği bir kamu kültürü hakimken, Türkiye'de 3 bin nüfuslu bir ilçenin belediye başkanının bile lüks makam aracı kullanması, kamu yönetimindeki 'itibar' anlayışının Batı standartlarından ne kadar uzaklaştığını gösteriyor.

TASARRUF GENELGELERİ GÖLGESİNDE ARTAN LÜKS

Hükûmetin sık sık dile getirdiği tasarruf genelgeleri ve kemer sıkma politikaları, kamudaki bu lüks tüketim tablosuyla derin bir tezat oluşturuyor. Sadece araç sayısı değil, araç kiralamalarına ve alımlarına harcanan milyarlarca liralık kamu kaynağı, emeklinin, öğrencinin, çiftçinin hakkı olduğu vurgulanıyor.

Türkiye'nin makam aracı sayısında açık ara dünya lideri olması, "İtibardan tasarruf olmaz" sözünün ardındaki maliyetin altı doldurulması gereken bir meşruiyet sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Ekonomik gidişat dikkate alındığında, bu 'itibar' anlayışının yeniden tanımlanması ve israfa karşı daha şeffaf ve somut adımların atılması, kamu vicdanının beklentisi olarak öne çıkıyor.


Bu haberin yankıları hakkında daha fazla detaylı bilgi edinmek ister misiniz, yoksa "itibardan tasarruf olmaz" sözünün tarihsel bağlamını araştırayım mı?

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum