1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. YAVRU VATAN KIBRIS – 3
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

YAVRU VATAN KIBRIS – 3

A+A-

sanat kalemi

Yavru Vatan Kıbrıs – 3

alaattin-karaer--kose-yazisi-004.jpeg

 

 

M.K.E. Kurum Mühimmat Fabrikası Emekli Müdürü A.Sait Altıntaş; görevli bulunduğu zamanda, Kıbrıs’ta Rauf Denktaş’la birlikte!

 

 

    Genelde gideceğim yer hakkında önceden bilgi edinirim. Daha önceki gezi bilgilerime ilaveten,  gideceğimiz yerler hakkındaki kaynaklara yeniden göz attım. Bu bilgileri sizlerle paylaşayım.

      Birçok medeniyetlere ev sahipliği yaptığı bilinen Kıbrıs’ın, şimdi ise Kumarhaneleriyle ev sahipliği yaptığı belirtiliyor.

 

9000 YILLIK TARİH İZLERİ

    Yüzyıllar boyunca üzerinde kurulan değişik uygarlıkların bıraktığı zengin bir tarih ve mimari mirasa sahiptir. Batı’da Soli ve Vouni’denLefkoşa’daki  Arabahmet Camisi’ne, Gazimağusa’daki Salamis’ten Doğu’daki Apostolos Andreas Manastırı’na, 9000 yıllık uygarlığın izlerine her yerde rastlamak mümkündür.

    Adaya ilk kez, bazı tarihçilere göre Avrupa, bazılarına göre de Asya’dan gelen insanlar ayak basmıştır. Milattan önce 8. yüzyılda Asur İmparatorluğu’nun bir parçası olan Ada, daha sonrasında sırayla Babilliler’in, Mısırlılar’ın ve Perslerin egemenliği altına girmiştir. Milattan önce 58 yılında Ada Romalıların yönetimine geçmiştir. Aslan Yürekli Richard 1191 yılında, Haçlı Seferleri sırasında adaya yerleşmiş, sonrasında adayı Templar Şövalyeleri’ne satmış ve daha sonra Guy de Lusignan’ın adayı satın almasına izin vermiştir. Ada 1489’da Venediklilerin adayı alışına kadar Lusinyanlar’ın yönetimi altında kalmıştır. 1571 – 1878 yılları arasında Ada’da hüküm süren Osmanlılar daha sonra Ada’yı İngiliz yönetimine kiralamıştır. Ada 1960 yılında bağımsızlığını ilan etmiş fakat Rumların önce tek taraflı olarak anayasayı değiştirmeye yönelik girişimleri ve arkasından Kıbrıslı Türk’lere karşı başlatmış oldukları toplu saldırı ve etnik savaş nedeniyle, 103 Türk köyü boşaltılmış ve Türkler adanın % 3’lük bölümüne hapsedilmiş, enklavlarda yaşamaya zorlanmıştır. 1974’te Rum ve Yunanlılar’ın adada giriştikleri darbe nedeniyle, Türkiye Kıbrıslı Türklerin güvenliğini sağlamak amacıyla müdahalede bulunmuş ve 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur.  

 

      Düşünceleri ile iz bırakan, yaptıkları ile dünya tarihine damgasını vurmuş, yaptıkları reformlar ile demokrasinin temellerini atan, insanları özgür kalan ve ülkeleriyle özdeşleşen isim ve liderler vardır. Milyonlarca insanı öldüreni de dünyayı korkutan titretenlerde var.

     Adolf Hitler: Saf Alman ırkını yaratma tutkusu nedeniyle milyonlarca Yahudi’nin hayatını kaybetmesine sebep olan, dünya üzerinde İkinci Dünya Savaşı sırasında uyguladığı ağır işkenceleri ve toplama kamplarıyla anılan, gelmiş geçmiş en acımasız diktatörlerden biri.

    Fidel Castro: Küba siyasi tarihinin unutulmaz isimlerinden biri. Kardeşi Raul Castro ile Che Guevara’nın da aralarında bulunduğu arkadaşlarıyla birlikte bir gerilla savaşı başlatan ve Küba Devrimi’ne önderlik eden, dünyada komünist sistemin uygulandığı birkaç ülkeden biri haline getiren kişi.

     Mahatma Gandhi: Şiddetten uzak durmayı öğütleyen eşitlikçi ve özgürlükçü bir felsefeyi ülkesine yayamaya çalıştı. Bu felsefe ile Hindistan’ın bağımsızlığını kazanmasını da sağlayan, uğradığı silahlı bir saldırı sonucunda hayatını kaybeden kişi.

