1. YAZARLAR

  2. AHMET POLAT

  3. YAVRULARIMIZI NASIL YETİŞTİREBİLİRİZ 4
AHMET POLAT

AHMET POLAT

"KALENİN KANDİLİ"
Yazarın Tüm Yazıları >

YAVRULARIMIZI NASIL YETİŞTİREBİLİRİZ 4

A+A-

            İnsanoğlunun dünya hayatındaki en büyük sermayesi; yaşlandığında kendisine bakabileceği, öldüğünde hayırla anabileceği ve neslini devam ettirebileceği çocuklarıdır. Bu beklentilere cevap verebilecek nitelikte onları yetiştirmeli, “pek yüce bir ahlak” (Kalem, 68/8) ile vasıflanan Hz. Peygamber’in (s.a.v.) ahlakını, yavrularımıza aşılamayı ana gaye edinmeliyiz. Çocuk yetiştirilmesinde büyük öneme haiz bazı yükümlülükleri yerine getirmemiz gerekir. Bu başlık altındaki yazı dizimize, birkaç madde sayarak son vereceğiz.

Adaletli Olma: Evlatlarımıza karşı en büyük sorumluluklarımızdan birisi de adaletli davranmaktır. Dinimiz; küçük-büyük, erkek-kız ayrımını tasvip etmemektedir. Mal dağıtımı, eşit imkânlar sunma, değer verme vb. konularda daima haktan yana tutum sergilemeliyiz. Çocuklarımıza davranma hususunda, adaleti tesis edemediğimiz takdirde hem dinen sorumluyuz, hem de kardeşler arasındaki bağların zayıflamasına sebep oluruz.

Tarihimizi ve Kültürümüzü Anlatmalıyız: İnsanlık tarihine yön veren şanlı ve şerefli bir ecdada sahibiz. Maalesef günümüzde ecdat düşmanlığının moda haline geldiği acı bir gerçektir. Müminin özelliklerinden biri de insaflı davranmaktır. Başka bir ifadeyle, olaylara eşit mesafede yaklaşmaktır. Dolayısıyla insaflı davrandığımızda atalarımızın iyilik ve güzelliklerinin daha fazla öne çıktığını belirtmemiz gerekir. Evlatlarımıza Hz. Ömer’i (r.a.), kefen giyerek Malazgirt ovasında savaşıp Anadolu’yu yurt edinmemizi sağlayan Alparslan’ı, manevi şuurla devleti kuran Osman Gazi’yi, Mihrimah Sultan’a karşı aşkını ilan etmek için iki camiyi de belirli semboller üzerinde projelendiren Mimar Sinan’ı, kıbleye ayağını uzatan Paşa’yı ikaz mahiyetinde şiir yazan Nâbî’yi, sabah namazına kalkamayınca üzüntüsünden şiir yazan III: Murat’ı vb. tarihi şahsiyetleri tanıtmalıyız.  

Arkadaşlarını Tanıma: “Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.” (Ebu Dâvud, Edeb, 19.) hadisi doğrultusunda arkadaş, insanoğlunun hayatında çok önemli bir yer edinir. Günümüzde arkadaş kurbanı nice genç fidanların bataklıklara saplandığını üzülerek görüyoruz. Arkadaşının bizzat kendisini ve ailesini araştırmalı ve muhtemel tehlikelere karşı tedbirli davranmalıyız. Ayrıca çocuklarımızı başkalarıyla kıyaslamamalıyız.

Yaşına ve Seviyesine Uygun Programlar: Sosyal medya ve televizyon kanallarında türlü türlü programlara rast gelmekteyiz. Bu programlar; misyonerler, ateistler, alkol, kumar, madde bağımlılığı vb. zararlı alışkanlıkları bulunan ve bunları empoze etmeye çalışan kimseler tarafından yayınlanmaktadır. Yine aynı şekilde akşamları hemen hemen bütün ulusal kanalları işgal eden diziler de bu meyandadır. Dizilerin bir kısmı, milli ve manevi değerlerimizi erozyona uğratabilecek ve çocuklarımızın; giyim-kuşam, mahremiyet, tesettür vd. yönlerden etkileyebilecek türden olması nedeniyle mümkün mertebe bu dizilere karşı ailece ortak tavır alınmalıdır. Nitekim bahse konu edinen TV dizilerinde yalan, hırsızlık, ahlaksızlık, kumar, kolay yoldan para kazanma, ihtiraslar, iffetsizlik, gençleri kötülüğü özendiren sahne ve senaryolar ön plandadır. Şayet bu problemi görmezden gelerek herhangi bir refleks göstermediğimiz takdirde Allah indinde “dinen sorumlu anne-baba” olacağımızı ve evlatlarımızın bu menfur cereyana kapılabileceklerini ifade etmemiz gerekir.

