1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. YAŞAYAN TARİH BEYPAZARI -6
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

YAŞAYAN TARİH BEYPAZARI -6

A+A-

alaattin-karaer--kose-yazisi-1-009.jpg

Dr. Çiğdem Karaer Hanlarönü Meydanında!

 

     Havanın kapalı ve yağışlı olması gezimizi etkilemişti ister istemez. Alaattin Sokağından dolaşarak Hanlarönü Meydanına geldik yeniden. Buluşma saatimize daha vardı. Yeni Camiye doğru ilerleyerek ara sokaklardan gezerek, İncili Camiinin yanında Meşe kömüründe Çay ve Kahve.  Av. Mustafa Duman ve ben oturduk.  Eşlerimiz, biz bir dolaşalım, burada bulaşalım dediler. Onların derdi belliydi. İstedikleri gibi rahat gezip alışveriş yapamamışlardı hava durumundan dolayı. İki kahve istedik.

alaattin-karaer--kose-yazisi-2-004.jpg

 

Av. Mustafa Duman ve Yeni Camii!

 

     Yeni Camii, Hanlarönü mevkiinde bulunmaktadır. Osmanlı Dönemi yapısıdır.  Hacı Abdullahzâde Mustafa Efendi tarafından 1897 yılında yaptırılan cami, yamuk planlı, duvarları düzgün kesme taşlarla yapılmıştır. Batı cephesinde altı pencere, güney cephede yuvarlak kemerli iki pencere yer alır. Doğu cephesi sıvalıdır. Mihrap renkli mozaik kaplı olup, sağında yeşile boyanmış ahşap minber yer alır. Yapının döşemesi ve tavanı ahşaptır. Girişin iki yanında ahşap parmaklıklı mahfel- ler, üstte kadınlar mahfeli görülür. Yapının üstü kiremitli çatıyla örtülüdür. Yapının kuzeydoğu köşesinde ahşap minare yükselir.

 

     Eşlerimiz fazla dolaşmadan geldiler. Onlarda kahve istediler. Çay Ocağının tam karşısında ki Semerci vardı. Beypazarı dar sokaklarında her an bir küçük işyerine, sanatkarlara rastlamak mümkün.

 

    SEMERCİLİK: Eski tarihlerde oldukça geçerli bir meslek olan semercilik, ulaşım araçlarının zamanla değişmesiyle önemini kaybetmiştir. Beypazarı’nın Bağdat yolu üzerinde bulunması ve Kervanların bu yolu kullanması, ilçede semerciliğin çok eskilere dayandığının bir göstergesidir. Beypazarı, bu yüzyılda da semercilik mesleğinin sürdürüldüğü ender ilçelerden biridir.

alaattin-karaer--kose-yazisi-3-005.jpg

Dr. Çiğdem Karaer Semerci önünde!

 

     Yeniden Alaattin Sokağındayız. Ülkemizde sadece Beypazarı’nda üretilen ve tazeliğini bir sene koruyan, çay saatlerinin vazgeçilmez lezzetlerinden Beypazarı kurusu, en eski tanınmış bir fırından alıyorum. Satış yeri olan taş fırında tadarak alıyorsunuz. Tereyağlı ve tarçın karışımlı çeşitleri var. Tereyağlı biraz pahalı doğal olarak.  80 katlı baklava aldım. Bir gruptan telefon geldi. Alışverişler ellerimizde ağırlık yapıyor diye. Şoförü aradım. 10 dakikaya Hanlarönü de indirdiğim yerde olurum dedi. Elimizdeki paketleri arabaya bırakıyoruz.

     Gümüşler çarşısı varmış oraya doğru ilerliyoruz. Hafta sonu Pazar olduğu için sanırım her yer açık değil. Yurdanur hanımlar bir Gümüşçüye girdiler, biraz uzun sürdü. Çıktığında elleri boş, konuşuyorlardı. Bunu muhakkak almalıyım. Her yerde bulmak mümkün değil. Bu fiyata da bulmak mümkün değil diye! Hayırdır dediğimde. Bir tespih. Hediye için alacakmış. Fakat fiyatı binlira. İçi böcekliymiş. Böcekli olan da kıymetliymiş. Tespih merakımda olmadığından, ben çok anlamam.  Neyse birlikte yeniden Gümüşçüye girildi. Yeniden pazarlık. Tespihin püskülünün yerine de Gümüş püskül takılacaktı. Oda gramla. 150 -250 TL. arasında.

