1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. VAN Tren Gezimiz!(9)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

VAN Tren Gezimiz!(9)

A+A-

SANAT KALEMİ

alaattin-karaer--kose-yazisi1-049.jpg

Çaldıran İlçesinde durmadan, midibüsten çektiğimiz fotoğraflarla, hatıralarımızda kalacak şekilde Doğubayazıt’a doğru devam ediyoruz. 60-70 km yolumuz kaldı. Çaldıran ve Doğubayazıt arasındaki, Tendürek dağını görüyoruz. En yüksek zirvesi 3533 metre olan volkanik bir dağ. Tendürek Volkanik Dağının yüzlerce kilometrelik alanda izlerini görüyoruz ve hayretler içerisinde kalıyoruz. Bu dağdan püsküren lavların soğumuş halleri gerçekten enteresan bir görüntü oluşturmuş. Halen için için yanan volkan ağızları bulunduğundan bir tandıra benzetildiği için Tendürek (tandır) adı) verilmiş. Kaynaklardan dağın doğusunda bulunan kraterden sıcak su buharları ve hidrojen sülfür gazlarının çıktığı, bu gazların krater kenarlarında sarı renkli kükürt oluşumunu sağladığı, çıkan su buharlarının derecesinin ise 60 derece olduğu belirtilmektedir. Bazı kaynaklarda Tendürek Dağının en son 1855 yılında lav ve gaz püskürttüğü yazıyor. Ancak büyük bir patlama yaşanmamış.  Dağ içerisinde İran sınırına kadar sönmüş volkan kayacıkları arasında yüzlerce mağara olduğu söyleniyor. Hatta daha ilerisinde çaldıran yakınlarından girilerek İran’dan çıkılan mağaralar olduğu iddialar arasındaymış. Dağ içerisinde volkanik bir göl bulunmaktaymış.  Doğubayazıt’a 20 km kalmışı ki, keskin bir rampalı virajdan yokuş aşağı iniyorduk. Küçük bir yerleşim yeri, Gökçebulak Köyü olduğunu öğreniyoruz. Rehberimizin söylediğine göre; buradaki virajda çok sık kaza oluyormuş. Kaza sonrası kamyonlardan, özellikle kömür yüklü kamyonlardan, köylüler nasibini alıyorlarmış.  Hatırlar gibi oldum. Gökçebulak Köyü yakınlarındaki buzlu rampayı inerken, yoldan çıkan ve   uçuruma yuvarlanan otomobilde sıkışan 3 kişi donarak ölmüştü. İşte bu kazanın olduğu, ayrıca, sık sık haberlerde duymuş olduğumuz PKK’lı teröristlerce düzenlenen saldırılarda şehit vermiş olduğumuz bir bölge… Coğrafi açıdan Doğu Anadolu bölgesinin en doğusunda olan sınırlarımızdan biri olan ve Türkiye-İran sınırında yer alan Doğubayazıt’a giriyoruz… Çevresi dağlar ve tepelerle kuşatılmış olan Doğubayazıt Ovasının doğusunda İran sınırında, Atatürk’ün direktifleriyle 1936 yılında yapılmaya başlayan ve 14 Mart 1937 tarihinde T.B.M.M. tarafından çıkarılan 325/07 sayılı yasa ile hizmete açılan, Türkiye’nin İran ve Asya’daki Türk Cumhuriyetleri’ne açılan en büyük hudut kapısı durumunda bulunan 137.500 m2 alan üzerinde kurulmuş Gürbulak Gümrük kapısı buradadır.  Kuzeyinde tüm heybetiyle Ağrı Dağı ve Iğdır Ovası, güneyinde Tendürek yer almaktadır. Doğubayazıt çevresinde yaygın olarak volkanik kütleler bulunmaktadır.  İlçe zengin bir tarihe sahiptir. Tarih boyunca çok sayıda kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Eski Beyazıt’ta ve kalede Urartu Mezarlarının oluşu, şehrin tarihini çok eskilere götürür. İlçe Urartular, Asurlar, Medler, Persler, Roma ve Bizans hakimiyetinde kaldıktan sonra Halife Hz. Osman döneminde İslam akınlarıyla tanışmıştır. Doğubayazıt bir yandan Anadolu’da yaşamış, savaşmış, uygarlıklar ve kültürler oluşturmuş bütün kavimlerin izlerini taşırken, bir yandan da doğal güzellik ve folklorik zenginliğiyle de gün geçtikte önem kazanmıştır. Malazgirt zaferinden önce 1064 yılında Kars’ın fethi ile Doğubayazıt da Selçuklu topraklarına katılmış, ancak daha sonra Moğol istilası ile Timur’un işgalinden de nasibini almıştır. Sonraki dönemde Akkoyunlular ve Karakoyunlular arasında zaman zaman el değiştiren ilçe XV. Yüzyıl sonlarında Safevilerin eline geçmiş ve nihayet 1514 yılında Çaldıran Savaşından sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır. Doğu,  heybetli dağlarla ünlenmiştir. Bazid ovasının kuzeydoğusunda yükselen ve 5137 metreyle sadece Ortadoğu’nun değil, aynı zamanda Avrupa’nın en yüksek zirvesi olan, en son 1840 yılında deprem sırasında çok büyük bir patlamanın gerçekleştiği volkanik bir dağdır. Ağrı Dağı yüksekliği, buzları, insanları, değişik yapısal görünümleri, kar sınırına kadar kaplı otlukları, çeşitli rengarenk olan çiçekli çayırları ve dağ çayırları ile ilginç ve çekici bir görünüme sahiptir.  Geriden görmekle yetindiğimiz Ağrı dağı, doğa harikası olarak, jeolojik konumunun yanı sıra, kutsal kitaplarda yer alan Tufan’dan sonra Nuh’un Gemisi’ne ev sahipliği yaptığı inanışı dolayısıyla efsanevi kimliğiyle de ön plana çıkan bir dağdır.  Hz. Nuh ve bindiği geminin sular çekilince bu dağda karaya oturduğu asırlardır söylenmektedir.  Yüzyıllardır gezginlerin ve bilginlerin dikkatini çeken Ağrı Dağı, Marco Polo’nun yazılarında, “Hiçbir zaman çıkılamayacak dağ” diye söz ettiği bu görkemli dağa ilk tırmanış, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi.  Türk dağcıların dağa ilk kış tırmanışı ise çok daha geç tarihte, 21 Şubat 1970 tarihinde Dağcılık Federasyonunun eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi.  Doğubayazıt’ın merkezinden geçiyoruz. Programımız İshak Paşa Sarayı…

devam edecek…

aa-004.jpgagri-dagi.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi2-045.jpggokcebulak.jpgtendurek-1.jpgtendurek-4.jpgyon-tabelasi.jpg

Bu yazı toplam 524 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.