1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Zina için izin isteyeni Hazreti Peygamber (s.)in iknası:
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Zina için izin isteyeni Hazreti Peygamber (s.)in iknası:

A+A-

Öğretim metodundan bir örnek: Allah Rasûlünün huzuruna bir genç gelir. Rivayetlerden bunun adının Cüleybib (ra.) olduğu anlaşılıyor. Bu genç gelir ve: “Ya Rasûlallah! Zina için bana izin ver, çünkü tahammül etmem mümkün değil” der. Orada bulunanların reaksiyonu çeşitli olur. Kimisi ağzını kapamak ister ve “Rasûlüllah’a karşı böyle terbiyesizce konuşma!” imasında bulunur, kimisi eteklerinden tutup çeker, kimisi de suratına bir tokat vurmak niyetindedir. Ama, bütün bu olumsuz davranışlara sadece şanı yüce Nebi, şefkat Peygamberi ve merhamet abidesi, susar; onu dinler. Sonra da yanına çağırır, dizlerinin dibine alır ve oturtur. Buraya kadar olan muamelesiyle zaten onu büyülemiştir… ve büyülenmiş bu insana sorar:

- Böyle bir şeyin senin ananla yapılmasını ister miydin?

- Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasûlü, istemezdim.

- Hiçbir insan da, anasına böyle yapılmasını istemez!

- Senin bir kızın olsaydı, ona böyle bir şey yapılmasını ister miydin?

- Canım sana feda olsun Ya Rasûlallah, istemezdim!

- Hiçbir insan da kızı için böyle bir şey yapılmasını istemez!

- Halanla veya teyzenle böyle bir şey yapılmasını ister miydin?

- Hayır Yâ Rasûlallah, istemezdim!

- Kızkardeşinle ister miydin bir başkası zina etsin?

- Hayır, hayır! İstemezdim! Ve son söz:

- Hiç kimse de halasıyla, teyzesiyle ve kız kardeşiyle zina edilmesini istemez!

Bu muhavere (karşılıklı konuşma) ile akıl ve mantık planında Allah Rasûlü bu genci avucunun içine almış ve adeta teneşir tahtasına uzatmış ve onu bir meyyit (ölü) haline getirmiştir. Ve artık sadece yıkaması kalmıştır. Elini bu gencin göğsüne koyar ve şöyle dua eder:” (Allahım! Bunun günahını bağışla, kalbini temizle ve iffet ve namusunu koru”.[1]

Cüleybib bu duadan sonra iffet abidesi haline gelmiştir ama, daha önceki hali bilindiği için kimse ona kız vermemektedir. Bir gün Allah Rasûlü, onu, evlenecek kızı olan bir aileye gönderir. Aile soylu ve afiftir. Her an kızları için bir teklif beklemektedir.

Cüleybib kapıyı çalar ve onlara Allah Rasûlünün selamını söyler. Aile heyecanlanmıştır. Ardından da teklifini yapıştırır ve Allah Rasûlünün dediklerini aynen onlara nakleder. İki Cihan Serveri: “Benim selamımı söyle, kızlarını sana versinler” buyurdu, der.

Ana-baba birbirine bakışırlar. “Cüleybib’e mi?” diye düşünürler. Ancak emri veren Allah Rasûlü’dür ve meselenin tereddüde tahammülü yoktur. Onlar kızları adına tereddüt geçirirlerken, perde arkasından bütün konuşulanları dinlemiş olan evin kızı seslenir: “Allah Rasûlünün emrini getiren birisi karşısında niçin tereddüt gösteriyorsunuz?”

Bunun üzerine kızlarını Cüleybible evlendirirler. Evlendikten sonra ilk muharebede şehit düşer. Savaş sonunda Allah Rasûlü etrafındakilere sorar: “Hiç eksiğiniz var mı?” cevap: “”yok, Ya Rasûlallah, hepimiz tamamız!” Ama, Allah Rasûlü: “Benim bir eksiğim var” der ve Cüleybib’in başucuna gelir. Tam yedi kişi öldürmüş ve sonra da o öldürülmüştür. Başını dizine koyar ve iki veya üç defa şöyle buyurur: “(Bu bendendir, ben de bu Cüleybib’denim) ve Cüleybib bu payeye kavuşarak ötelere uçar.[2]

Ahmed’in Müsned’inde Cüleybib şöyle anlatılır:

Ebu Berzete el’eslemî şöyle rivayet eder: Cüleybib zaman zaman kadınların yanlarına uğrar ve onlarla şakalaşırdı. Eşime: Cüleybib’i yanınıza sokmayın. Eğer onu yanınıza alır(onunla şakalaşır)sanız şöyle şöyle yaparım, dedim. Ensar, bekarları evlendirirlerdi. Ya da Peygamber (s.)e haber verirlerdi. Hz. Peygamber (s.) ensardan birine:

- Kızını evlendir, buyurdu. Ensar, Hz. Peygamber kendisi için istiyor zannederek: Başım gözüm üstüne. Ne büyük saadet ya Rasûlallah, dedi.

- Ben kendi için istemiyorum.

- Ya kimin için?

- Cüleybib için.

- Öyleyse annesi ile bir istişare yapalım.

- Eve gelip eşine: Rasûlullah kızımızı istiyor, dedi. Eşi:

- Ne güzel, başımız gözümüz üstüne, dedi.

- Kendisi için istemiyor!

- Ya kimin için?

- Cüleybib için!

- Cüleybib mi? A! Cüleybib mi? Hayır vallahi bu iş olmaz.

Sahabe durumu Hz. Peygamber (s.)e haber vermek için tam kapıya doğru yöneldiği sırada, bu konuşmaları duyan kız: benimle evlenmek isteyen kimmiş? Diye sordu. Annesi durumu haber verince kız: Rasûlullah’ın emrine karşı mı çıkıyorsunuz? Beni ona verin, o beni zayi etmez, dedi. Adam gelip Rasulullah’a: emriniz baş üstüne, dedi. O da onu Cüleybib’le evlendirdi. Sonra Rasulullah gazaya çıktı. Ve savaş bittikten sonra yanındakilere sordu: “Hiç eksiğiniz var mı?” cevap: Falan ve falan eksik” dediler. Başka eksiğiniz var mı, diye sordu. “yok, Ya Rasûlallah, hepimiz tamamız!” dediler. Ama, Allah Rasûlü: “Benim bir eksiğim var, Cüleybib. Onu arayın bakalım” buyurdu. Cüleybib’i aradılar, ölüler arasında buldular. Cüleybib’in başucuna gelir. Tam yedi kişi öldürmüş ve sonra da o öldürülmüştür. İki veya üç defa şöyle buyurur: (Bu bendendir, ben de bu Cüleybib’denim). Sonra başını dizine koyar mezar kazıldıktan sonra da defnederler.[3]

 

 

[1] Müsned-i Ahmed 5/256-257

[2] Müsned-i Ahmed 4/422

[3] Müsned-i Ahmed 4/422

 
Bu yazı toplam 322 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.