Sabır: Yavrularımızı yetiştirirken onlardan istediğimiz davranışları hemen sergilemesini beklememeliyiz. Eğitim sürecinin, zaman istediğinin idrakinde olmamız gerekir. Sabrı her zaman azık edinmeliyiz. Nahoş hareketlerini, yumuşak geçişlerle ve sevdiğimizi hissettirerek aşmalıyız. Unutmayalım ki, insan; “yasaklandığı şey üzerine hırslıdır.” (Süyûtî, Câmiu’s-Sağîr, 2159)

Tercihlerine Saygı Duyma: Şüphesiz her bir ebeveyn; göz aydınlığı yavrusunun en iyi makam ve mevkilerde, en iyi şartlarda görev almasını arzular. Ne var ki “hayatın gerçekleri”, her zaman arzularımızın gerçekleşmesine mani olabilir. Bir diğer ifadeyle, biz; çocuklarımızın doktor, mühendis, subay vs. olmasını isterken, onların ressam, fotoğrafçı veya başka bir meslek grubunu tercih edebileceğini ve bu tercihlere saygı duymamız gerektiğini kabullenmeliyiz. Bazı zamanlarda, hiç arzulamadığı halde babasının zoruyla fakülte bitirip mezun olduğu bölümle ilgili mesleği tercih etmeyen gençlerle karşı karşıya kalabiliyoruz. Gençliğini ve yıllarını istemediği alanlarda zoraki geçirenler, telafisi mümkün olmayan badireler atlatabiliyor. Bu tip zorlamalar, bazen de yavrularımızın “bir eğitim arızası” şeklinde hayata atıldığını teessürle müşahede ediyoruz. Netice itibariyle onların meslek tercihlerine (şayet meşru ise) saygı duymalı ve maddi-manevi destek vermeliyiz. Çocuklarımızdan isteyebileceğimiz en önemli şey, onların erdemli insan olmalarıdır. Bu da en doğal hakkımızdır. Zira akademik başarı gelip geçicidir. Günümüzde akademide başarıp ahlaken çöken nice insanlar bizler için ibret vesikasıdır.

Ahiret İnancını Aşılama: Biz inananların en büyük tesellisi ahiret inancıdır. Fani dünyada her bir Müslüman çileli imtihanlar verir. Ayrıca haksızlıklara da maruz kalabiliriz. İşlerimiz de düzeninde gitmeyebilir. Dünya hayatının imtihan olduğunu, karşılaştıkları maddi-manevi her türlü mihnetler karşısında mukavemet gösterilmesi gerektiğini yaşamalı ve yaşatmalıyız. İşte ahiret inancımız bu tip olumsuzluklara karşı paratoner vazifesi görür.

Tevekkülü Öğretme: Tevekkül, maksada erişmek için maddi manevi bütün sebepleri yerine getirdikten sonra neticeyi Hz. Allah’a (c.c.) havale etmektir. Günümüz insanlarının en büyük problemlerinden biri de tevekkül kavramını özümseyememedir. Mesela bir genç; kendisini bir makama-mevkiye veya bir işe odaklayarak tüm geleceğini ve tüm hayatını ona adapte ederek yaşamın sadece hedeflediği şeyden ibaret olduğunu düşünerek gerçekleşmediği takdirde sonuçta büyük hüsrana uğruyor. Oysa “hakkımda hayırlısı böyleymiş, bunda da bir hayır vardır” düşüncesiyle önüne baktığında ruhen diri ve sağlamlaşır. Nitekim “Hakkınızda hayırlı olduğu halde bir şeyden hoşlanmamış olabilirsiniz. Sizin için kötü olduğu halde bir şeyden hoşlanmış da olabilirsiniz. Yalnız Allah bilir, siz bilmezsiniz.”(Bakara, 2/216) ayeti inananlara nasıl hayat felsefesi benimsememiz gerektiğini göstermektedir. Dolayısıyla tez canlı ve heyecan taşıyan mükemmeliyetçi karakterli evlatlarımıza, zorlu hayat yolcuğunda tevekkül erdemini küçük yaşlarda aşılamamız zaruridir.

Helal Gıda Bilinci: Dünyada helal gıda hassasiyeti konusunda en titiz Müslümanlar olmalıdır. Günümüzde maliyet kaygısından kaynaklı nice ürünler, İslâmî usullere göre üretilmemektedir. Binaenaleyh domuz jelatininden şekerlemeler, domuz ve murdar hayvanların etlerinin işlenerek piyasa sürülmesi helal bilincimizi daha da törpülemesi gerekirken yeterli titizliği gösterememekteyiz. Aldığımız et ürünleri, şekerlemeler ve gittiğimiz restaurantlar dinimizin emirleri doğrultusunda olmalıdır. Şayet bu inceliği göstermediğimiz takdirde ruh ve sağlık açısından yavrularımıza büyük kötülükler ederiz. Unutmayalım ki, insan ruhu ve bedeni harama karşı ters tepki gösterebilecek özellikte yaratılmıştır.

            Çocuk yetiştirme konusunda ele alınması gereken birkaç madde daha olsa da öne çıkan ana başlıklar yazı dizimizde ifade edilmeye çalışıldı. Bu bahis, ebeveynlerin en büyük sorumluluklarından biridir. Onları kendi hallerine bırakmayacak derecede öneme haizdir. Hz. Allah (c.c.) evlatlarımızı ahlaklı, erdemli, imanlı, mütevekkil kullarından eylesin. Âmin.

 

 

 

Bu yazı toplam 1338 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.