1. YAZARLAR

  2. ENVER ÖZDEL

  3. YA VATAN YA DA HAİNLİĞİ ...
ENVER ÖZDEL

ENVER ÖZDEL

ANAP Genel Başkan Yardımcısı
Yazarın Tüm Yazıları >

YA VATAN YA DA HAİNLİĞİ ...

A+A-

Onlar kendilerini çok iyi biliyor. İslamın, Hırıstiyanlığın, Yahudiliğin, Budistliğin, Zerdüştlüğün, Putperestliğin, Ateistliğin, Deistliğin, hangi inancın ya da inançsızlığın mensubu olursa olsun dünyada adalet var mı? Bence yok.Bombalayarak, yakarak, yıkarak, hapsederek, katlederek içimizdeki inancı yok ettiler. Binlerce sahte delil üreterek, yüzbinlerce hayatı kararttılar. İftira altında ölenler, ağır hastalıklara yakalananlar, ailesi dağılanlar, ocağı sönenler oldu. İnsanlık onurundan zerre pay almamışlar, bu insanlık suçlarını yükselişlerinin ayak sesleri olarak gördü. Kazandığı haksızlığı soylarının kursağından gönül rahatlığıyla geçirdi. Kendisini Yaradana değil de Yaradılana referans edenlere bundan sonra yöneten muamelesi yapılmasına karar verildi.Onlar, hırslı ve davasına bağlı adamlardı; kendilerini yetiştirenlere, hocalarına, şeyhlerine, şıhlarına,  abilerine, ablalarına güvenleri tamdı. Vatan haini olarak yetiştirildikleri meslek kariyerlerinde milletin, devletin ve memuriyetlerinin değil Araplaşarak adaletsizliğin emirlerini uygulamak için adım adım ilerlediler.Sakin yükselişten, büyüklerinin övgülerinden memnundular ama kendilerini daha kısa sürede, daha yüksek makamlara lâyık görüyorlardı. Başarıyı, büyük bir "İhanet Operasyonunda" önemli bir pozisyon yakalayarak gerçekleştirebileceklerini biliyorlardı. Bekledikleri fırsat "ATATÜRK Düşmanlığı" adı altında zuhur etti. "Türk Milletinin, Türk Devletinin, Türk Adaletinin, Türk Emniyetinin, Türk Akademisyenlerinin, Türk Ordusunun" varlığına hukuksal bir dava görünümü altında son verilecekti. Kirli, çok kirli adamlar lazımdı. Rüşvetçi savcılar, işkenceci polisler, kariyer için her şeyi yapabilecek hakimler, şerefli üniforma içindeki şerefsizler, kalemini ve vicdanını satan gazeteciler.Bu önemli operasyonu bizdenmiş gibi gözüken şerefsizlerin "bizzat yöneteceği" söylendi. Talimatlar direkt onlardan gelecekti. Sıraya giren hakimler, savcılar, polisler, askerler, gazeteciler oldu ancak onlar hiç telaş etmedi, kendi kariyerlerinden ve elde edecekleri tüyü bitmemiş yetim hakkından emindiler. Böyle önemli bir görevde yönetenlere sadece vatan hainlerinin referansta bulunabileceğini biliyorlardı. Sessizce beklediler. Büyükleri kendilerini yönetenlere çıkıp, "Efendim elimizde çok yetenekli, bize çok bağlı Vatan Hainleri var. Delil toplama ve tutukla(t)ma işini siz onlara bırakın" dediler.Bu referanstan sonra çok önemli görevlere getirildiler. Savcıların kendisinden emir beklediğini gören hainler coştukça coştu. Hele de kendilerine "Çalışmalarınızdan bizi yönetenler bire bir haberdar, sizlerden çok memnunlar" denildiğinde; baskınlar yaptırdıkları yerlerde buldukları sünnet düğün davetiyelerini bile basına ve savcılara "örgüt delili" diye dikte etmeye başladılar. Kendilerini yönetenlere haklarında gerçekten çok iyi referanslar gidiyordu. Yönetenler kendisini takdir ettikçe, onların da yönetenlere olan saygı ve bağlılığı artıyordu. Artık her şeyi yapmaya hazırdılar, ama her şeyi! Vatan hainlerinin önlenmeyen (önlenemeyen değil) yükselişi, kısa sürede etkilerini ülke sınırları dışında da göstermeye başladı. Artık amirlerine kafa tutuyor, emniyet müdürünü, valiyi, savcıyı, askeri azarlıyor, mesleki hiyerarşiyi hatırlatacak olanları yönetenler