1. HABERLER

  2. KÜLTÜR SANAT

  3. Yarıyıl tatilinde anne babalara uyarılar
Yarıyıl tatilinde anne babalara uyarılar

Yarıyıl tatilinde anne babalara uyarılar

Eğitim öğretim yılının bir döneminin de sonuna gelmiş bulunuyoruz. Tüm anne -baba ve hane halkı dört gözle çocuklarının karnesini heyecanla bekliyor....

A+A-

Eğitim öğretim yılının bir döneminin de sonuna gelmiş bulunuyoruz. Tüm anne -baba ve hane halkı dört gözle çocuklarının karnesini heyecanla bekliyor. Acaba bizim çocuk nasıl bir karne getirecek, zayıflarla dolu bir karne mi yoksa göğsümüzü kabartacak ve ondan bizimde kendimize pay çıkaracağımız, beraberinde takdir belgesinin de olduğu bir karne mi getirecek. Maalesef o çok sevdiğimiz çocuklarımızın başarılarını bir kağıt parçasına sığdırıp onların kocaman bedenlerini, başka yeteneklerini görmezden geliyoruz. O körpecik yavrularımızı farkında olmadan yaralıyoruz. Peki bunu neden yapıyoruz. Çünkü çocuğumuzun başarısından kendimize pay çıkarıyoruz. Çocuğun başarısını veya başarısızlığını kendimize mal edip kendimizi de dev aynasında görüp, benim gibi bir aileye karşı sen nasıl zayıf getirirsin diye onları suçlarız, onu tutar komşu , amca, hala ,teyze dayı vs. çocukları ile kıyaslarız. Bak onlar takdir getirdi, teşekkür getirdi senin neyin eksikti deriz.. Karnesinde zayıf getiren bir anne çocuğuna, bak komşumuzun kızı Ayşe taktir getirdi sen neden zayıf getiriyorsun diyor. Çocukta anneciğim onun taktir getirmesi normal çünkü "onun annesi sen değilsin" diyor. Anne ve babaların böyle davranmalarının sebebi gayet açık çünkü onlarda daha önceleri kendi ailelerinden aynı davranışları gördüler. Oysa şimdiki anne ve babalar çocuklara farklı davranmalılar. Çünkü çağımızda çok hızlı bir değişim var. Bilginin ortaya çıkardığı teknolojinin arkasından yetişemiyoruz. Çocuklarımız böyle bir dönemden geçiyorlar ki Çocuklarımızın okul başarısını etkileyen o kadar çok şeyler var ki ( yüzlerce tv kanalı bilgisayar oyunları, internet, cep telefonları, uygun olmayan arkadaş ortamları, çeteler vs) çocuklarımızın tüm bunlardan etkilenmemesi mümkün değil. Burada bizim, çocuklarımızdan fedakarlık bekleme yerine onlarla empati kurarak (onları kendimizin yerine koyarak, onların dünyalarından hayata bakarak) onları değerlendirmemiz gerekiyor. Baba, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı: Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim! dedi. Sonra düşündü: Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez! Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi: Babacığım, haritayı düzelttim. Artık parka gidebiliriz! dedi. Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hayretler içindeydi ve oğluna bunu nasıl yaptığını sordu. Çocuk şu ibretlik açıklamayı yaptı: Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti! Yani bizler aile olarak kendimizi düzeltmeye çalışırsak çocuklarımızda mutlaka düzelecektir. Şunu asla unutmayalım çocuklarımızın getirdiği karneler en az onun başarısı kadar bizimde başarımızı ölçmektedir Bu nedenle siz aileler çocuklarımızı sadece getirdikleri karne ile değerlendirmeyin. Elbette ki zayıf getirmişse onları düzeltmenin çarelerini arayacağız. Okulda öğretmenleri ile özellikle rehber öğretmen ile görüşeceğiz. Çocukla oturup onun da bu durum karşısındaki fikirlerini alıp ne yapacağımıza birlikte karar vereceğiz. Şunu asla unutmayın o çocuk getirdiği karnedeki zayıflara sizden daha çok üzülüyor. Sizin karşınıza öyle asla çıkmayı düşünmüyor. Bu konuda ben çok öğrencilerimi hatırlıyorum tatil gelmeden önce harçlıklarını biriktirip onunla sahte karne ayarlayıp sizi kısacıkta olsa sevindirmeyi düşündüklerini görüyorum. Bu nedenle çocuklarımızı olduğu gibi kabul edelim. Bazı at yarışlarında jokeyler attan düşerler