1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Yavru Vatan Kıbrıs – 11
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Yavru Vatan Kıbrıs – 11

A+A-

Sanat Kalemi

alaattin-karaer--kose-yazisi1-010.jpegalaattin-karaer--kose-yazisi2-008.jpegalaattin-karaer--kose-yazisi3-006.jpeg

     Boğaz şehitliğindeki ziyaretimiz fazla sürmedi. Çünkü yaşam devam ediyordu. Anamın dediği gibi; İnsanoğlu “arsız” bir anda her şey unutuluyordu. Kıskançlık, ikiyüzlülük, riyakarlık, kıyım, canilik, şiddet, herkesin birbirine karşı entrikaları devam ediyordu. Gelen Türkleri potansiyel yem olarak gören Kıbrıslılar. Sabahlara kadar işletilen Kumarhaneler, lüks içinde yaşayanlar…

     Bizler, bu topraklarda canlarını, kanlarını vermiş bir ülkenin insanlarıyız!

     Otobüsümüz hareket ederek Lefkoşa’ya doğru yol alıyordu…

     Çarpık yapılaşmanın belirtileri Kıbrıs topraklarını da sarmış, gerçi çok katlı yasak olduğu için, yüksek binaların bulunmadığı bir yer. Fakat villalar kendini gösteriyor. Ye kürküm dünyası, zengin her yerde zengin, fakir her yerde fakir.”

     Otobüsümüz Barbarlar Müzesi önünde park etti.

21 Aralık 1963 tarihinde Rumların Türklere karşı adanın her tarafında başlattıkları saldırılarda çok sayıda savunmasız insan, kadın ve çocuk vahşice katledilmiştir. Bu katliamların en dehşet verici olanı, 24 Aralık 1963 gecesi Kumsal Mahallesi Şehit Mürüvvet İlhan Sokağındaki evde yaşandı.

     1963 Noeli 24 Aralık’ı 25 Aralık’a bağlayan gece Hıristiyanların inanışında Hz. İsa’nın doğum günü. O gece Hıristiyan dünyasında kutlu doğumu kutlamak için şenlikler vardı. Kıbrıs’ta ise katliam olacaktı. Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak amacıyla kurulan EOKA üyesi Rumlar, Kıbrıs Türklerine karşı saldırı başlattı. Lefkoşa’nın batı kesimine düşen Kumsal semtini bastılar. Dere tarafından gelen Rumlar otomatik mavzerlerle İrfan bey Sokağı’na girdiklerinde, 2 numaralı evde Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı doktoru Binbaşı Dr. Nihat İlhan’ın ailesi ikamet etmekteydi. O gece Dr. Nihat İlhan görevinde olduğundan, evde bayan Mürüvvet İlhan, çocukları Murat, Kutsi ve Hakan ve ev sahibi Hasan Yusuf Gudum, eşi Ferdiye Cankan ve kızı Işıl Cankan ve Növber İbrahimoğlu bulunmaktadır. Gece olunca, evin, Kanlı dere yönünden kurşun yağmuruna tutulmasıyla birlikte bayan İlhan ile üç çocuğu banyonun küvetine, diğerleri küvetin çevresine ve Ferdiye Hasan Gudum ise banyonun yanındaki tuvalete sığınmak zorunda kalmışlardı. Evi kurşun yağmuruna tutan caniler, bir süre sonra sokak kapısını kırarak eve girmiş ve banyo odasını makineli tüfekleriyle tarayarak banyonun küvetine sığınan savunmasız Bayan Mürüvvet’i, üç çocuğuyla birlikte orada acımasızca katlederek şehit etmişlerdir. Banyo odasına sığınan Işıl Cankan, Ayşe Cankan, Növber İbrahimoğlu ve Hasan Yusuf Gudum ağır yaralanmış. Banyodaki küvet, ölüm çukuruna dönmüştür. Tuvalet odasına sığınan Ferdiye Hanım ise, kapının makineli tüfeklerle taranması sonucu başından vurulup orada şehit ediliyor.

     Ateş altındaki Kumsal semtine yaklaşma imkanı yoktur. Bölgeye ancak iki gün süren çatışmaların ardından ulaşılabilinmiştir. 2 numaralı evin kapısından içeri dirildiğinde karşılaşılan manzara ürperticiymiş. Işıkları yanan bir banyo. Tavandan et parçaları ve kan pıhtıları sarkıyor…

     Küvetin içinde bir kadın, cansız yatıyor. Göğsü üzerinde iki küçük, yedi yaşında yavrusu Hakan ile ikinci oğlu Kudsi. Yeşil pijamaları kan içinde. Kadının dizinde başını uzatmış bir oğlu daha; o yıl ilkokula başlamış olan Murat. Kıbrıs Türk Alayı Bibbaşı Dr. Nihat İlhan’ın ailesi işte böyle katledilmişti.

     Bu olayla ilgili olarak Le Figaro gazetesi muhabirlerinden Max Clos’un dünya kamuoyuna duyurduğu haberde: “Lefkoşa’nın Kumsal semtinde, 2 İrfan Bey sokağındaki bir evin banyosunda babaları bir Türk Subayı olduğu için öldürülen bir anne ve üç küçük çocuğunu gördüm” diye yazmıştır.

