1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Yavru Vatan Kıbrıs – 6
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Yavru Vatan Kıbrıs – 6

A+A-

Sanat Kalemi

alaattin-karaer--kose-yazisi1-006.jpegalaattin-karaer--kose-yazisi3-002.jpeg

 

KUMARCILAR HANI

     Eski adı “Buğday Pazarı” olan şimdiki Asmaaltı Meydanı’nın kuzeyinde yer alan kesme taştan yapılmış, yamuk planlı küçük bir handır. Lefkoşa’nın Büyük Han’dan sonra gelen en büyük ve en eski hanıdır. Yapım tarihi kesin olarak bilinmiyor olmasına karşın, M.S. XV – XVI. Yüzyılda Ortaçağ’a ait eski yapı kalıntılarından da yararlanılarak aynı dönemlere ait kalıntılar üzerine kurulduğu belirlemesinde bulunulmuştur. Nitekim hanın girişinden hemen sonra görülen kemerli giriş kapısı ile hanın kuzeybatı köşesindeki odada sergilenen temel kalıntıları Venedik veya Lüzinyan dönemine aittir.

     1748 yılı itibariyle Kılıç Ali Paşa Vakfına ait olan “Kumari Han” zamanla icareteyn (ikili kira) Vakfı usulüyle Derviş Paşa’nın kardeşi Fuat Tüccarbaşı’nın özel mülkü olurken, hanın karşısındaki Elmazlı Hamam ise Mir-i Miran Vezir Osman paşa’nın dul eşini hamamda bastığından kafası kesilerek cezalandırılan Miralay Tahir Ağa’nın özel mülkü olmuştur.

     Büyük Han’a nazaran daha küçük ve daha sadedir. Öndeki Ortaçağ’a ait kemerli bir girişle hanın ortasına varılmaktadır. Yaklaşık 56 oda bulunmakta olup, binanın üst kat odaları beşik tonozlu olmasına karşın, odaların önünde yer alan revak ahşap ve kiremitle örtülüdür. Şu anda özel olan han. Eski Eserler ve Müzeler dairesi tarafından kullanılmaktadır.

     Han genel olarak Kumarcılar Hanı, Hımarcılar Hanı, Küçük Han ve Çalgıcılar Hanı isimleriyle bilinmektedir. Hanın adıyla ilgili şimdiki Kumarcılar Hanı adının Hımarcılar’dan bozma olduğu doğrultusundadır. Hanın, Çalgıcılar Hanı adıyla bilinmesi ise, önündeki Asmaaltı Meydanı ile kahvehanesinin yakın geçmişte köy ve kentlerin düğün-derneklerinde çalgı çalan seyyar çalgıcıların müşteri bekleme yeri olmasından kaynaklanmaktadır. Osmanlı dönemi şehir içi ticaret hanlarının tipik örmeklerindedir.

VENEDİK SÜTUNU

Eski adıyla Sarayönü, yeni adıyla Atatürk Meydanı’nın tam ortasında bulunmaktadır. Venedikliler tarafından 1550 yılında dikilen, 6 metre yüksekliğinde, alt tarafında 6 İtalyan ailesinin armaları bulunan ve tek kurşuni renkte bir granit olan sütunun Salamis’teki bir mabetten getirildiği sanılmaktadır.

     Osmanlılar döneminde Sarayönü Camisinin avlusuna kaldırılan sütun, 1915 yılında İngilizler döneminde, şimdiki yerine yerleştirilmiştir. Eskiden üzerinde St. Mark aslanı bulunan sütuna sonradan bakır küre ilave edilmiştir.

GİRNE KAPISI

     Lefkoşa’nın gezilecek yerler listesindeki en bilinen yeri olan Girne kapısı, Lefkoşa’nın tarihi surlarında yer alan bir kapıdır. Şehrin kuzey ile bağlantısını sağlayan bu kapı, Girne – Lefkoşa arası ulaşımında kullanıldığı için Girne Kapısı olarak anılmaktadır.

     1567 yılında Venedikliler tarafından inşa edilen Girne Kapısı, Venediklilerin yaptığı üç kapıdan biri olma özelliğini taşımaktadır. Osmanlılar tarafından 1821 yılında tadilattan geçirilen kapının her iki yanındaki surlar 1931 yılında motorlu araçların geçişi için yıkılmıştır. Girne Kapısı, günümüzde Lefkoşa Enformasyon Ofisi’ne ev sahipliği yapmaktadır.

     Lefkoşa’nın merkezinde yer alan Girne Kapısı’nın önünde 29 Ekim 1963 yılında açılmış olan Atatürk Heykeli bulunmaktadır. Heykelin bulunduğu kavşak, şehrin merkezi olduğu için öğrenci servisleri, ve semt dolmuşları da hemen bu heykelin önündeki yoldan kalmaktadır. Özellikle hafta sonlarında askerlerin çokça bulunduğu Girne Kapısı’nın hemen arka tarafında asker çarşısı olarak bilinen Lefkoşa Vakıflar Çarşısı yer almaktadır.

     Osmanlı döneminde Edirne kapı olarak adlandırılan bu tarihi kapıya, Horoz Ali isimli bir bekçi atanmıştır. Horoz Ali disiplinli ve otoriter davranışlarıyla kısa zamanda yörede adını duyurmuştur. Lefkoşa şehrine giriş ve çıkışı sağlayan 3 kapıdan biri olan Girne Kapısı’nın bekçiliği, uzun süre Horoz Ali tarafından yapılmıştır.

     Dinlenme saatlerini dahi Girne Kapı’daki odasında geçiren Horoz Ali, gözünün tutmadığı kişileri şehre sokmaz, kapının kapanış saatlerini Lefkoşalılara sık sık hatırlatırmış. Osmanlı’dan adayı alan Britanya İmparatorluğu’nun öncüleri de bu bekçinin namını duymuştur. Şehrin ileri gelenleri Horoz Ali’ye durumu anlatmış ve onu ikna etmişlerdir. İsteksizliğine rağmen kapıları Britanya İmparatorluğu askerlerine açan Horoz Ali, İngilizlere şehrin kapısının anahtarlarını vermiş fakat yetkililer bu bekçiyi görevinden almayarak orada kalmasını istemişlerdir. Horoz Ali, Osmanlı döneminde olduğu gibi adanın Britanya İmparatorluğu kontrolünde olduğu zaman da bekçi olarak görevi başında kalmıştır. Kıbrıs’ın en uzun yaşayan kişilerinden biri olan Horoz Ali, 121 yaşında ölmüştür. Mezarı, hemen kapının girişindeki selvi ağaçlarının altındadır.  devam edecek…

alaattin-karaer--kose-yazisi2-003.jpeg

 

Bu yazı toplam 377 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.