ile olan şahsi bağlarını öne sürerek ülkesini sevenleri susturuyorlardı. Kendi ekiplerini kurdular, atamalar, görevlendirmeler yaptılar. Liyakat değil nepotizm üstün geldi.Bunlar kim.Bunlar Amerikalı, İngiliz, Fransız, Alman ya da  İsrailli değil.Bunlar biziz.Netice..Makam, mevki ve para için önce vicdanını sonra vatanını satan, sadece kendi hayatını değil, çoluk çocuğunun hayatını da yokluğa atar.Evet, ilahi adalet zalimleri birbirine kırdırarak da olsa, kendi düzenini mutlaka hakim kılacaktır. Atatürk’ün Türkiye’si böyle olmamalıydı. Devletin çok kritik makamlarına getirilen insanların kim olduğunu anlamamız için    alt-üst soyağacına bakmanız yeterli. TBMM kurulduğundan beri seçilen milletvekillerine dikkat edin. Hepsi topu topu 800 aile ve ileri gelenlerinden seçilmiştir. Büyük Türk Milleti 1.500.000 aileden daha fazlasıdır. Bir ülkenin kaderini dini unsurlar belirlememelidir. Türk – İslam Sentezi adı altında Araplaştırılmaya çalışılan bu milletin adalet, hakkaniyet, merhamet ve milliyet genleri ile oynanmaktadır. Başucu kitabı Nutuk olmayan bir gençliğin sanal alem içinde bilerek ve istenerek yok edilmesi başlatılmıştır. Cenaze ve vefat haberleri sosyal medyada paylaşılmakta, insanlar vefat eden aile bireylerine sanal alemde Fatiha okunmasını talep etmektedir. Bunlara sebep olanlar yazımın giriş bölümünde anlattığım vatan hainleridir.Bunların yüzünden, Yakup Cemil, Hasan Tahsin, Boğazlıyan Kaymakamı, Kubilay, Deniz Gezmiş, Adnan Kahveci, Eşref Bitlisoğlu, Uğur Mumcu, Necip Hablemitoğlu, Ahmet Taner Kışlalı, Muhsin Yazıcıoğlu,  gibi kendisini halkı ve vatan toprakları için feda etmiş ya da hain pusularla katledilen vatan evlatları artık yetişmiyor.Kendisine Atatürk’çüyüm diyen ama hayatın da hiç Nutuk’u okumamış darbe çığırtkanlığı yapan Kaftan Giyip Kılıçla Oynayan İmamlar.Son dönemlerde enteresan istifalar ve atamalar.Hakkaniyet yapısı bozuk olan siyasetçilerin bile artık dansözlere taş çıkartacak kalça çemberlerinde kimseleri kalmadı.İnsanımın artık alçakların demokrasi söylemlerine inancı yok.Tüm anketler, saha araştırmaları, istatiksel veriler yalan.Okuma ve araştırma alışkanlığı olmayan halkımın haberi bile olmadan çıkartılan şahsa özel torba yasalar.Üniversitelerimizde suni bir eğitimle yetiştirilen gençlik.Bakara Makara, Kakari, Kikiri sallayarak bürokrat olanlar.Tilki gibi dolanan  Ey Al Na Lar.Ilık Acurlar.Etek giyen racon kesen mafyalar ile pişti oynayan G noktaları.Fetva veren, 12 yaş kadın bedeninin en güzel olduğu yaştır diyen   Profesörler.Milletin Vekili olduğunu unutan ama komisyon oranını unutmayan Milletvekilleri.Harita okumayı bilmeden mezun edilen Subaylar, Astsubaylar.Öğrencisine sorduğu matematik sorusunu çözemeyen öğretmenler.Devletten ihale alıp yetim, öksüz hakkı demeden karısına, metresine jeep alanlar.Eline televizyon kumandası verilip Netflix, Survivor, magazin programları ile uyuşturulanlar.Çalınan paralarımızın yurtdışından gelen kredi gibi gösterilerek ve tekrar bizlere faizi ödettirilerek yeniden çalınması.Badeciler, badelenenler.Artan boşanma oranları, azalan evlilik istatistikleri.Yaygınlaşan fuhuş. Pembe diziler.Kendi kendine yeten değil, Kendi kendini mahveden olduk.Artık Adalet ve Hukukun tadı yok.Sarı Saçlı, Mavi Gözlüm Seni çok özledik.İster Mustafa, ister Kemal, ister Atatürk olarak gel.Nasıl gelirsen gel ama ne olur çabuk gel.
Saygılarımla;
  
 

Bu yazı toplam 4800 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum