1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Yavru Vatan Kıbrıs – 21
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Yavru Vatan Kıbrıs – 21

A+A-

alaattin-karaer--kose-yazisi1-018.jpegalaattin-karaer--kose-yazisi2-017.jpeg

Barış ve Özgürlük Müzesinde; Hava Pilot Yüzbaşı Fehmi Ercan’nın 1970 yılı 21 – 27 Aralık Kıbrıs Hadiselerini Anma Gününde Lefkoşa’da yaptığı konuşması duvardaki panoda asılıydı, uzunda olsa yazmadan geçmek istemiyorum.
Ben Mehmet
bak işte ben geldim.
Ağrı’dan, Bolkar’dan kopup geldim.
gözlerimde Marmara’nın maviliği
saçlarında Erciyas’tan esen rüzgar
içinde yılların hasreti var…
Bitsin artık bu bekleyiş
dinsin artık bu yakarış, bu çile
seni görmeye geldim.
Uğruna ölmiye geldim…
Ben soylu bir ulus, bir şimşek, bir dağ
çok eskilere uzanır serüvenim
bir çağ…

     Gün olmuş başımız göklere ermiştir. Adımız dillerde, gönüllerde dolaşmıştır. Gün olmuş Orta Asya steplerinde, Yemen çöllerinde, Macar ovalarında at oynatmışız. Gün olmuş Malazgirt’te düğümlenmiş kaderimiz. Kuvvetimizle, adaletimizle, medeniyetimizle bu düğümü çözmüşüz. Anadolu’ya Türklüğümüzün damgasını vurmuşuz. Gün olmuş Mısır’a, Eflak’a, Boğdan’a beylik vermişiz. Gün olmuş krallar dize gelmiş önümüzde, Fransuva’ya taç giydirmişiz. Gün olmuş Lefkoşa’da, Viyana’da, Musul’da bayrak olmuşuz. Gün olmuş öl demiş Mustafa Kemal’im Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da toprak olmuşuz.

“Mustafa Kemal’i gördüm düşümde

daha da diyordu

uğruna şehit olasım geldi hemen

sabaha diyordu.

Al bir kalpak giymişti al

Zafer ırak mı dedik

Aha diyordu” ve zaferle yoğrulmuşuz.

Bugünde Kıbrıs’ta düğümlenmiş kaderimiz. Malazgirt’te, Dumlupınar’da olduğu gibi bu düğümü de çözeceğiz. İnançlıyız, kararlıyız bize azınlık diyenler bunu böyle bilsinler.

“Kıbrıs’ım yeşil adam, memleketim

En kutsal armağan ecdadımdan

Seni nasıl bırakırım

Ey şehitler yurdu vatan

Ey her karış toprağında

Bin hatıra gizli diyar

Magosa’da: Canbolat’ın türbesi

Lefkoşa’da: Bayraktar

Babam sende gömülü, dedem sende

Üstünde yaşar sevdiklerim

Ben gitsem kim açar duvağını

Gül yanaklı gelinlerim.

Ben gitsem kandilleri kim yakar

Ramazan bayram gecelerinde

Ben gitsem nasıl dalgalanır minarelerde

Ay yıldızlı bayraklar.”

     Kıbrıs’tan vazgeçemeyiz, vazgeçmeyeceğiz. Kıbrıs’la aramızda aşılmaz bağlar vardır. Her şeyden önce bizde, Kıbrıs’lı Türk’te, Türk olmanın gururu vardır. En önemlisi Türk ulusunda insanca yaşamanın tutkusu vardır.

     Kıbrıs ne bir başlangıçtır, ne de bir sondur. Rumların ham hayalleri unutulmamalıdır, unutulmamıştır. Bu günkü taktikle Girit’in, Trakya’nın elden gidişi unutulmamıştır. Aynı hayalle İzmir’e çıkışları da unutulmamıştır.

     İzmir’de, Uşak’ta anama, bacıma yapılan alçakça tecavüzler unutulmamıştır. Dolu dolu gözlerle seyrettiğimiz, adına türküler yaktığımız, horoz seslerini duyduğumuz Midilli’nin, Sakız’ın, Meis’in dramı unutulmamıştır. Erenköy’de, Geçitkale’de, Lefkoşa’da alçakça şehit edilenler, diri diri toprağa gömülenler unutulmamıştır.

Bir filiz, bir gonca, bir dal

Henüz yeni başlamıştır bahar

Sarı saçlarında yaşama arzusu

Çocuk gözlerinde özlem var

İnsafsız yeller

Acımasız diller

Kırılası eller…

Hakanlar, Muratlar, İlhanlar

Tüm şehir kardeşlerim

Acınız gözümüzde yaş, kalbimizde taştır

Unutulmaz, unutulmamıştır.

Karşı sahiller gene sisli, toroslarda kar vardır. Türkiyem dağ dağ, yayla yayla, tekmil kuvvetleriyle ayaktadır. Kıbrıs tutkusu içimizde bir volkandır. Kıbrıs Mehmedimin gönlümde bir özlem, bir vardır. Bir gün elbet işleyecek bu çark, tankların çelik paletleri dönecek, bir gün çelik kartallar göklere yükselecek.

“Senin de gözlerin yeşildi teğmenim”

Saçların buğday sarısı

dünyayı kucaklamak isterdim uçtuğum zaman

sana yıldızlar ses verirdi.

“Senin de gözlerin yeşildi teğmenim”

Tekir’im, Cengiz Topel’im

ölümsüz  kardeşlerim

size dünya dar gelirdi.

Biz gerektiğinde ölmesini de biliriz. Ölüm düğün, bayram, bir türkü söylenir ardımızdan, bir destan.

Onlar bağ bozumuna gider gibi

ellerinde sıcaklığı karılarının

dudaklarında vatan türküleri

ve dağınık saçlarında rüzgar

çekip gittiler katar katar…

Yeni dostlar tanıdılar kara vagonda

tarlalara bakıp için için dert yandılar

memleket hasretinden

ve bir tünelin kara ağzında

görünmez oldular.

Çiçek açmış nar ağacı gibi al al oldu göğüsleri

saçlarının en güzeli tel örgülerde kaldı

vesikaya bağlı değildi öyle

taş yemek, toprak yemek, mermi yemek

yediler delişen gövdelerinden barsakları sarkıncaya dek.

 

Ceplerinden çıkardıkları resimlere

bakıp bakıp da, kanlı saçları arasından dediler:

“Neylersin karıcığım

ölüm de varmış kaderde”

Pençe pençe kanları yerde

kardeş kardeş uyudular

kolları bacakları başka siperde

anlatıyordu bu adam harbe dair

yüzüne yamanmıştı barut yanığı

bir kol bir cephede ve bir başka cephede ayağı

onlar, dağınık saçlarında rüzgar

çekip gittiler katar katar… devam edecek…

Bu yazı toplam 271 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.