     Daily Express gazetesi yazarlarından Rene Maccoll ile Daniel Mac Geachie ise bu haberi dünya kamuoyuna: “Banyoda, balmumundan yapılmış gibi görünen üç çocuk, öldürülmüş annelerinin cesedi üstünde yığılmış durumda duruyordu. Banyoya yakın bir odada, naşından vurulmuş başka bir kadın görünüyordu.” şeklinde duyurmuştur.

     İnsanlık dışı bir katliama sahne olan evin müzeye dönüştürülmesi ilk kez 1965 yılında ele alınmış ve burası Türk Cemaat Meclisi Sosyal İşler Dairesi tarafından kiralanarak 1 Ocak 1966 tarihinde “Barbarlık Müzesi” olarak ziyarete açılmıştır. Bu müze, 1974 Barış Harekatı’ndan  hemen sonra kurulan Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Müdürlüğü tarafından 1975 yılında tamir edilip yeniden düzenlenmiştir. Müzenin kamulaştırılması 1980 yılında Bakanlar Kurulu’nun kararıyla gerçekleşirken, bu evde yaralanan ev sahibi Hasan Yusuf Gudum’un da evin mutfağı ile bir odasını ölene kadar kullanılmasına olanak yaratılmıştır.

     Müze binası ile iç sergileme zaman sürecinde yıprandığından, gerek bina gerekse sergileme elden geçirilerek 14.02.2000 tarihinde resmi bir törenle yeniden hizmete açılmıştır.

     Her odada, banyo, tuvalet’te yazılar ve resimler sergilenmektedir.

I.          ODA (Giriş): Müzenin girişinde, 1963-1963 yıllarındaki olaylarla ilgili olarak yabancı basında yayınlanan yazılar sergilenmektedir.

II.         ODA: Bu odada, şehit olan soydaşlarımızın fotoğrafları ve iki toplum arasındaki çatışmalar sırasında yara alan insanlar ile zarar gören kültürel varlıkların yansıtıldığı resim sergilenmektedir.

III.        ODA: Bu odada Mürüvvet İlhan ile çocuklarına ait eşyalar ve 1963-1964 yıllarındaki olayların anlatıldığı yabancı basında yayınlanan yazılar sergilenmektedir.

IV.        ODA: Bu odada şehit olan soydaşlarımızla toplu katliamları yansıtan fotoğraflar ve vahşetin simgelendiği bir resim sergilenmektedir.

V.         ODA (Banyo –Tuvalet): Banyoda 24 Aralık 1963 gecesi Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Doktor Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürüvvet İlhan ile çocukları Murat, Kutsi, Hakan ve tuvalette ise ev sahibesi Ferdiye Hasan Gudum şehit edilmiştir. Günümüze kadar ulaşan banyo ve tuvaletteki izler aynen korunmuştur.

VI.        ODA:  Bu odada 1963-1964 olaylarında tahrip edilen Türk köylerinin fotoğrafları ve acı dolu yıllardan sonra insanların geleceğe yönelik umutlarının simgelendiği resim sergilenmektedir.

VII.       ODA: Bu odada evlerinden göç etmek zorunda kalan soydaşlarımızın zor şartlar altındaki yaşam mücadelesini yansıtan fotoğraflarla, bu evde şehir olan ve yaralanan kişilerin resimleri, 1963-1968 şehitlerinin listesi ve Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın konu ile görüşleri sergilenmektedir.

     İşte bu bina 24 Aralık 1963 tarihinin gecesi böylesi tüyler ürpertici bir barbarlık olayına sahne olmuştur. Tüm katılımcılar olarak dileğimiz, artık böylesi insanlık dışı vahşi barbarlık olaylarının ve katliamlarının hiçbir yerde yaşanmaması…

     Yaşam yine devam ediyor. Anamın dediği gibi; İnsanoğlu “arsız” bir anda her şey unutuluyordu. Kıskançlık, ikiyüzlülük, riyakarlık, kıyım, canilik, şiddet, herkesin birbirine karşı entrikaları devam ediyordu. Gelen Türkleri potansiyel yem olarak gören Kıbrıslılar. Sabahlara kadar işletilen Kumarhaneler, lüks içinde yaşayanlar…

      Bizler, bu topraklarda canlarını, kanlarını vermiş bir ülkenin insanlarıyız!

      Uğrunda kan döken evlatların emaneti vatandır Kıbrıs!

Ancak çarpık yapılaşmanın belirtileri Kıbrıs topraklarını da sarmış, gerçi çok katlı yasak olduğu için, yüksek binaların bulunmadığı bir yer. Fakat villalar kendini gösteriyor. Ye kürküm dünyası, zengin her yerde zengin, fakir her yerde fakir.” devam edecek…

barbarlik-muzesi-banyo.jpegbarbarlik-muzesi-cigdem.jpegbarbarlik-muzesi-cocuklar.jpegbarbarlik-sait-altintas.jpeg

Bu yazı toplam 311 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.