     Aman neyse ben çok anlamıyorum. Anlatırken de, sıkılıyorum. Özenle kutuya kondu. Kısacası alındı.

     Hanlarönüne doğru ilerliyoruz. Gruptan gelenler olmuş. Aracımızda geldi. Sabah kahvaltı yaptığımız, Dostlar tesisine doğru akşam yemeğine gidiyoruz. Beypazarı, tarihi zenginliklerinin yanı sıra yöresel, yemekleri ile de ilgi odağı olmuştur. Anadolu’nun lezzetlerini, barındıran yemekleri>; sunumunun inceliği ve zarafetinden dolayı ”İnce Takım” olarak adlandırılır.

Salatalarımız geldi. Yaprak sarması… El yapımı tarhana çorbamızda geldi, hafif acılı. Taş fırında mı pişmiş bilmiyorum da küçük özel güveç kaplarında etli pilavımızda geldi. Tatlımızda geldi de. Ben çok beğenmedim. Şerbetini daha çekmemiş. Hem de 80 katlı olandan değil. İsmini de bilmiyorum. Çaylar da yudumlandı. Yolcu yolunda gerekiyor.

     Dört mevsim sebze ve meyve yetiştirebilen verimli topraklara sahip olan Beypazarı,  Havuç üretiminde, ülkemizin %60’nı karşılıyormuş. Her yerde Havuç ve Havuç suyu görmek mümkün!. Ancak ben Resim sergisi açılışında ilk kez havuç suyu içtim ve beğenmedim. Havuç deyip geçmeyin.  Söylediklerine göre, İnsan sağlığında çok önemli yeri olan havuç. Biraz abartmışlar gerçi. . Kanserden koruyan, cildin erken yaşlanmasını önleyen, kırışıklıklarla savaşan, içerdiği A vitamini ile görme gücünü artıran, bağırsak iltihaplarına iyi gelen, böbrek ağrılarını dindiren, diş etlerini kuvvetlendiren, kabızlığı gideren, cinsel gücü artıran, sizin anlayacağınız bir nevi hastane ve doktor görevini üstlenmiş.

     Her neyse…

     İnözü Vadisi, Eğriova Yaylası, Kirmir Çayı ve Gönen Vadisi, Tekke Vadisi, Hıdırlık Tepesi…

     Beypazarı Kaymakamlığı Halk Eğitim Merkezi, Beypazarı Kent Müzesi,  Yaşayan Müze (Abbaszade Konağı), Cahide Gürsoy Müze Evi…

     Boğazkesen Kümbeti, Yediler Türbesi, Gazi Gündüzalp Türbesi, Karaca Ahmet Sultan Türbesi, Karadavut Türbesi, İvaz Dede Türbesi…

     Dövme Bakırcılık, El İşlemeli Çevreler ve Sırma İşlemeleri, İpekli El Dokumacılığı, Saraçlık…

    Binlerce yıllık kültürel zenginliği ve doğal güzellikleriyle turizm cenneti olan Beypazarı’ndan,  tüm bunları görmeden yağmurlu hafta sonu Pazar akşamı dönüyoruz. Ankara Kayaş’tan sonra minibüsümüz üç şerit halindeki araba kuyruğuna takıldı kaldı. Ankara yönüne gelişteki yoldan hiç araç geçmiyor. Beş on dakika geçmedi ki karşı boş yoldan sirenlerin sesini duyuyoruz. Polis, ambulans ve çekici aracı hızla geçip gidiyor. Bir saate yakın adım adım ilerliyoruz. Ön koltuktayım. Çekiciye yüklenmiş neredeyse preslenmiş olan otomobili görüyoruz. Diğer iki araç daha bekliyor yüklenmeyi… Yıllardır Kırıkkale-Ankara yolu, yap - boz tahtasına döndü. Biz ilerlemeye başladık rahatladık. Ankara’ya gidiş neredeyse üç dört şerit Elmadağ’a kadar…

     Yaşamımızdan güzel bir günü sizlerle paylaştık…

     Bir başkadır benim memleketim diyor şarkılar…

 

BİTTİ

 

 

 

Bu yazı toplam 413 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.