ama kimse gidip de o jokeylere neden attan düştünüz diye tekme tokat girmez. Hemen koşup tutar kaldırırlar, kırığı çıkığı var mı bakarlar, tedavi gerekiyorsa hastaneye götürürler. Bizlerde lütfen çocuklarımızı örselemeyelim. Onların elinden tutalım onlara yardımcı olalım. Öncelikle çocukların karnesindeki zayıfların nedenlerini birlikte tartışarak çözümler üzerinde yoğunlaşmalıdır. Aile çocukla birlikte paylaşarak onun da bu karar içerisinde yer almasını sağlayarak sorumluluk bilincinin gelişmesine katkıda bulunulabilir. Okul zamanında belli bir programa göre hareket eden çocuklar için, tatil sıkıcı geçen ""boş zamanlar"" halini alabilir. Tatilin başlangıcında görülen heyecan, heves geçmeye başlayınca, yeni uğraş ve aktivitelerle vakitlerini eğlendirici ve eğitici geçirmelerine yardımcı olunmalıdır. Yarıyıl tatili anne ve babaların, çocuklarıyla birlikte vakit geçirmeleri için çok iyi bir fırsattır. Bu zaman diliminde mümkün olduğu kadar birlikte zaman geçirilmeli, tatil de birbirlerini daha iyi tanımak, anlamak ve birbirlerinin arkadaşlığından zevk almak için değerlendirilmelidir. Çocuğun okul başarısı diğer çocuklarla karşılaştırılıp kıyaslanmamalıdır. Yetenek, ilgi ve beceri olarak bakıldığında her çocuğun kendine özgü özellikleri olduğu unutulmamalıdır. Çocuk, her şeye rağmen koşulsuz sevildiğini ve ona güvenildiğini hissetmelidir BALTANIZI BİLEYİN Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş. İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuçta ikinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş -Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne? İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş ; - Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir. Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu zihnimizin, ruhumuzun karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Bu nedenle çocukların çok çalışması değil de planlı programlı ders çalışması daha verimli olacaktır. Aileler genellikle karnesi zayıf gelen çocukları tatilde pek rahat bırakmadıkları gibi karnesi iyi olan çocukları da tamamen serbest bırakmaktadırlar. Her iki durumda çocuklar açısından doğru değildir. Okul zamanında belli bir programa göre hareket eden çocuklar tatilde programsız kaldıklarında problem olurlar. Çünkü vücut belli bir şeye alışmışsa ondan birden koparmak zor olur. Biz çocuklara tatilin bir haftasını dinlenerek diğer haftasını da çok sık olmamak kaydıyla ders çalışarak geçirmelerini tavsiye ediyoruz. Karnesi zayıf olmayanların bol bol kitap okumalarını tavsiye ediyoruz Özellikle karnesi zayıf olan öğrenciler tatilin ilk haftasında kendilerine bir haftalık bir çalışma programı yapsınlar zayıf olan derslerine yönelik eksiklerini belirlesinler ve o konulara yönelik çalışıp soru çözsünler (program örneği aşağıda vardır.) geri kalan zamanlarında da hoşlandıkları aktiviteleri yapsınlar. Sinemaya gitsinler, sizlerle birlikte alışverişe gitsinler, arkadaş ziyareti akraba ziyareti yapsınlar, spor yapsınlar, mutlaka kitap okusunlar, çok fazla olmamak kaydıyla televizyonda beğendikleri filmleri izleyebilirler, bilgisayarları ile ilgilenebilirler. TAVSİYE EDİLEN PROGRAM 9.00 -9.30 kahvaltı 9.30- 10.30: ders 10.30- 11.00: dinlenme 11.00-12.00: ders 12.00 12.30: dinlenme 12.30-13.30: ders *****Kitap okuma saatini kesinlikle unutmama****(günde en az bir saat) ÖSS'ye ve OKS'ye HAZIRLANAN ÖĞRENCİLER İÇİN AŞAĞIDAKİ SÖZÜ KULAKLARINA KÜPE OLARAK ASMALARINI ÖZELLİKLE TAVSİYE EDERİM UNUTMAYIN BİLGİNİN ekrem-acarEFENDİSİ OLMAK İÇİN ÇALIŞMANIN KÖLESİ OLMAK GEREKMEKTEDİR EKREM ACAR GAZİ TL. AML. V E END. MES. LİSESİ REHBER ÖĞRETMENİ EĞİTİMCİ YAZAR

Bu haber toplam 183 defa okunmuştur
Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.