1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. VAN Tren Gezimiz! (10)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

VAN Tren Gezimiz! (10)

A+A-

SANAT KALEMİ

alaattin-karaer--kose-yazisi1-050.jpg

Doğubayazıt şehir merkezine sonradan uğramak üzere, midibüsümüz 5 km. mesafelik yokuş yukarı yol almaya devam ediyordu. Tepede bulunan İshak Paşa Sarayı görünmeye başlamıştı. Saray kapısında araçtan indiğimizde, kapı girişinin yanında satıcılara hanımlar hücum etti. Herkesin bir derdi var. Benimki de fotoğraf çekmek. Bir daha buralara gelinir miydi bilinmez ki! Saraya girmeden birkaç fotoğraf çektim.  Fotoğraf karesine dikkatimi çeken camiler dikkatimi çekti. Tek minareli, yakındaki Bayazıt camii ve Doğubayazıt Kalesi, diğeri ise Ahmet-i Hani Türbesi, ve Camii olduğunu öğrendim rehberimizden. Buraları görmeden uzaktan bakmakla yetinecektik. Zamanla yarışıyorduk. Genelde Kültür gezilerinde sorun buydu. Saatlerce yol gidersiniz, arkamızdan atlı geliyor gibi son sürat gezilirdi. Milli maratoncu dahi bize yetişemezdi. Bu süre zarfında, rehberimi dinleyeceksin?, fotoğraf mı çekeceksin? kendi başına inceleme olanağı mı bulacaksın? Saate baktım,  girip çıkmamız toplam 50 dakika olmuş.  BAYAZIT CAMİİ (Selim Camii): Doğubayazıt, 1514 Çaldıran Savaşı’ndan sonra I. Selim zamanında Osmanlı topraklarına katılmış, Doğubayazıt Kalesinin hemen yanında, merkezi kubbeli ve tek minareli Selim Camii de o dönemde yapılmıştır. Caminin yer aldığı yamaç düzeltildikten sonra, duvar örülmek suretiyle düz bir teras oluşturulmuş ve üzerinde camii inşa edilmiştir. Kesme taştan yapılan camii, 15-20 m .x 15 -20 m. boyutlarında, kara planlı ve tek kubbelidir. Sonradan yıkılan beş gözlü son cemaat yeri ile bir minaresi vardır. Yapıda kahverengi tuğla kırmızısı, sarı ve Beyza renkte taşlar karışık biçimde kullanılmıştır

     Tarihi caminin giriş kapısı, beden duvarları, mihrabı, son cemaat yeri, mihrabiyeleri, duvar payeleri, kubbeye geçiş sistemleri, duvardaki kemerler, pencereler ve minarenin yapımında bir sadelik çarpar. DOĞUBAYAZIT KALESİ: İshak Paşa Sarayının girişinden görülen ve Belleburç denilen yerde bulunmaktadır. Sarp bir kayalık üzerinde kurulmuş olan ve günümüzde harabe bir durumda bulunan kalenin ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Buradaki kaya mezarı M.Ö. 13 ile 9 yy. arası olarak tarihlendirilmiş ve Urartu döneminde kalenin adının Daryunk olduğu belirtilmiştir. Bayazıt şehrinin coğrafi konumu nedeniyle, kale tarih boyunca önemli görevler üstlenmiştir. Üç bölümden meydana gelen kalenin orta bölümünde mağaralar ve bir mabet kalıntısı bulunmaktadır. Kalenin çevresini kuşatan surlar yıkılmıştır.   AHMED-İ HANİ TÜRBESİ VE CAMİİ: 1651 yılında doğan ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen, ancak yazma bir eserde 1707 yılında öldüğü ileri sürülen,   yörenin en önemli şair ve filozoflarından olan Ahmedi-i Hani’ye ait bir türbedir. Türbenin yanında sonradan yapılmış birde camii yapılmıştır. Ahmed-i Hani ünlü “Mem-u Zin” adlı eserin yazarıdır. Hakkari Han köyünden Doğubayazıt’a geldiği söylenmektedir. Ahmed-i Hani bu eserde, Emir Zeyneddin’in güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sili adlı iki kız kardeşin, Memo ve Taceddin adındaki iki gençle olan aşklarını şiir şeklinde anlatır. Eser aynı zamanda sinemaya da uyarlanmıştır. Bilgin ve edebiyatçı kişiliğiyle bilinir.  Ayrıca “Nubahar” Arapça-Kürtçe sözlük kitabı bulunmaktadır.