     Napolyon Bonapart: Gerek Fransız Devrim Savaşları, gerekse Napolyon Savaşları sırasında Fransa’ya önderlik ettiği gibi Avrupa’yı da etkilemiş, politika ve savaşa doymak bilmeyen bir kişi.

     Mustafa Kemal Atatürk: Yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin değil, tüm dünya uluslarının kaderini etkileyen bir lider olan, Kurtuluş Savaşı mücadelesini başlatarak, ülkeyi modern gelişmişlik düzeyine taşıyan, bağımsızlık mücadelesinde başı çekerek, Türkiye’nin sömürge bir devlet haline gelmesinin önüne geçen, bugün dünyanın dört bir yanında saygı gören bir kişi.

     Bunları çoğaltabiliriz. Mao Zedong, Karl Marx, Che Guevara, Vladimir Lenin, Yosif Stalin, Benito Mussolini, Saddam Hüseyin…

     Yavru vatan Kıbrıs deyince de akla Rauf Denktaş gelir!

     Bir dava adamı… Bir hukuk adamı…

     Politik hayatı yanı sıra, aynı zamanda yazar kimliğiyle de önemli bir şahsiyet…

     Rauf Denktaş hakkında yazacağımız yeterli değildir. Onun hakkında kitaplar yazmak gerekir. Ancak biz 2012 yılında kaybettiklerimizi yeniden anmak ve hatırlamak üzere kısaca tanımaya  çalışacağız…

     27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs’ın Baf bölgesinde doğdu. 1,5 yaşında annesini kaybetti. Babası Hakim Raif bey’dir. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütüldü.

     1930 yılında eğitim için İstanbul’a gönderildi. İlkokuldan liseye kadar yatılı okudu.   Ortaokuldan sonra Kıbrıs’a dönerek liseyi burada bitirdi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Hukuk Eğitimi için İngiltere’ye gitti. Mezun olduktan sonra avukatlığa başladı. 1949 yılında savcılık yapmaya başladı.

     27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingde Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Türk Cemaatinin iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Dr. Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak'ın teklifi ve Dr. Fazıl Küçük'ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu kongresinde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve Cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı.

     1955'te terörist bir hüviyete bürünen Enosisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlarıyla 1.Ağustos.1958'de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu.

     1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi'yle İcra Komitesi Başkanlığı'na seçildi.
     1958 yılında Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara'ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi.

     16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs'a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.

     1964 Londra Konferansından sonra Makaryos tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi. Yeşilada'ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katıldı. 1967'de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye geri verildi. 1968'de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs’ döndü.

     1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı'na seçildi. 28.2.1973'e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi.

     13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu.

     22.4.1990'da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995'teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi.

     17 Nisan 2005'te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan 2005’te görevi Mehmet Ali Talat’a devretti.

     Bugüne dek yayınlanmış 50 kitabı ve bir film senaryosu (İşgal Altında) vardır. Yazarlık - Fotoğrafçılık en sevdiği uğraşlarıdır. Amerika - İngiltere - Avusturalya - İtalya - Türk Cumhuriyetleri - Polonya - Fransa - Avusturya ve Türkiye Cumhuriyetinde fotoğraf sergileri açmış, sayısız konferanslar vermiş ve çeşitli ödüller ile fahri doktora ve profesörlük payeleri almıştır. İngilizce ve Rumca’yı iyi bilmekteydi.

     Bir çok “özlü söz”’ler de söylemiştir;

     * “Gezmeyi severim. Yeni memleketler görmeyi, tabiatı, doğanın içerisinde olmayı, basit bir hayat yaşamayı, tercih ederim.”
     *İnsanları severim.”
    * “Kitap okumayı severim. Kitap okumaksızın yapamam. Muhakkak her gün bir kitap okur bitirir, tekrar başka bir kitap okumaya başlarım.”

      * “Başaramayacağım” korkusu içinizde yer etmesin; "Başaracağım" diyen başarır.

    * “Mes'ut kişi başkalarına karşı kin beslemez; çünkü günlük yaşantısında, kalbinde kin ve hasetle hareket eden insan saadetin ta kendisi olan iç huzura kavuşamaz.”

       Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle 9 Ocak Pazar günü Yakındoğu Üniversitesi Hastanesinin yoğun bakım servisine kaldırılan KKTC'nin 1. Cumhurbaşkanı, 13 Ocak 2012 tarihinde aramızdan ayrılmıştı.

 

 

 devam edecek…

 

 

Bu yazı toplam 369 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.