1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Yolundayız atam!
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Yolundayız atam!

A+A-

   kose-yazisi--alaattin-karaer-043.jpg

19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı gündür.

     Nereden nereye gelinmiştir. Yıllar öncesi, yıllar da değil, bir asrı devirdik…

     Yoksulluk, imkansızlıklar içindeki ulusumuzun, yine kararlı ve azimli milli mücadelesinin miras ettiği bu günlerde, İstanbul’da yurtseverler ise Anadolu’ya uğurlayacakları adamı biliyorlardı, tanıyorlardı, tek o başarabilirdi.

     Atatürk kendisini bugünlere hazırlamıştı... Adım adım. Her bir görev, her bir başarı kendisini bu başarıya götürüyordu. Çanakkale’de savaşırken, ‘sizlere ölmeyi emrediyorum’ derken, Bulgaristan’da bulunurken, Libya’da çatışırken, Suriye’de çarpışırken... Bütün bu süreçler Atatürk’ü Kurtuluş’u örgütlemeye ve başarmaya bir adım daha yükseltiyordu.

     Hiçbirinden yenilgiyle çıkmadı.

     1. Dünya savaşı sonunda, ülkemizin birçok yeri savaşı kazanan devletler tarafından işgal edilmişti. Yurdumuzu bu durumdan kurtarmak için Atatürk, 16 Mayıs 1919’da “Bandırma Vapuru” ile İstanbul’dan Samsun’a hareket etmişti. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basmış ve burada Kurtuluş Savaşını başlatmıştı.

     Bu günlere kolay gelinmediğini, tüm dünya bilmekte ve dünyada en uzun var olan Türk Cumhuriyeti yıllardan beri içte ve dışta karanlık güçler tarafından yaralanmak istenmektedir. Türkiye’yi yine şiddet ve kan denizine çevirmek için belli grupların, planlar içinde olduğu yaşanan son olaylarla gündemi belirliyor sanırım.

     Bu nedenle de ülkemizin insanlarının birlik ve beraberlik içinde olması için, özellikle aydınlarımıza çok iş düşüyor.

     Yine yıllar öncesine dönelim.

     Atatürk Türk gençliğini seviyor ve güveniyordu. Gelecek Türkiye’yi gençlere emanet etmişti. İşte bugünde bu coşkulu gençlik birlik ve beraberlik için tüm yurtta el ele tutuşmuş, gelecek aydınlık ve güzel günlere umut veriyorlar. Zaman zaman yaşanan olumsuzluklar, hiçbir zaman umutsuzluğa sürüklememeli. Yıllar önce söylüyordu Atatürk: “Ey Türk Gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığın ve geleceğin biricik temeli budur. Bu temel senin en değerli güven kaynağındır.”

     Gençlik ve Spor Bayramı ilk defa 1926 yılında Gazi Günü adı altında Samsun’da kutlanmış, 24 Mayıs 1935'te Atatürk Günü adı altında resmiyet kazanmıştır. Bu sezonu şampiyonlukla kutlayan Beşiktaş'ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı’nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir.[Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi'nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü'nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için "19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı" adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir. Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk'ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesi'nden sonra "Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı" adını almıştır.

GENÇLİĞİN ATATÜRK'E CEVABI

Ey Büyük Ata,

    Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır.

    İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir.

    Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir.

    En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir.

    İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır.

    Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.

    Ey Türk’ün Büyük Ata’sı!

   İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

    Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.

    Türk Gençliği

* * * * *

   Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır: “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir” demiştir.

     Tüm softalık, gerilik ve karanlığa karşı Türk Milleti olarak yediden yetmişe birlik ve beraberlik içindeyiz atam!. Bu günde bu beraberlik ruhunu, pandemiye rağmen, maske-mesafe-temizlik kurallarına uyarak, kalplerimizdeki coşku ile bayraklarımızı asarak, balkonlarımızdan kutlayacağız…

     Yolundayız Atam! Rahat uyu!

 

Bu yazı toplam 889 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.