1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Yarın Dünya Kadınlar Günü!
Yarın Dünya Kadınlar Günü!

Yarın Dünya Kadınlar Günü!

     Yılda bir de olsa havanda su dövüyoruz.      Yarın bir kadınlar gününü daha kutlayacağız…      Yıllardır değişen bir şey yok....

A+A-

SSS

     Yılda bir de olsa havanda su dövüyoruz.

     Yarın bir kadınlar gününü daha kutlayacağız…

     Yıllardır değişen bir şey yok. Bir arpa boyu dahi yol alamadık kadınlar konusunda. O nedenle de benim yazımda bir arpa boyu ilerlemedi. Geçen yıllardan çok farklı değil! Dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye'de kadınlar değişik biçimlerde şiddete uğruyorlar. - Ülkemizde her üç kadından biri eşinden fiziksel şiddet görüyor. Kadınların yarısı ise şiddet gördüklerini daha önce kimseye söylemediklerini ifade ediyor. - Kadınların eğitiminin artması, kendilerini dayaktan kurtarma oranını yükseltirken; erkeklerin eğitiminin artması, şiddete başvurmalarını azaltıyor. İnsanoğlu var olduğundan günümüze kadar, her yerde kadınlar sömürülen ve ikinci sınıf insan muamelesi görmüşlerdir. Yakın yıllara kadar bunu bilmeyenimiz yoktu. Alışmıştık da! Ancak son yıllarda, özellikle ülkemizde buna ek olarak kadınlarımız şiddete maruz kalıyorlar, öldürülüyorlar. Gün geçmiyor ki kadınlarımızla ilgili şiddetsiz günümüz olsun. Araştırmalarda görüyoruz ki üç kadından biri dayak kurbanı. Ne yapmak istiyoruz. Nereye gidiyoruz… 365 günün 364 günü; erkeklerin egemenliklerini tehdit altında görmeleri, ya da egemenliği güçlendirmek istemeleri için kadınlarımıza, fiziksel şiddet, ekonomik şiddet, sözel şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet ve iftira uygulamalarıyla geçecek, sonra da çıkılacak, yılda bir gün “dünya kadınlar günü” denilecek. Gazetelerde gün geçmiyor ki cinsel istismara maruz kalan bir genç kız, bir kadın, daha çocuk yaşta bir kızın haberini okumayalım. Zaten bedenen güçsüz olan kadını birde böyle iğrençliklerle dünyalarını yıkmak mı bizim kadına saygımız. Bunca şeyden sonra onlardan nasıl sağlıklı nesiller  yetiştirmelerini bekleyebiliriz. Kendi ruhları yaralıyken nasıl düzgün bireyler yetiştirebilirler ki? Anamız…      Bacımız…       Kızımız…       Yarımız…       Aşkımız…       Sevgilimiz… Sevsek de, aşık olup onlar için dağları delip, çöllere düşsek de, onlarsız hayat düşünmesek de, onlara gereken değeri, saygıyı, sevgiyi verebiliyor muyuz acaba? Tek suçları kadın olmak mı? En cahilinden okumuşuna, evlisinden bekarına, duluna, gencinden yaşlısına hepsinin  suçu kadın olmak.  Kadın olmak zor zanaat. Hele de ülkemizde. Köyde, bağda bahçede, hayvanlara bakan, tohum eken, çapa yapan, ürün toplayan, bu arada ev halkının yeme, içme, temizlik, çocuk bakımı gibi sorumluluklarını üstlenen kadının durumu kentte de farklı değil. Anamı düşünüyorum. Her telefon edişimde dertlenirdi; “Allah canımı alsa da kurtulsam! Bıktım artık, bıktım! Ben bu dünyaya çile çekmeye gelmişim. Bir değil dört delinin elinde kaldım. Ben ölürsem sakın üzülüp gözyaşı dökme! Anam öldü de kurtuldu diye sevin!” Biri babam, diğeri kardeşim, diğerleri başına kalan iki torunu… Kendiside çok sağlıklı olmamasına rağmen, şimdi öyle demiyor. Babam birkaç aydır hasta yatıyor. Annem; Ben ölürsem ne olacak bu adamın hali! Ölene kadar elimden geleni yaparım. Hiç eziyeti yok bana! İşte bizim kadınlarımız! Sözü nereye getirmek istedim. Hani bugün “Dünya Kadınlar Günü” ya! Okuma yazması dahi yok anamın. Kız çocuğu okur mu diye gönderilmemiş. Yaşamı bizlerin yanına birkaç gelişi dışında,  Kayseri’deki evimiz de, dört duvar arasında geçmiştir yılları. Evin işleriyle kısır bir döngü içinde dolaşıp durmuştur. Biz çocukları, sonra torunları tek meşgalesi ve umudu olmuştur. Onlardan da gerekli ilgi ve saygıyı tam olarak görmüş müdür? oda ayrı bir konu. Yıllar önce mahalle çeşmesinden, yıkanmak için, çamaşır için su taşımaktan romatizma olmuştu. Yine de bir telefonumuzda dahi, mutluluktan uçarcasına tüm dertlerinden uzaklaşmış, hastalıklarına terapi olmuşuzdur. O bir fırın olmuştur hamur yoğurarak ekmek yaparak, o bir elektrik süpürgesi olmuştur, o bir çamaşır makinesi olmuştur, o bir ana olmuştur, o bir kadın olmuştur kocasına. Eğitimlisinden eğitimsizine kadar, her türlü baskıya maruz kalan kadınlarımız; en önemli iki baskı altında yıllarca ezilmektedir. Toplum içindeki baskı, aile içindeki baskı. Ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlarımızın sorunları ayrı, çalışan kadınlarımızın sorunları ayrı, genç kızlarımızın, dul kadınlarımızın sorunları ayrı. Ülkemizde ve gelişmekte olan ülkelerde kadın hakları ne yazık ki istenen seviyeden oldukça uzakta. Ülkemizde ve dünyada yarın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanacak… Çeşitli etkinlikler, konferanslar düzenlenecek. İyi güzel de!  Sonra ne olacak. Yine bazı bölgelerde töre cinayetlerine kurban gidecekler mi? Çocukluklarını yaşayamadan başlık parası için, babaları yaşındaki insanlara satılacaklar mı? Tarlada tapanda her türlü haktan yoksun karın tokluğuna ne zamana kadar çalışacaklar! Artan ekonomik çıkmaz, yoksulluğun ve pahalılığın körüklendiği günümüzde kadınlarımız ahlak dışı, cinsel tacize mi? uğrayacaklar. Fuhuş yaygınlığı önlenecek mi? Çalışan kadınlarımız, kadın erkek eşitliğinin sağlandığını görecekler mi? Yalandan, iftiradan kendini bilmezlerden kurtulacaklar mı? Siyasi yelpazede yerlerini geniş şekilde alacaklar mı?   *     *     *     *     *     * Emeğinizin sömürülmemesine, her türlü sosyal güvenceye kavuşmanız için, Tüm olumsuzlukların ortadan kalkması ve tüm haklardan yararlanmanız için, Kadın erkek eşitliğinin sağlandığı, kadına gereken değerin verildiği, acının ve gözyaşının dindiği güzel bir dünya dileğiyle… Kadın haklarının insan hakları olduğunu unutmayalım. Bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam sürmelerini diliyorum. Daha güzel günlere… Gününüz kutlu olsun!  

   

Bu haber toplam 739 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.