Rehberimizin uyarsıyla Saraya girmek üzere toplandık.  Selçuklu mimarisinin izlerini taşıyan görkemli bir taç kapıdan giriliyor. 1877 Rus işgali sırasında yerinden sökülüp götürülen cümle kapısının, altın kaplama olduğu öne sürülüyor. Yapının duvarlarında, bitkisel öğelerin ağır bastığı taş benzemeler insanı hayran bırakıyor. İran, Selçuklu, Gürcistan ve Kafkas üslupları birbirinin içine geçip, yepyeni bir üslup olarak duvarlardaki yerini almış. Saray’ın girişindeki tanıtım levhasında şöyle yazıyordu; İSHAK PAŞA SARAYI: Osmanlı mimarisinin Anadolu’da günümüze ulaşan tek saray yapısı olan ve yapıldığı yüzyılda olduğu gibi günümüzde de bölgenin en önemli mimari eseri olan İshak Paşa Sarayı harem taç kapısı üzerinde yer alan kitabede (H.1099) M. 1784 yılında Çıldıroğullarından II. İshak Paşa tarafından yaptırıldığı yazılmaktadır Saray, eski kasabanın merkezinde, üç tarafı tamamen sarp, dik meyilli bir tepe üzerine kurulmuştur. Tepenin yalnız doğu tarafında, sarayın ana girişinde bulunduğu yönde araziye bağlantı sağlandığı görülmektedir. Sarayın üzerine inşa edildiği platformu oluşturmak için kuzey, güney ve kısmen batı yönlerine, çevresi yüksek duvarlı teraslar ve bodrum katlar inşa edilmiştir. Saray bazı bölümleri tek, bazı bölümleri iki, bazı bölümleri bodrum katı ile birlikte üç katlı olacak şekilde ve başlıca iki avlu çevresinde oluşturulan bölümlerle ana kütleyi oluşturan harem bölümünden meydana gelmiştir. Dıştan dışa 115x50 m. boyutlarındaki saray, oturduğu saha ile birlikte 7600 m2 lik bir düzlem üzerine oturtulmuş olup 360 birimden meydana geldiği tahmin edilmektedir.  Sarayda kullanılan temel yapı malzemesi oldukça zengin bir çeşitlilik gösteren ve çevrede bulunan taşlardır. Taş malzeme dışında sınırlı miktarda ahşap, sıva ve harç ile taşların bağlantı elemanı veya pencere parmaklıklarında demir malzeme kullanılmıştır. Bölgenin iklim koşulları göz önüne alındığında sarayın, ısıtılması sorununa en uygun çözüm yolu olarak sıcak su toprak künkler vasıtasıyla yapı içerisinde dolaştırılmış bir nevi kalorifer sistemi oluşturularak mekanlar ısıtılmıştır. Süsleme programı bakımından Osmanlı mimarisinin en zengin örneklerinden birisi olan sarayın süslemelerinde yapıldığı dönemin noda beğenisi olan Barok-Rokoko gibi bazı Batı etkiler, kuzey Kafkasya ve İran etkileri ile yoğrularak eklektik bir karakter ortaya konulmuştur. Ancak motiflerin temelini ve kompozisyon düzenlemelerine inildiğinde olduğu gibi süslemelerde de geleneksel Selçuklu sanatı etkilerinin ağır bastığı görülmektedir.

devam edecek...

alaattin-karaer--kose-yazisi2-046.jpg

Bu yazı toplam 305 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.