1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Yeniden Umutlanıyorum! (Bir Öykü) - Av. Burcu Muynak
Yeniden Umutlanıyorum! (Bir Öykü) - Av. Burcu Muynak

Yeniden Umutlanıyorum! (Bir Öykü) - Av. Burcu Muynak

        Av. Burcu Muynak e-mail: burcumuynak@yahoo.com         Otobüs durağı gibiyim… Cam duvarlarım ve soğuk gri...

A+A-
Av.Burcu Muynak         Av. Burcu Muynak e-mail: burcumuynak@yahoo.com

 burcu

      Otobüs durağı gibiyim… Cam duvarlarım ve soğuk gri demirlerim çevirmiş etrafımı. Islanıyorum yine de. Çünkü camlarımla demirlerimin arasında ve tavanımda kocaman aralıklar var. Kimse kalmıyor bende ne annem ne babam; ne çocukluğum ne de gençliğim. Zaman sarı minibüslere binip gidiyor ya da mavi otobüslere… Geceleri kimse gelmiyor. Oysa ben korkuyorum karanlıktan. Kapım da yok benim. Beceremiyorum çekip gitmeyi de. Kalıyorum öylece yolun kenarında. Beni bu caddenin üzerine koymuş hayat. Kabulleniyorum ama bir sokak lambası olsaydı keşke ya da kaldırımların dili diyorum. Hayatın içine edepsizce akan teknoloji beni de soğuklaştırıyor. Tahta bir oturak istedim ama soğuk bir demir oturak koydular. Oysa ben ağaçları severim. Asfalt yol hemen önümde. Bir tek yaprak yok. Gökyüzü gri. Şehir çamur renginde. Camlarıma yansıyan hep anlamsız bir telaş. İstanbul kartlarını çıkarıyor yolcular. Sanki hayatın kendisine kesilmiş biletler gibi. Ardı ardına geliyor otobüs ve minibüsler. Kornaları çalıyor minibüslerin.    Şoförlerin kahverengi tespihlerini görüyorum. Yarıya kadar açılmış kirli camlarını, başları öne eğilmiş, kamburları çıkmış yolcularını. Taksim’e giden otobüslerde gençler. Rengarenk atkıları, daha şimdiden kalınlaşmış ellerinde telefonlar. Gençler sevdiklerinin gözlerine bakmayı unutmuşlar. Telefondaki fotoğraflara gülüyorlar. Dokunmanın sıcaklığını yok sayarak. Üzülüyorum bu sanal alemde gezinen, yaşadığını zanneden taze yüreklere… Yolcular iniyor bazen. Mevsim kış. Şemsiyeler açılıyor. Hava kararmış. Karşı kaldırıma geçiyorlar. Karanlığı yarıp geçen sadece arabaların frene bastıkça yanan kırmızı ışıkları. Ayakta kalan bir amca dikkatimi çekiyor. Yer istemeye yüzü tutmuyor. Elinde kocaman sarı bir poşet.   Yorgun elleriyle tutunmaya çalışırken, otobüs fren yaptıkça savruluyor. Ama hiç oralı değil. Hayat daha sert savurduğundan onu, herşeye  alışmış gibi frenin ritmine bırakıyor kendini… Hava karardıkça otobüsler, minibüsler kayboluyor. Birkaç yolcu kalıyor sadece. Öylece oturuyorlar durağımda. Ne düşündüklerini bilmeden izliyorum onları. Ne kalkmaya ne de gitmeye niyetleri var. Acaba evlerinden daha mı huzurlular bir cadde üzerindeki bu kimsesiz otobüs durağında? Yol kenarındayım hemen buluyorlar beni. Üzerimde bir tabelam var. Hangi otobüslerin ne zaman geleceği bile yazıyor. Peki biz başımıza neler geleceğini görebileceğimiz bir tabelaya sahip miyiz? Hiç düşünmüyoruz. Herşey aynı kalacak sanısıyla ve hayatın ne kadar kıymetli olduğunu unutarak nefes alıyoruz. Yağmurlar yağıyor. Bir çocuk düşüyor oturağımdan. Ağlıyor. Ben de ağlıyorum. Yaşlı bir teyze bastonunu dayıyor camlarıma. Terli bir işçi sırtını. Genç bir kadın ellerini… Bu duraklara paranın gücüyle üşümeyi hiç bilmeyenler uğramıyor. Çünkü anlıyorum ki benim durağımdan geçmiyor yolları! İçimde yükselen bir isyan ezilen insanların çığlıklarını haykırıyor. Yıkın beni diyorum. Bu acımasız şehrin esir aldığı insanları nereye kadar taşıyacağım diyerek yıkın beni diyorum. Beni yıkın ve bir ağaç ekin. Hiç olmazsa gölgesi yoldaş olur insanlara diye… Duymuyorlar. Bir sabah uyanıyorum. Gece uyurken sarhoşun biri dağıtmış camlarımı, demirlerimi. Bırakmışım kendimi yok olmaya… Umudun, mutluluğun gelmediği bir durak olmak istemiyorum. Karşı gelmiyorum hiç camlarıma vurulan darbelere. Yok olup gidiyorum. İnsanların dilinde bir cümle olarak kalıyorum sadece. Eski durağın orda… Moloz yığınları, cam kırıkları, eğilip bükülmüş demirlerim her yerde. Kaldırıyorlar beni bir hurda çöplüğüne. Benden kalan yere bir tahta bank yapıyor bir adam. Bankın kenarlarında yeni filizlenmiş çiçekler ekiyorlar. Hemen yanı başına bir sokak lambası. Sonra bir tahta bank daha.    Biraz çiçek daha. Emekliler geliyor. Okuldan çıkan çocuklar. Birbirlerine simit veriyorlar. Bir yaşlı kadın torununu getiriyor. Elindeki kekten bir parça yediriyor servis bekleyen küçük kıza. Yeniden umutlanıyorum. Beni yıkan ellere hayran kalıyorum. Dünya yalnızlığa doğru hızla dönse de dünyanın dönüşüne karşı gelecek yürekler var diye seviniyorum. Hurda çöplüğünde yok olup giderken, o yaşlı teyzenin çantasındaki şişeden çiçeklere dökülen su ile hayat buluyorum. O sudan yaşamın ta kendisi akıyor, sevgi akıyor. Toprağa düşen her damla ile yeniden doğuyorum. İnsan elinin sevgiyle değdiği her yerden yepyeni bir hayat başlar artık biliyorum!        
Bu haber toplam 352 defa okunmuştur
Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.