1. HABERLER

  2. SPOR

  3. YARATILIŞ GAYEMİZ OLAN TEBLİĞ’İN ÖNEMİ-KAYA SAK
YARATILIŞ GAYEMİZ OLAN TEBLİĞ’İN ÖNEMİ-KAYA SAK

YARATILIŞ GAYEMİZ OLAN TEBLİĞ’İN ÖNEMİ-KAYA SAK

Değerli Can Dostlarım !.. “Emr-i bi’l-mâruf, nehy-i ani’l – münker” yani Rabbimizin emrettiği iyi olan her şeyi anlatıp tavsiye etmek,yapılmasını...

A+A-
Değerli Can Dostlarım !..KAYA SAK-sohbet-i canan “Emr-i bi’l-mâruf, nehy-i ani’l – münker” yani Rabbimizin emrettiği iyi olan her şeyi anlatıp tavsiye etmek,yapılmasını yasakladığı kötü olan her şeyi de yine anlatarak men etmeye  çalışmak. İşte bu yol bizi varlığın yaratılış gayesine götüren tek yoldur. Kâinatı bir saray gibi düşünelim Rabbimiz bu sarayı bu yüce vazife için hiç eksiksiz en mükemmel şekilde tanzim etmiş ve yine bu yüce vazife için yaratılacak varlık kendisinin esmasının yani yüce isimlerinin tecellisini yansıtan en mükemmel, en mualla, en mücella varlık olan insanı tabir caiz ise saray halifesi olarak yaratmıştır. Peygamberlik manzumesi yani tertibi, sistemi de bu sebeple getirilmiştir. Hz. Adem(aleyhisselâm) hem ilk insan hem de ilk nebidir. Evlâtları daha gözlerini açar açmaz karşılarında babalarını iyiliği emreden, kötülükten sakındıran bir peygamber olarak bulmuşlardır. Bu demektir ki insanlığın ilk oluşumu nübüvvetle yani peygamberlikle başlamıştır. Neticede nübüvvet ağacı , başlangıçta ona çekirdek olan Nebiyi  Efendimizi (S.A.V.) meyve vermiştir. Zira O (sallallahu aleyhi ve selem) kâinat kendisi için yaratılan iki cihan serveri dir. O’nun gönderiliş gayesi ise tebliğ dir. Tebliğin özü de “EMR-İ  Bİ’L-MÂRUF  NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER” dir. Demek ki varlık bu iş için var edilmiş; öyle ise şüphesiz varlığın yaratılış gayesi olan bu iş-den daha mühim başka bir iş yoktur ve olamaz. Aziz Can Dostlarım !.. Hz.Adem (a.s.)dan Efendimize (s.a.v.) kadar gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin hayatlarına ulaşabildiğimiz kadarı ile bir göz atıp incelediğimizde mutlaka sadece çok hızlı ve kararlı bir şekilde tebliğ yaptıklarına şahit oluruz. Meselâ Hz. Nuh (aleyhisselâm) o gün insanlığa ulü’l-azm bir peygambere yakışır ciddiyette ve Kur’an ‘ ın  ifadesiyle “Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size nasihat ediyorum ve ben  sizin bilmediklerinizi Allah’tan gelen vahiy ile biliyorum.”(Araf :62) diyordu. Yani, Beni dinleyen, bana itaat eden ve sefineme binen kurtulacaktır. Bu kurtuluş hem zahiri hem bâtınî olacaktır, Sular üstündeki sefine sizin cismaniyetinizi kurtaracak yani ölümden kurtulacaksınız, Kalbinizle bana bağlanır,bana inanır dediklerime kulak verir yaparsanız ; hem dünyevi hem uhrevi hayatın korkunç dalgaları arasında boğulmaktan kurtulup selâmete erersiniz.Aksi takdirde hem madde hem manânızla tükenir gidersiniz… İnsan ki, Cenab-ı Hakk’ı bilip tanımak ve bu bildiklerini vicdanında duymak için yaratılmıştır. İşte o na bu vazifesini hatırlatmak ve aynı zamanda o nun “a’lâ-yı illiyyîn”e yani mertebelerin en yükseğine çıkmasına önder olmak için ardı ardına peygamberler gelmektedir. Hz. Nuh ( aleyhisselâm )dan sonra gelen Hz. Hud (aleyhisselâm)da aynı şekilde “Ben size emin bir nasihat çıyım.” Der ve insanları yaratılış gayelerine uygun yaşamaya davet eder. Efendimiz dahil hemen bütün peygamberler bu vazife ile vazifelendirilmişler ancak tamamı bu uğurda hayatları dahil her şeylerini feda etmişlerdir, yani bu vazifenin ehemmiyeti öyle bizim anlatmaya çalıştığımız veya kitapların yazdığından (Kur’an ve Hadisler  hariç) çok daha fazladır. Muhterem Can Dostlarım !.. Ne zaman bir önceki nebi nin ses ve soluklarının tesiri zihinlerden silinmeye başlamış insanlık bir önceki döneme göre irtifa kaybedip alçalmaya başlamış, büyük sarsıntılar birbirini takip etmiş, manevi hayat çorak bir araziye dönmüş ve insanlar adeta insanlık vasıflarını kaybetmiş ve derbeder hale gelmişlerdir. İşte nebiler babası Hz. İbrahim (aleyhisselâm.)  gönderildiğinde insanlık alemi böyle bir atmosferi yaşıyordu: O, irşad ve tebliğin diriltici nefesi ile insanlar arasına girdi , ulaşabildiği herkese hakkı ve hakikat’ı  tebliğ etti. O’nu dinleyip itaat edenler, yeniden insanî kamalat adına zirvelere çıktı ve kurtuluşa erdi. Bu iniş çıkışlar Efendimize kadar hep böyle devam ede geldi  tabii bu vazifenin vazifelilerinin hayatları hep sıkıntı, meşakkat, eza ve cefa ile geçti hatta bu uğurda şehadet şerbeti içenlerin sayısı da az değildir. Sevgili Can Dostlarım !.. Müsaade ederseniz Efendimiz döneminin İrşad ve Teliğini haftaya arz etmeye çalışayım çünkü O’nun önümüze açtığı çığır,gösterdiği yol kendisinin yegâne rehberimiz olması cihetiyle çok önemli !..Rabbim Şefaatinden mahrum etmesin, Cumanız Mübarek olsun.      
Bu haber toplam 142 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.